Advertisement

Advertisement

İnsani gelişme mümkün mü?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/11/2021


Erçin Tekakpınar Erçin Tekakpınar


Ekonomik büyüme, kalkınma ve gelişme insanlığın ortaya çıkışından itibaren var olmuş tüm ülkelerin ulaşmaya çalıştığı ana hedef, tüm siyasi söylemlerin odak noktası ve uzun yıllardır üzerinde en çok emek harcanan ideallerin başında gelmiştir.

1980’li yıllara kadar Sosyal ve Ekonomik kalkınma sadece ekonomik gelişmişlik düzeyine göre değerlendirilerek, ulusal gelir artışı ile ölçülmüş ve gayri safi ulusal hâsıla, kişi başına düşen ulusal gelir ve diğer ekonomik göstergeler kalkınmayı en iyi yansıtan sayısal veriler olarak kabul edilmişti.

Ancak son 30 yıldır bu yaklaşım değişmiş ve ülkelerin ekonomik seviyelerinin yüksek olması, gelişmiş olarak nitelendirilebilmeleri için yeterli olmadığını benimseyen,  bir ülkenin gelişmişlik düzeyinin belirlenebilmesi için ekonomik unsurların yanında sosyal ve kültürel unsurların birlikte değerlendirilmesinin daha doğru olacağını savunan yaklaşımlar önem kazanmıştır

İşte bunlardan en önemlisi de İnsani Gelişme Endeksi.

Bu yaklaşıma göre bireylerin gelirinde meydana gelen artışlar, gelişme açısından önemli ve gerekli bir etken olmakla birlikte tek başına insan refahının ölçülmesi için yeterli görülmemekte;  bireylerin ekonomik, siyasal, toplumsal, kültürel olmak üzere bütün tercih ve seçeneklerinin artırılmasına vurgu yapmaktadır.

İşte İnsani Gelişme Endeksi,  bu yaklaşımın bir sonucudur ve 1993 yılından bu yana Birleşmiş Milletler Gelişme Programı tarafından yıllık İnsani Gelişme Raporu’nda yer almaktadır.

Birleşmiş Milletler’in İnsani Gelişme Endeksinde kullandığı üç değişken olan uzun, sağlıklı ve yaratıcı bir hayat yaşamak; bilgi ve eğitim alabilme imkanına sahip olmak ve insana yaraşır bir hayat için gerekli kaynaklara ulaşabilmek, endeksin temel unsurlarını oluşturmaktadır.

Bu endeks, bir ülkenin gelişmiş, gelişmekte olan ya da gelişmemiş bir ülke olduğunu; bunun yanı sıra ekonomisindeki etkinin yaşam niteliğini ne düzeyde etkilediğini göstermektedir.

Aralık 2020’de Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan 2020 İnsani Gelişme Listesi’ne göre Türkiye, İnsani Gelişme Endeksi’nde 189 ülke arasında 54'üncü sırada yer alarak üst üste ikinci kez "çok yüksek insani gelişme" gösteren ülkeler kategorisine girmiştir.

Peki, KKTC’de durum nedir? Biz İnsani Gelişme Endeksi’nin neresindeyiz?

Tanınmamış bir ülke olmamız nedeniyle bu endekste yer alamıyoruz. Ancak, Norveç, İzlanda, Almanya gibi ülkelerin yer aldığı sıralamada olmamakla birlikte bugünkü şartlarımız ve durumumuzla çok da kötü bir yerde olmayız diye düşünüyorum aslında.

Kuşkusuz bu değerlendirmeleri akademisyenler ve ekonomistler yapacaklardır.

Fikrini sorduğum akademisyen bir arkadaşım “bizimle aynı milli gelir düzeyinde olan ülkeler” sıralamasında bir yerlerde olabileceğimizi söyleyerek milli geliri işaret etmiştir.

Evet,  milli gelir önemli ama tek başına yeterli değildir bence. Milli gelirdeki artış rakamsal artışı ifade etmekte iken; kalkınma, ekonomide topyekûn bir dönüşümü ve toplumsal iyileşmeyi gösterir.

2020 yılı kişi başı geliri yaklaşık 10 bin USD olarak görülen KKTC’de 45 yılda 42 hükümet yaratan istikrarsız siyasi yapımızla bırakın milli gelirimizi artıracak ekonomik politikalar üretmeyi günlük sorunları bile çözebilecek duruma gelemeyiz.

İşte burada bizim çok da alışık olmadığımız bir ülkenin yaşadığı ve karşı karşıya olduğu sorunları aşması için ihtiyaç duyduğu bir siyasi irade ve toplumsal niyet için olmazsa olmaz olan istikrar kavramı karşımıza çıkar.  Bunu mutlaka sağlamalıyız.

Sosyal Bilimlerde toplumsal olguları tek veya birkaç değişken ile açıklamak çoğunlukla anlam karmaşası yaratır. Genel olarak,  toplumsal değişim ve gelişim çok fazla sayıda değişkenden etkilenir. Ancak değişim ve gelişim için, öncelikli unsur,  istikrarlı bir yönetim anlayışına sahip olmaktır.  

Geldiğimiz aşamada artık insan odaklı kalkınmaya ulaşmak için yoksulluk, gelir eşitliği, sağlık, eğitim gibi kavramların mercek altına alınarak hizmet kalitesinin geliştirilmesine ve bu alanda oluşan eksikliklerin giderilmesine yönelik adımların atılmasına acilen ihtiyaç vardır.

Tüm bunlar ancak yönetimde istikrar ile gerçekleşebilir. Bu nedenle etkin ve verimli; hemen her yıl değişime uğramayan uzun soluklu ve istikrarlı bir devlet yönetimi şart… 

Ancak bu şekilde, değişen siyasi anlayış ve kesintiye uğramayan kamusal çalışmalarla bir nebze de olsa insani gelişme endeksinin bir yerlerinde yer alabilme şansını yakalarız.

 

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: erçin
MANŞETLER

HK Erçin Tekakpınar

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.