Terörü yenmenin çaresi Türkiye ile işbirliğidir
06/11/2014
Ozan Ceyhun
Avrupa Parlamentosu’nda milletvekili olarak görev yaptığım yıllarda iki buçuk yıl boyunca İç İşleri Komisyonu Bütçe Raportörlüğü sorumluluğu üstlenmiş ve o süre zarfında AB İç İşleri ve Adalet Politikaları Bütçesi’ni AB Komisyonu ile belirlemiş bir politikacı olarak Avrupa Birliği’nin terörle mücadele konusunda ne derece hassas olduğunu iyi bilmekteyim.
IŞİD ile mücadele AB Temel Değerleri açısından da hayati önem taşımakta.
Ancak „acaba AB bugüne kadar bu konuda mücadeleyi niçin taşeronlar üzerinden yürütmekte?“ sorusunu da sormadan edememekteyim.
Elbette AB başkentlerine „çinko tabutlar“ gelmesini kimse istemez. Bu nedenle Alman, Fransız, Belçilkalı, İtalyan ya da İngiliz askerlerinin Suriye ya da Irak’ta IŞİD’e karşı aktif savaşa katılmasına sıcak bakılmamakta. Bunu çok iyi anlayabilmekteyim.
„Bir Alman ya da İngiliz askerinin canını yitirmesi“ konusundaki hassasiyetin Türkiye’de de „Türk askerleri“ için geçerli olduğunu aslında en iyi AB’deki dostlarımız anlayabilirler diye düşünmekteyim.
Şu anda IŞİD’e karşı NATO ve hatta üye olmaya aday olduğu AB sınırını koruyan da Türkiye ve Türk askeri. Eğer IŞİD Türkiye yönüne bir adım atamıyorsa bunun nedeninin Türk Ordusu’nun kararlı tavrı ve gerektiği an ve yerde etkili tepkisi olduğundan kimsenin en ufak bir şüphesi olmasın.
Ancak şunu da bilmekte yarar var. Orta derecede donatılmış Kuzey Iraklı 150 peşmerge, ikiyüz Özgür Suriye Ordusu askeri ya da daha düne kadar ne kanlı Diktatör Esed’a karşı ne de Kobani’den uzak olduğu sürece IŞİD’e karşı savaşma cesareti gösterememiş olan PYD ya das PKK ile terörizme karşı başarı sağlamayı beklemek çok safca bir bekleyiş olur.
AB Temel Değerleri ve insan hakları gibi kutsal değerleri bugüne kadar ayaklar altına almış, çiğnemiş ve onbinlerce insanın canına kastetmiş PKK gibi bir terör örgütünden IŞİD’e karşı medet ummak ise özünde AB Değerleri’ne „saygısızlık“ olur.
İşte bu nedenle teröre karşı mücadelede Türkiye ile işbirliği çok önemli.
Cumartesi Günü Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Paris’te ağarlayan Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande anlamlı açıklamalar yaparak Türkiye’nin bugüne kadar dile getirdklerinin ve terörle mücadele konusunda atılması gereken adımlarla ilgili taleplerinin ne derece doğru olduğunu da tasdiklemiş oldu. Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, „IŞİD ile mücadelede Türkiye’nin önerdiği üç şarta“ destek vereceklerini söylerken AB’nin teröre karşı nasıl bir mücadele vermesi gerektiğini de belirtmekteydi.
Fransa Cumhurbaşkanı Hollande’in şu sözleri aslında tüm Avrupa Parlamentosu milletvekillerine ve AB başkentlerine önemli bir mesajdır:
“IŞİD’le mücadelede başta Irak hükümeti olmak üzere tüm tarafların buna destek olması gerekiyor. Mesela Fransa, IŞİD ile mücadeleye havadan destek verdi. Aynı zamanda askeri eğitim ve yardım da yaptık. Zaten bölgede tek bir düşmanımız olmadığının bilincindeyiz. IŞİD ve aynı zamanda Beşşar Esed var. Hala sivilleri, kadın ve çocukları hedef alan saldırılar düzenliyorlar. Uzun zamandır IŞİD ile Esed rejimi arasında bir ortaklık olduğunu düşünüyoruz. Türkiye ile yapacağımız işbirliği çerçevesinde uçuşa yasak bölge, güvenli bölge ve gerekli malzeme desteğinin sağlanması konusuna destek verilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu dramın sadece Kobani’de yaşanmadığını biliyoruz. Halep ve Şam gibi, Irak ve Suriye’de birçok kilit şehirde benzer şeyler yaşanıyor. Ama gerekenin yapılması konusunda Türkiye’ye desteğimiz tam. Kobani’de durum ne olursa olsun Özgür Suriye Ordusu’na destek verilmesi gerekli”.
Bugüne kadar yüzbinlerce kurban verilen Suriye topraklarında „düşmanı sadece Kobani’de sananlara“ en güzel cevabı da vermiş oldu Hollande.
Evet işte artık AB’nin gözlerini açmasının ve teröre karşı savaşta „terör gruplarından“ medet uman yanlış politikaları terk etmesinin de zamanı geldi ve geçiyor.
AB Kamuoyu sadece „Kobani“ ile meşgul edilirken binlerce Yezidi saklandıkları dağlarda açlığa ve soğuğa karşı yaşam mücadelesi vermekteler. Suriye Ordusu çocuk, yaşlı, genç, kadın, erkek ayrımı yapmaksızın kanlı katliamlarını sürdürüyor.
AB eğer Suriye ve Irak’ta daha fazla insanın teröre kurban olmasını istemiyorsa „başını kumdan çıkarmalı“ artık!
Avrupa Parlamentosu Sosyal Demokrat Meclis Grubu (S&D-Socialists and Democrats) Başkanı Gianni Pittella geçen hafta Türkiye’deydi ve kendisinin de bu gerçekleri görmüş olduğu inancındayız. YoksaTürkiye seyahatinin sonunda “AB’nin Türkiye’ye entegrasyon için reel bir perspektif sunması stratejik olarak önemli” açıklamasını yapmazdı.
Dileriz o da yoldaşı François Hollande’in dile getirdiği gerçekleri AP’de hem grubuna hem de tüm diğer milletvekillerine aktarır bir an önce.
- İşte demokrasi böyle savunulur
- Türkiye adım, adım ilerlemesini sürdürüyor
- AB, bir hristiyanlar klübü olmadığını göstermeli
- İngiltere’yi kaybettiniz, Türkiye’yi kazanın
- PKK ile flört eden DAEŞ saldırılarını engelleyemez
- PKK ve PYD, DAEŞ’e karşı savaşmıyor!
- Türkiye değil AB kaybeder!
- Türkleri ve Ermenileri rahat bırakın, kendi sorunlarınızı çözün
- AB, Türkiye’yi karalamak yerine anlamaya çalışmalı
- Terörle mücadele vize için pazarlık konusu olamaz
- TÜM YAZILARI için tıklayınız













































































































































