Advertisement

Advertisement

Terörizmle mücadele Esad’a karşı mücadeledir

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
10/03/2015


Ozan Ceyhun Ozan Ceyhun


Terörizme karşı mücadele özünde „insan hakları ve demokrasi için“ mücadeledir.

Terörizme karşı mücadele ise sadece terör örgütlerine karşı verilerek başarılı olamaz. Önemli olan terörün kaynağını kurutmaktır. İşte bu konuda en başta ABD ve Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere „terörizme hem çok kurban veren“ hem de „terörle sürekli mücadele eden“ ülkeler olarak artık „gerçeği sadece görmekle“ yetinmeyip „tavır almak“ zorundalar.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Ahmet Davutoğlu’nun haklı olarak dile getirdiği gibi „Suriye’de uluslararası toplum 3 yıl sonra dediğimize geldi. Suriye konusunda yaptığımız uyarıları yanıtsız bıraktılar ve bugün gelinen noktada Suriye’de olup bitenler ulusal güvenliğimizi tehdit ediyor… Bu 3 yıl içinde DAİŞ bölgede yerleşti. Biz Suriye’de 3’üncü seçenek mümkün diyoruz. Suriye halkını rejim barbarlığı ile DAİŞ barbarlığı arasında bir seçim yapmaya zorlamayın, ılımlı muhalifler ile Suriye yeniden inşa edilmeli“.

Türkiye en başından itibaren Suriye’nin eli kanlı diktatörü Esad’a karşı tavır aldı. Çünkü Esad’ın terörünün ve zulmünün nelere malolacağını çok iyi görebilmekteydi.

Hiç kimse kendini kandırmasın boş yere!

Eğer 3 yıl önce Suriye’nin eli kanlı diktatörü Esad’a karşı tüm dünyayı uyaran Türkiye yalnız bırakılmamış olsaydı DAİŞ terör örgütü bugün belki de ya yoktu ya da şu an ulaştığı konumda değildi.

Dünyanın kayıtsız kalarak seyretti Esad’ın üniformalı teröristlerinin özellikle Suriye’de halkın çoğunluğunu oluşturan Sunnilere yönelik terörü ve zulmüdür DAİŞ’i geniş yığınlar içinde „cazip“ bir hale getiren ve bulunduğu coğrafyada maalesef halkın desteğine da sahip olabilmesini münkün kılan. Suriye’de iktidarda olan Esad Diktatörlüğü onlarca yıl Şii azınlığı memnun ederken Sunnileri sürekli ezdi. Müslümanlarlar için yüz karası olan „diktatör Esad’a karşı mücadele“ başladığında eğer ABD ve AB üyesi ülkeler „Özgür Suriye Ordusu’nu“ desteklemiş olsalardı bugün DAİŞ „alternatifi“ bu derece başarılı olamayacaktı. Diktatör Esad, kendi halkını ve özellike Sunnileri sadece ve sadece „demokrasi“ istedikleri için çoluk, çocuk, kadın erken ayrımı yapmaksızın katlederken ve „Özgür Suriye Ordusu“ Esad’ın uçaklarına, tanklarına, helikopterlerine, varil ve gaz bombalarına karşı tabancayla tüfekle kahramanca direnirken „dünya“ maalesef kayıtsız kaldı. Zulmün altında inim, inim inleyen Suriyelileri „yalnız“ bıraktı.

Oysa hiç değilse „İsrail Devlet Terörü’nün zalimliği altında inim, inim inleyen Filistinlilerin öyküsünden“ ders çıkarılmış olmalıydı.

Hayır! Aynı Filistinliler İsrail Hükümeti’nin saldırıları karşısında nasıl „yalnız“ bırakıldıysalar, Suriyeliler için de durum farklı olmadı.

Tek bir lider ve tek bir ülke aynı Filistin Halkı’nın yanında olduğu gibi Suriye Halkı’nı da yalnız bırakmadı. Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye!

Filistinliler ve Suriyeliler söz konusu olduğunda AB’nin tüm „yüce değerlerini“ unutuveren ve „üç maymunu oynayan“ AB ülkelerinin ayaklar altına aldığı „AB’nin değerlerine“ Suriye’de de Türkiye sahip çıktı. Sayıları 2 milyonu bulan insanı savaşa kurban edilmekten kurtardı. „Özgür Suriye Ordusu’nun“ „özgürlükler ve demokrasi“ için verdiği haklı mücadeleye elinden geldiğince destek oldu.

DAİŞ terör örgütüne karşı sıcak savaşın bu derece yakınında olmasına karşı „cesur bir duruş“ gösterdi.

İslam Dini’ni istismar eden ve müslüman kanı döken DAİŞ terör örgütüne karşı tavır alarak „ “Bizim İslamımız onların İslam’ı değil. Türkiye İslam’ı içinde uyum, hoşgörü, çok kültürlülük var. Çünkü onların varlığı bizim İslami varlığımıza bir tehdit. Bize bir güvenlik tehdidi.“ diyerek tüm dünya kamuoyunu uyardı. Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin kaygıları Uluslaraarası Koalisyondan çok farklı. Türkiye için „DAİŞ Suriye’den çıkınca ne olacak’“sorusu hayati önem taşımakta. DAİŞ’ın boşalttığı bölgelere Diktatör Esad’ın üniformalı teröristlerinin girmesi ve aynı şekilde DAİŞ’ten temizlenmesi öngörülen Irak’ta DAİŞ zulmünden kurtarılan kentlere ve köylere bu sefer Şii milislerin girip Sunni’lere terör estirmesi yeni DAİŞ’lerin ortaya çıkmasına neden olacak kaygısı haklı bir endişe!

Uluslararası Koalisyon „DAİŞ ’ı temizleyelim, sonrasına bakarız“ stratejisi ile büyük bir hata yapmakta.

Sayın Davutoğlu’nun dediği gibi „Ateş Türkiye sınırlarında yanıyor ve en çok da Türkiye insanını yakıyor.“ Bazı istihbarat örgütleri de bu çatışma ve kaos ortamının sürmesi için kışkırtıcı faaliyetlerini sürdürmekteler.

Suriye’ye İran ve Rusya’dan silah desteği yapılmakta. Öte yandan DAİŞ’in elinde Musul’da ele geçirdiği modern ABD silahları var. İşte böyle bir „savaş ortamında“ sadece bir tarafı „bertaraf etmek“ sorunun çözülmesine hiç bir katkı sağlamamakta. Uluslararası Koalisyon hem Esad’a hem de DAİŞ’e karşı hafif silahlarla direnen „demokrasi“ yanlıların yanında olması gerektiğini görmeli artık!

Ve tüm bunlar olurken Nijeryaya’yı kan gölüne çeviren Boko Haram terör örgütünün lideri Ebu Bekir Şekau'ya ait olduğu öne sürülen videoda, Şekau'nun DAİŞ lideri Ebu Bekir el-Bağdadi'ye biat ettiklerini belirttiğini öğrenmekteyiz. Yani kısacası terör örgütleri uluslararası düzeyde „büyür“ ve „güçlenirken“ Uluslararası Koalisyon terörün kaynağını kurutmaya yanaşmıyor.

Oysa Suriye’de Esad Oligarşi’sinin sona ermesi demek sadece Suriye’de değil tüm Ortadoğu’da barış için bir şans demek! Esad desteği kesilen Irak’taki Şii milislerinin Sunnilere yönelik zulmünün sona ermesi de bu sayede mümkün olacak.

DAİŞ terör örgütü Suriye ve Irak’ta Diktatör Esad’ın ve onun desteklediği Şii milislerin sunnilere yönelik zulmü ve baskısı sayesinde „varlığını“ sürdürmekte hiç zorluk çekmiyor!

Esad’ın Suriye’de diktatörlüğünü sürdürebildiği her gün teröre karşı verdiğimiz mücadelede kaybedilmiş bir gündür!

Türkiye haklı olarak Uluslarası Koalisyona sesleniyor ve „gelin sadece DAİŞ terörüne karşı değil Esad terörüne karşı da mücadele edelim ve bu konuda Türkiye üzerine düşenleri yapmaya hazır“ çağrısını yapıyor. Sadece DAİŞ’e karşı verilen mücadele bölgede her gün Diktatör Esad’ın yeniden güçlenmesine neden olmakta. İşte asıl tehlike burada!

Bu tehlikeyi gören AB ülkelerinin ve liderlerinin sayısı artmakta. Ancak onlar da sadece demeç vermekle yetinmeyip ABD’yi de ikna ederek Uluslararası Koalisyonun doğru bir strateji uygulamasını sağlamak zorundalar! 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: ozan ceyhun
MANŞETLER

HK Ozan Ceyhun

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.