Advertisement

Advertisement

KKTC’de Hayat Pahalılığı Ödeneğinin Ötelenmesi meselesi ve İngiltere Örneği

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
15/04/2026


Erçin Tekakpınar Erçin Tekakpınar


 

Bunun böyle olacağı, hayat pahalılığı ödeneğinin tekrardan yılda 3 kez verilmeye başlandığı 2024 yılında belli olduydu aslında.
Sosyal Sigortalar Dairesinde müdür ve Çalışma Bakanlığı’nda geçmişte müsteşar olarak görev yapmış birisi olarak, hayat pahalılığı ödeneğinin ötelenmesi ile ilgili tartışmalara dair görüşlerimi paylaşma ihtiyacı duydum.

Geçmişten Günümüze HP Uygulamaları

  • 2010 Öncesi ve Sonrası: HP uygulaması, en son 2010 yılında yılda üç kez uygulanmış; ardından yaşanan yoğun ve gergin tartışmalarla yılda iki kez verilmesi kararlaştırılmıştı.
  • 2024 İstisnası: Uzun yıllar süren "yılda iki kez" uygulamasının ardından, 2024 yılında sadece bu yıl için  kamuoyundan çok büyük bir talep gelmemesine rağmen tekrar yılda üç kez verilmesi kararlaştırılmıştı.

Ancak anlaşılan odur ki, ben bu yazıyı kaleme alana kadar bir politika değişikliği daha yaşandı ve söz konusu yasal düzenlemenin şimdilik rafa kaldırıldığı açıklandı. Yine de ben, bu konunun ilerleyen süreçte yeniden gündeme gelebileceğini düşünüyorum.

Ekonomik Bir Gereklilik mi, Gizli Bir Kesinti mi?

KKTC’de hayat pahalılığı ödeneğinin ötelenmesine dair yürütülen tartışmalar, basit bir teknik düzenlemenin çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Bu mesele, özünde devlet ile çalışanlar arasındaki en temel dengeyi; yani sabit gelirlinin alım gücünün enflasyona karşı korunup korunmayacağını belirlemektedir.

Yapılmak istenen değişiklikle ilgili önem sırasına göre bir saptama yapmak gerekirse:

  1. Enflasyon beklemez bu nedenle ödeneğin ötelenmesi doğrudan bir reel gelir kaybıdır. Bugün verilmesi gereken artış yarın verildiğinde, satın alma gücü çoktan erimiş olur.
  2. Gecikmiş bir ödeme, yaşanan kaybı telafi etmez ve bu durum açıkça telaffuz edilmese de fiilen bir gelir kesintisidir.
  3. KKTC ekonomisi büyük ölçüde iç tüketime dayalıdır. Vatandaşın harcama kabiliyetini kısıtlamak; esnafı, sanayiciyi,turizmi ve hizmet sektörünü de doğrudan olumsuz etkileyecek ve piyasadan para çekilmesi anlamına gelir.

Bütçe ve Kamu Maliyesini Dengeleme  

Dünyadaki bu tür adımlar genellikle "enflasyonu kontrol etmek" gerekçesiyle yapılıyorsa da, KKTC gibi enflasyonu düşürme kabiliyeti çok kısıtlı bir ülkede, bu hamle ancak bütçe açıklarını yönetmek amacıyla yapılabilir. Oysa küresel örnekler, kriz dönemlerinde geliri korumanın sadece sosyal değil, ekonomik bir zorunluluk olduğunu göstermektedir.

İngiltere’deki Güncel Uygulamalar

İngiltere ise, artan yaşam maliyetlerine karşı sosyal destekleri artırma yolunu seçmiştir. Yeni mali yılla birlikte yürürlüğe giren düzenlemeler özellikle dar gelirli aileler,engelliler ve emekliler için kritik önemdedir:

İki Çocuk Sınırının olumlu yönde değiştirlmesi: Sosyal yardım sistemindeki en radikal değişikliklerden biri olan bu adım sayesinde, üç veya daha fazla çocuğu olan yaklaşık 480 bin ailenin yılda ortalama 4.100 sterlin ek gelir elde etmesi beklenmektedir.

"Gizli Vergi" : Ancak bu yardımlara rağmen gelir vergisi dilimlerinin dondurulması, kamuoyunda "gizli vergi" eleştirilerine neden olmuştur. Vergi dilimleri güncellenmediğinde, nominal maaş artışları bireyleri daha yüksek vergi yüküyle karşı karşıya bırakmakta ve yapılan artışların bir kısmı dolaylı olarak geri alınmaktadır.

Yani Vergi dilimlerinin dondurulması da aslında bütçe açığını kapatma ve gizli bir vergi aracıdır ancak  bunu krizin yükünü geniş kitlelere yayma ve toplumsal konsensüsü sağlama gayreti olarak da görebiliriz.

Sonuç:

KKTC’deki mevcut tartışma, geliri korumak yerine ödemeyi geciktirmek üzerinden yürütülmektedir. Hayat pahalılığının ötelenmesi kısa vadede bütçeyi rahatlatabilir ancak zayıflayan talep ve küçülen ekonomi, orta vadede daha ağır maliyetler doğurma riski taşımaktadır.

Eğer temel amaç bütçe açıklarını kontrol etmekse, bunu tek taraflı kararlarla değil, İngiltere örneğindeki gibi krizin yükünü geniş kitlelere adil şekilde yayan ve toplumsal konsensüsü hedefleyen bir yaklaşımla ele almak gerekir. En doğru yöntem, ekonomik gerçekleri topluma şeffaf bir şekilde anlatarak, tüm paydaşların katılımıyla ortak bir uzlaşı zemini oluşturmaktır.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Erçin Tekakpınar

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.