Advertisement

Advertisement

Mutfak Güncesi- 13

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
14/06/2011


Fatma Zeytincioğlu Fatma Zeytincioğlu


Merhaba Mutfak Güncesi Dostlarım,

Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Sanırım bu kez ara iki haftalık uzun bir ara oldu. Böyle oldu, çünkü hem hafta içi hem de hafta sonları çalıştım. Son zamanlarda çevre köylerde geleneksel olarak yapılan festivaller kuruldu ve ben de festivallerde aktif olarak yer aldım. Değişik el yapımı yiyecek ürünleriyle açılan stantlardan birinde ailemle birlikte satış yaptım.

Stant işi çok yönlü bir iş, hem iyi yönleri var hem de kötü yönleri. Uzaktan bakınca hiç de öyle görünmüyor halbuki. Bu bilinmeyen yönlerini benim gözlemlediğim kadarıyla sizlere aktarmak istedim. Ben bunları şöyle sıralayabilirim, hem maddi hem manevi kazançları var, hem sosyal hem kültürel kazanımları var. Hem yorgunluğu hem zarar rizikosu var.
Ben bunları bir yılda çok iyi öğrendim. İlk önce sermaye koymak gerek. Bu sermayeyi ikiye katlamak da var, sıfırla çarpmak da. Yorulmak dersen böyle bir işe girişince dinlenemezsin. İş bitecek öyle dinleneceksin. Stres mutlaka ve mutlaka vardır, kaçınılmazdır. Ancak güzel yanlarını göz önüne alırsak o zaman vazgeçilmez bir uğraş olur. Güzel yanları bir çok insanı bir arada görme fırsatın olur, onlarla tanışma, sohbet etme ve eğlence imkanı kendiliğinden gelir. Eğer şansın yağver giderse para da kazanırsın. Eğlenceye yakından seyirci olursun ve tümünü izleme şansı elde edersin. Yeni yeni dostluklara başlarsın.
Hiç ummadığın anda mutluluğun hat sahfaya çıkar. Bir çok tanıdığını da bir arada görme fırsatı bulursun. Sanatı ve kültürü tanıma ve tanıtma fırsatı bulursun. Bunlar güzel uğraşlar tabi,
ben bütün bunların yanı sıra sizlerden uzak kaldığım zamanı telafi etmeye çalışacağım. Geçen yazımda sizlere güzel ve zor bir yemek tarifi yapacağıma söz vermiştim bu sözümü tutma zamanı geldi.

Bu yemeğimiz gerçekten zor ve de kıvamı çok önemli.
Bugün sizlere herse dediğimiz bir yemeği tarif edeceğim. Diğer bir adı da "Döğme"dir. Bu ismi de dibek dediğimiz oyuk bir taşın içinde döğülerek ayıklanan buğdaydan almıştır. Herse eskiden düğün menüsünün vazgeçilmezi idi. Kazanlar dolusu yapılır ve herkese dağıtılırdı. Bu yemeğin ana maddesi et ve buğdaydır.

Malzemeler şöyle:
Bir kilo et veya bir tüm tavuk
Bir kilo döğülmüş buğday
Bir kilo kuru soğan
ve bir çorba kaşığı tuz

Yapılışı:
Buğday önceden döğülür ya da şimdilerde her şeyin hazırı çıktığı gibi bunun da hazırı vardır, isteyen hazır alabilir. Buğday suyla ıslatılır. Eğer tavukla yapacaksak, tavuk güzelce yıkanır, limonla ovulur sonra tekrar temiz suyla yıkanır ve kaynatılır. Tavuklar pişince sudan çıkarıp tiftiklenir. Su ocağa konup tekrar kaynaması beklenir. Kaynayınca önceden ayıklanmış ve de doğranmış soğanları katılır. Biraz kaynayınca önceden hazırlanmış buğday da katılır ve pişmesi beklenir. Suyunu çekmiş ve daha pişmemişse su ilave edilir. Piştiyse ocaktan indirilir ve iyice çırpılır etler lime lime olup kaşığa sarılana kadar çekilir.
Başında da söylediğim gibi kıvamı çok önemlidir. Eğer kıvamı tutturulmuşsa tadına doyulmaz bir yemek olur.

Afiyet olsun

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Fatma Zeytincioğlu

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.