Yılbaşı meydanlarını teröristlere teslim etmeyelim
06/01/2016
Ozan Ceyhun
İlk önce hepimizin yeni yılı kutlu olsun.
Avrupa Birliği yeni yıla dönem başkanı Hollanda ile başlıyor. Dileriz 2016 sadece Avrupa için değil tüm dünya için hayırlı bir yıl olur.
Avrupalılar daha 2016'nın ilk saniyelerinde terör denilen illetin yaşamlarını nasıl rahatsız ettiğini ve huzurlarını kaçırdığını bir kez daha yaşamak zorunda kaldı.
Münih'te istihbarat birimlerinin aldığı bir ihbar nedeniyle yılbaşı akşamı Münihliler hiç unutmayacakları tatsız, korkulu ve neşesiz bir yılbaşı gecesi geçirmek zorunda kaldılar. Berlin'de sırt çantası taşıyanlar Brandenburg Kapısı önüne kadar gidemediler, çünkü polis sırt çantası taşıyanlara geçiş yasağı koydu. Terör bir tehlike ve bir tehdit olarak o hale gelmişti ki sırt çantaları bile “yasaklanır” oldu.
Viyana'da metroya binip Stephan Meydanı'nda kutlamaları yaşamak isteyenler metronun Stephan Meydanı istasyonunda durmadığını yaşarken meydana da ulaşamamış oldular. Çünkü polis teröristlerin eylem yapma ihtimaline karşı metro istasyonunu kapatmıştı.
Brüksel'de ve daha bir çok AB başkentinde her yılbaşı bir gelenek haline gelen gökyüzünü şenlendiren havai fişek gösterileri aynı anda terör eylemi korkusuyla iptal edildi.
Diyeceksiniz ki “olsun”, “bu yılda yılbaşı sönük geçsin, ne olacak”. Haklısınız.
Ancak mesele yılbaşı değil.
Mesele insanların huzurunun kalmaması. Neredeyse sokağa çıkmaktan korkar hale gelmeleri. Kalabalık yerlere gitmeden defalarca “acaba” diye endişe ederek düşünmek zorunda kalmaları.
Evet terör Avrupa'yı öylesine tehdit etmekteki artık Avrupa'da stadyumlar da maçlar iptal edilmekte. Dev konserler teröristler sızar korkusuyla yapılmamakta. Metro istasyonları kapatılmakta.
Tüm bunlara karşı ise asıl dertleri “müslümanlar” ya da “yabancılar” olan aşırı sağcı ya da ırkçı politikacılar da “madem öyle biz de şüphelilerin ayaklarına onları takip olanağı sunan aletler takalım” tarzı saçma sapan öneriler yaparak Avrupa'nın teröre karşı acizliğini sergilemekteler.
Evet Avrupa'da bu şekilde her an bir yerde bir terör eylemi olacak korkusuyla yaşamak hiç güzel değil.
Bunun değişmesini istiyorsak Avrupalılar olarak “özeleştiri yapmak” gerektiğini de kabul etmeliyiz.
DAEŞ terörünün yaşamımızı daha fazla çekilmez hale getirmesini istemiyorsak, teröre karşı topyekün savaşı desteklemek zorundayız. Terör örgütleri tek başlarına tehlike ihtiva etmiyorlar. Onları destekleyen devletler ve istihbarat teşkilatları ana sorun.
Ve Avrupalıların artık kavraması gereken gerçek DAEŞ terör örgütü ya da PKK terör örgütü arasında hiç bir fark olmadığı. Her ikisinin de aynı kaynaklardan beslendiği defalarca kanıtlandı. Örneğin Suriye'nin zalim diktatörünün terör örgütleri ile her türlü iş birliği yapan istihbarat teşkilatı El Muhaberat'ın hem DAEŞ hem de PKK terör örgütlerini “taşeron” olarak kullandığı bir çok terör eylemine karıştığı tüm batılı istihbarat teşkilatlarınca bilinen bir gerçek.
Avrupalılar görmek istemese de biz anlatmaya devam edeceğiz.
Paris'te gündeme gelen kanlı terör eylemleri tam da Fransa Suriye'nin zalim diktatörü Esad'a karşı “kararlı” ve “sert” tavır aldığını açıkladığında oldu. İlginç bir “timing” değil mi?
Rusya'nın savaş uçaklarının bugüne kadar gerçekleştirdiği tüm hava operasyonlarının ancak yüzde 12 kadarının DAEŞ hedeflerine yönelik olduğunu ve geri kalanının Suriye'nin zalim diktatörü Esad'a muhalif demokrasi yanlısı grupları imhaya yönelik olduğunu biliyor muydunuz?
Türkiye'de bugüne kadar binlerce insanın katline neden olan PKK terör örgütü ve onun Suriye'deki uzantısı PYD terör örgütünün Rusya tarafından desteklediğini de “sağır sultan” bile duydu. Rusya DAEŞ ya da PKK ile savaşmaya öncelik vermezken Suriye istihbarat teşkilatı El Muhaberat'ta özel olarak eğitip donattığı ve hedeflere yönlendirdiği teröristlerle ortalığı karıştırmakta. Kimin DAESH kimin PKK teröristi olduğu bile eylemden eyleme değişmekte.
İşte Avrupa'nın bu konuda uyanması şart.
Sadece metro istasyonu kapatmakla, yılbaşı kutlamalarını iptal etmekle ya da ülkede özgürlükleri sınırlamakla teröre karşı savaşı kazanmak mümkün değil.
Terör denilen illetten kurtulmanın yolu terörizmle yani tüm terör örgütleri ve onları destekleyen devletler ile mücadeleden geçiyor.
İşte DAEŞ işte PKK ve işte Suriye!
AB dileriz 2016 yılında bu gerçeği kavrayarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getirir.
- İşte demokrasi böyle savunulur
- Türkiye adım, adım ilerlemesini sürdürüyor
- AB, bir hristiyanlar klübü olmadığını göstermeli
- İngiltere’yi kaybettiniz, Türkiye’yi kazanın
- PKK ile flört eden DAEŞ saldırılarını engelleyemez
- PKK ve PYD, DAEŞ’e karşı savaşmıyor!
- Türkiye değil AB kaybeder!
- Türkleri ve Ermenileri rahat bırakın, kendi sorunlarınızı çözün
- AB, Türkiye’yi karalamak yerine anlamaya çalışmalı
- Terörle mücadele vize için pazarlık konusu olamaz
- TÜM YAZILARI için tıklayınız













































































































































