Mete Hatay: “Etnik milliyetçiliğe karşı daha cesur adımlar atılmalı”
24/08/2026
Araştırmacı yazar Mete Hatay, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, adanın iki tarafında da etnik nefretin yükseldiğine dikkat çekerek, etnik milliyetçilerin yaşanan olayları karşı tarafı şeytanlaştırmak için kullandığını belirtti.
Hatay, “Sevgili Niyazi Kızılyürek, adanın iki tarafında da etnik nefretin yükseldiğine dikkat çekti. Haksız değil. Sahayı giderek daha boş bulan etnik milliyetçiler, ellerine geçen her olayı karşı tarafı şeytanlaştırmak için kullanıyorlar. Yıllar boyunca büyük emeklerle kurulmuş iki toplumlu ilişkileri zehirliyor; seçilmiş sözler, kesilmiş görüntüler ve bağlamından koparılmış paylaşımlarla her toplumun en çirkin yüzü ötekinin bütünüymüş gibi sunuluyor” ifadelerini kullandı.
Liderlerin ise bu gidişatı bazen seyrettiğini, bazen de kullandıkları savunmacı dille istemeden veya isteyerek beslediklerini belirten Hatay, Tufan Erhürman’ın güneyde yükselen milliyetçiliğe ilişkin “Soğukkanlıyız, ciddiyetle takip ediyoruz” sözlerine atıfta bulundu.
Hatay, “Soğukkanlılık elbette önemlidir. Fakat çatışma çözümünde soğukkanlılık yalnızca tepki vermemek değildir; gerilimi düşürecek, karşı toplumdaki uzlaşmacı kesimleri güçlendirecek adımları zamanında atabilmektir. Sessizlik uzadığında tarafsız kalmaz; meydanı en gürültülü ve en saldırgan aktörlere bırakır” dedi.
“Şimdi birileri hemen ‘Hristodoulidis şöyle, Hristodoulidis böyle’ diyecektir” diyen Hatay, Hristodoulidis’in bir barış güvercini olmadığını bildiklerini ancak Hristodoulidis’in bütün Kıbrıslı Rum toplumu olmadığını ifade etti.
Hatay, “Üstelik ilk turda yüzde 63 oyla seçilmiş, bir iradeyi temsil eden bir lider de değildir. Onun uzlaşmazlığını, bizim tarafta savunmacı bir dile kapanmanın veya etnik nefreti besleyen söylemlere sessiz kalmanın gerekçesi yapamayız” dedi.
Kıbrıs Türk tarafının da tam altı yıl boyunca dünyaya ayrılıkçı bir siyaset izlediğini ilan ettiğini ve bu doğrultuda birçok adım attığını belirten Hatay, bunun Kıbrıslı Rum toplumunda yarattığı güvensizliğin bir seçim gecesinde ortadan kalkmayacağını kaydetti.
“Güven, ‘önce Nikos bir şey yapsın, sonra biz de karşılık verelim’ anlayışıyla yeniden kurulamaz. Barış inşası bir alışveriş veya muhasebe işi değildir” diyen Hatay, Tufan Erhürman’ın bir tür “charm offensive” başlatması gerektiğini savundu.
Hatay, “Hristodoulidis’in olurunu beklemeden, doğrudan Kıbrıslı Rum toplumuna seslenebileceği dünya kadar alan var. Bunlar Nikos’a verilmiş tavizler değil; iki toplum arasındaki kopuşun derinleşmesini önleyecek siyasi yatırımlardır” ifadelerini kullandı.
Bu yönde atılabilecek adımları defalarca yazdığını belirten Hatay, “Fakat en basitinden başlayalım: Yedi aydan fazla zaman geçti; hâlâ güneydeki bir gazeteciyle oturup uzun ve açık bir sohbet bile yapılmadı. Oysa karşı topluma ulaşmak için yalnızca resmî müzakere masasını beklemek gerekmez. Gazetecilerle, sendikalarla, meslek örgütleriyle, sivil toplumla, gençlerle ve yerinden edilmiş insanların kuruluşlarıyla doğrudan temas kurulabilir” dedi.
Çatışma çözümünde meselenin yalnızca haklı görünmek olmadığını vurgulayan Hatay, “Karşı toplumdaki korkuları anlayıp azaltmak, uzlaşma isteyenlerin elini güçlendirmek ve ötekini bütünüyle karşı cepheye itmemektir. Hristodoulidis’in duvar ördüğü yerde bizim de kendi duvarımızı yükseltmemiz denge yaratmaz; yalnızca aradaki mesafeyi büyütür” ifadelerini kullandı.
Hatay, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, daha yüksek sesle karşılık vermek değil; etnik milliyetçilerin elinden sahayı alacak cesur, yaratıcı ve tek taraflı iyi niyet adımlarıdır. Çünkü bazen karşılıklılık beklemek, hiçbir şey yapmamanın diplomatik adından başka bir şey değildir.”
























































































































































































