Kamu-İş, KTAMS, Kamu-Sen, KTOEÖS ve KTÖS’ten ortak açıklama
Kamu-İş, KTAMS, Kamu-Sen, KTOEÖS ve KTÖS, son dönemde yaşanan facialar ve can kayıplarına ilişkin ortak açıklama yayımlayarak kamu otoritesinin gözetim ve denetim sorumluluğunun sorgulanmasını istedi.
02/09/2026
Kamu-İş, KTAMS, Kamu-Sen, KTOEÖS ve KTÖS, son dönemde yaşanan facialar, afetler, iş kazaları ve kriminal olaylara ilişkin ortak açıklama yayımladı.
Sendikalar, yaşam hakkının korunmasının yalnızca olay meydana geldikten sonra müdahale edilmesiyle sınırlı olmadığını belirterek, kamu otoritesinin insan hayatını tehdit edebilecek riskleri önceden tespit etmesi, gerekli önlemleri alması ve denetimleri eksiksiz şekilde yerine getirmesi gerektiğini vurguladı.
Açıklamada, yaşanan can kayıpları sonrasında “Bu can kayıplarının hangileri önlenebilirdi?” sorusunun sorulması gerektiği ifade edildi.
“İzin vermek ve evrak kontrol etmek yeterli değil”
Devletin görevinin yalnızca izin vermek, ruhsat düzenlemek veya evrak kontrolü yapmak olmadığı belirtilen açıklamada; riskli yapı ve tesislerin güvenliği, iş yerlerindeki çalışma koşulları, kara ve deniz ulaşımındaki araçların teknik yeterliliği, limanlar, yolcu taşımacılığı ve afetlere karşı altyapının hazırlığının etkin ve sürekli şekilde denetlenmesi gerektiği kaydedildi.
Sendikalar, bir izin veya uygunluk belgesinin verilmesinin kamu otoritesinin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını belirterek, asıl sorgulanması gerekenin denetimlerin gerçekten yeterli olup olmadığı olduğunu ifade etti.
“İhmal varsa sorumluluk da vardır”
Ortak açıklamada, yaşanan olayların ardından riskin önceden bilinip bilinmediği, gerekli denetimlerin yapılıp yapılmadığı, eksikliklerin tespit edilip edilmediği ve tespit edilen eksikliklerin neden giderilmediği sorularının yanıtlanması istendi.
Ayrıca “Kim izin verdi?”, “Kim denetledi?” ve “Kim gerekli tedbirleri almakla yükümlüydü?” sorularının da cevaplandırılması gerektiği belirtildi.
Sendikalar, ihmal bulunması halinde sorumluluğun yalnızca alt kademedeki çalışanlara yüklenmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, sorumluluk zincirinin teknik, idari ve siyasi boyutlarıyla ortaya çıkarılması gerektiğini kaydetti.
Silo ve gemi faciasına dikkat çekildi
Açıklamada, Kumyalı’da bir kamu kurumuna ait silonun çökmesi sonucu bir emekçinin yaşamını yitirmesine de değinildi.
Silonun bakım geçmişinin, yapısal güvenliğinin, yapılan kontrollerin ve daha önce tespit edilmiş olabilecek risklerin kamuoyuna açıklanması istendi.
Girne açıklarında yaşanan gemi faciasına da dikkat çeken sendikalar, olayda 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 20 kişinin ise kaybolduğunu belirterek; geminin teknik yeterliliğinden sefer iznine, hava koşullarından liman denetimlerine kadar tüm sürecin aydınlatılmasını talep etti.
Ercan İtfaiyesi için uyarı
Sendikalar, Sivil Havacılık Ercan İtfaiyesi’ne ait araçların uluslararası kurallara uygun olmadığı yönündeki endişelerini de gündeme getirdi.
Açıklamada, söz konusu araçların 2006 yılında üretildiği ve 20 yıllık olduğu belirtilerek, uluslararası havacılık kuralları gereği bu araçların en geç 10 yılda bir yenilenmesi gerektiği savunuldu. Sendikalar, olası bir kaza veya kırılma durumunda uçaklara müdahalede yetersiz kalınabileceği uyarısında bulundu.
Okullardaki güvenlik sorunlarına dikkat çekildi
Kamusal eğitim alanlarındaki öğrenci taşımacılığında denetim süreçlerinde zafiyet bulunduğu ileri sürülen açıklamada, çocukların can güvenliğinin riske atılmasının göz ardı edilemeyeceği ifade edildi.
Depreme dayanıksız kamusal eğitim alanlarında eğitimin devam etmesinin de her an yaşanabilecek facialar açısından ciddi risk oluşturduğu belirtildi.
“Denetim kâğıt üzerinde değil, sahada yapılmalı”
Sendikalar, denetimin yalnızca belge imzalamaktan ibaret olmadığını belirterek, denetimin temel amacının tehlikeyi ortaya çıkmadan tespit etmek ve ortadan kaldırmak olduğunu vurguladı.
Bir tesis denetlenmiş olmasına rağmen çöküyorsa veya gerekli izinlere sahip bir ulaşım aracı büyük bir faciaya yol açıyorsa mevcut denetim sisteminin nasıl işlediğinin sorgulanması gerektiği ifade edildi.
“Sorumluluğu bulunan herkes hesap vermeli”
Ortak açıklamada toplumun beklentisinin olayların üzerinin örtülmemesi, soruşturmaların bağımsız ve şeffaf şekilde yürütülmesi, hazırlanan teknik raporların kamuoyundan saklanmaması ve sorumluluğu bulunan herkesin makamına bakılmaksızın hesap vermesi olduğu belirtildi.
Sendikalar, sorumluluğun yalnızca ceza sorumluluğundan ibaret olmadığını, idari ve siyasi sorumluluğun da bulunduğunu vurguladı.
Açıklamanın sonunda beş sendika, herhangi bir olaydan siyasi çıkar elde etme peşinde olmadıklarını belirterek, önceliklerinin insan hayatı olduğunu ifade etti.
Sendikalar; yeni can kayıpları yaşanmadan gerekli tedbirlerin alınmasını, yaşanan olayların tüm yönleriyle araştırılmasını, ihmallerin ortaya çıkarılmasını, sorumluların hesap vermesini ve benzer faciaların yeniden yaşanmaması için denetim mekanizmalarının derhal güçlendirilmesini talep etti.
























































































































































































