Advertisement

Advertisement

Demokrasinin değil terörün seçim zaferi!

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
17/06/2015


Ozan Ceyhun Ozan Ceyhun


Türkiye'de genel seçimler yapıldı ve sonuçlandı. Elbette sonuca saygı göstermek gerekir.


Ben de genel olarak seçim sonuçlarına saygılıyım.


Ancak bir konuda özellikle Avrupa'daki dostlarımızın da daha özen göstermesi gerektiği inancındayım. Türkiye ile sorunlu olan çevreler benim de onları anlayışla karşıladığım gibi seçim sonucuna sevindiler. Onlar için Türkiye'nin demokratik seçimle seçilmiş Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anlaşıldığı kadarıyla “baş sorun” konumunda. Türkiye'nin Cumhurbaşkanı'nın Türkiye'nin çıkarlarına sahip çıkması doğal olarak Avrupa'da belli çevrelerin çıkarları ile çelişmekte. Bu nedenle sevinmeleri de doğal.


Ancak dürüst olmaları da gerekiyor!


Hani Türkiye'de bir diktatörlük vardı? Hani Recep Tayyip Erdoğan bir diktatördü ve ülke tamamen onun kontrolü altındaydı? Hani seçimlerin AK Parti Hükümeti tarafından manipüle edileceği idda edilmekteydi? Hatta Türkiye'de demokratik seçim olabileceği şüphe edilmekteydi!


Bunları seçimler öncesi hem Brüksel hem de bazı AB ülkelerinin başkentlerinde çok dinledik.


AB heyetlerinin seçimlerde gözlemcilik yapmaları ve AK Parti Hükümeti'nin seçimlere “hile karıştırmasının engellenmesi” istenmiyor muydu?


Sahi o gözlemciler acaba neler gözlemlediler?


Türkiye'de bir diktatörlük söz konusu olmadığını ve AK Parti Hükümeti'nin seçimlerin en demokratik ve adil ortamlarda gerçekleşmesi için elinden geleni yaptığını acaba ne zaman açıklayacaklar?

HDP'nin barajı aşması özellikle Brüksel'de ve AB ülkelerinin başkentlerinde bazı kesimleri çok sevindirdi. 


HDP gerçekten çok çalıştı. Ayrıca daha düne kadar oturdukları evde bir “Kürt kökenli”apartman görevlisini “güvenmedikleri” için işe almayan Türkiye'nin müslümanlarla sorunlu “mutlu oligarşik azınlığı” HDP'nin barajı geçmesi için seferber oldu.


Benim çocukluğumun ve gençliğimin geçtiği ve aslında “Kürt” kelimesinin bir “övgü” değil “hakaretmişcesine” kullanıldığı İstanbul'un Bebek semtinde sosyetemiz yüzde 45 oy verdi HDP'ye. Yine sosyetik Nişantaşı semtinde yüzde 60'lara yakın destek aldı HDP!


“Kürtler” ile en sorunlu çevrelerin aslında ana sorununun “müslümanlar” olduğu gerçeğinı gördük bu seçimlerde. “AK Parti'nin günün birinde şeriatı gerçekleştireceği” safsatasına inanan “mutlu oligarşik azınlık” nedense daha düne kadar “bölücüler” dediği hatta Ahmet Kaya gibi değerli sanatçıları onlara çatal, bıçak atarak sahnelerden kovaladığı çevreleri desteklemekten hiç çekinmedi.

Buraya kadar lafımız yok!


Elbette kendileri bilirler kimi seçeceklerini.


Ancak hem Türkiye'de HDP'ye oy veren “sosyetik kesim” hem de yurtdışında HDP'yi desteklediğini ilan eden ve seçim sonrası da çıktıkları tv ekranlarında “önemli olan AK Parti'yi engellemekti, bunun için her yol mübahtır” diyen Alman Yeşiller Partisi gibi politik çevreler özünde “teröre göz yumduklarını” bilerek mi görmezden geldiler?


Bu gerçek göz önünde tutulduğunda HDP'nin seçim zaferi maalesef demokratik bir zafer değil.


Terör örgütü PKK'nın bizzat Irak'taki Kandil Dağı'ndaki üssünden organize edilmiş “silahlı propaganda ve tehdit faaliyetleri” sayesinde aşıldı yüzde 10 barajı HDP tarafından Türkiye'de.


Çözüm Sürecine gerçekten ve yürekten inanan kesimler olarak hem HDP hem de Kandil'in ve onların arkasında “İmralı'nın Çözüm Süreci'ne verdiği destekten” rahatsız olan yabancı güçlerin bu seçimi “İmralı'nın etkisiz hale getirilmesi” fırsatı olarak kullanılmak istendiğini tespit etmek üzücü. Ne HDP'nin nede Kandil'deki terör örgütü PKK'nın Türkiye'de “artık analar ağlamasın” hedefimize samimi destek vermedikleri bu seçimde ortaya çıktı.


Seçime iki gün kala bir HDP etkinliğinde patlayan bomba ve insanların katledilmesi bile bu olayın seçime olan etkisi göz önünde tutulduğunda çok şaibeli  bir durum.


Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da PKK terör örgütü bizzat köyler üzerinde “kanlı propaganda” yaparak “HDP'ye oy vermeyen köyleri yakacağız” diyerek oy toplarken HDP yöneticileri bu durumdan hiç rahatsız olmadı!


Şahsen ben 31 Mayıs 2015 Pazar Günü İzmir'in Buca ilçesinde, yani Batı Türkiye'de ve en modern kentlerimizden birinde, bir Kürt vatandaşımızın “beni HDP bürosuna çağırdılar, gittim, gece 01.30'a kadar beni tehdit ettiler, çocuklarıma zarar vereceklerini söylediler, korktum ve HDP'ye oy vereceğim sözünü verdim, o zaman beni bıraktılar” dediğine tanık oldum. Üstelik bu Kürt vatandaşımız tesadüfen gittiğimiz bir yerde bu olayı anlatırken o gün İzmir'de seçim kampanyasını izlemek amacıyla bizimle birlikte olan Alman Der Spiegel Dergisi Türkiye muhabiri Hasnain Kazim da benimle birlikteydi ve bu vahim duruma şahit oldu!


Alman Yeşiller Partisi ve tüm diğer Avrupalı çevreler acaba PKK terör örgütünün 7 Haziran Türkiye Genel Seçimi'nde oynadığı “kanlı rolü” görmemek için başlarını kuma mı soktular? Yoksa Alman Yeşiller Partisi'nin bir temsilcisinin açıkladığı gibi “AK Parti'yi engellemek için her yol mübahtır” çirkin ifadesinin arkasında mı durmaktalar?


Eğer AB'nin değerleri Türkiye söz konusu olduğunda ayaklar altına alınacaksa ve bu bile“mübahsa” o zaman AB'nin inandırıcılığı mümkün mü?


AK Parti ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan her şeye rağmen sandıktan çıkan sonuca “saygı gösterdiler”. 

Ancak bu gerçeği değiştirmiyor!


HDP'nin yüzde on barajı aşmasını sağlayan güç PKK oldu! Ve uygulanan yöntem de “seçmeni şiddet ile, öldürme, yakınlarına zarar verme ve köylerini yakma” tehdit etme yöntemiydi!


İşte bunun için Türkiye'de AK Parti tabanı kesinlikle HDP ile bir koalisyona karşı! Oysa aynı taban en sert eleştirilere ve hatta kendi içinde bile muhalefete rağmen Çözüm Süreci'nin dimdik arkasında durmuştu. AK Parti tabanı sayesinde Türkiye'de “anaların ağlaması son buldu”.


Şimdi ise en büyük endişemiz “anaların tekrardan ağlaması”.


Elbette bu endişemiz Türkiye'nin huzura kavuşmamasını hedefleyen yabancı mihrakların derdi değil!


Ancak AB samimi ise ve değerlerine sahip çıkıyorsa onun da derdi olmalı ve bu seçimi özellikle yukarıda dile getirdiklerimi iyi analiz etmeli!
 
YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: ozan ceyhun
MANŞETLER

HK Ozan Ceyhun

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.