Mutfak Güncesi-39
12/05/2012
Fatma Zeytincioğlu
Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım,
Bugün sizlere herkesi ilgilendiren bir konuyla geldim. Anneler Günü.
Anneler günü herkesi ilgilendirir; çünkü annesiz kimse dünyaya gelmedi. Bizi dünyaya getiren annelerimize acaba gerektiği gibi değer veriyor muyuz ? Onlara hak ettikleri gibi davranıyor muyuz? Aslında Anneler Günü bir günle sınırlandırılmamalı. Yanlış anlaşılmasın maddiyata dayanmıyor benim bahsettiğim yani annelerimize her gün hediye almamız gerekmiyor. Mesela her gün gönüllerini hoş tutabiliriz, hatırlarını sorabiliriz, kederlerine sevinçlerine ortak olabiliriz. Çünkü anneler evlatlarına senede bir gün annelik etmezler. Daha anne karnında başlar, anne kucağında devam eder . Ya anne ya çocuk bu dünyadan gidene kadar da annelik devam eder.
Çocuk ne kadar büyürse büyüsün annesi için hala küçüktür ve onun evladıdır. Duyguları hiç değişmez. Evladından da beklentileri sanıldığı kadar büyük değildir. Yeri geldiğinde küçük bir sözle desteklendiğinde bile mutlu olur. Ya da “Bir isteğin var mı?” diye sorulduğunda emin olun bu soruyla ona dünyaları bağışlamış olursunuz. Ona anne olduğunu hisettirmeniz onun mutlu olmasını kendini değerli hissetmesini sağlayacaktır.
Sevgili Mutfak Güncesi dostlarım annelerimizi her zaman hoş tutalım. Sadece Anneler Günü’nde en pahalı hediyeyi alıp elini öpüp hediyeyi vermek yetmez. Bu günün de diğer günlerden farkı yoktur aslında sadece bu vesileyle onlara değer verdiğimizi, onlara olan sevgimzi ön plana çıkarmamızı sağlar. Bazende annelerin hiç hak etmediği davranışlara şahit oluyoruz. Mesela Anneler Günü geldiğinde bazıları en pahalı hediyeleri alırlar, annelerine verirler ama daha üzerinden yarım saat geçmeden günün önemini unutup o anneyi azarlarlar ya da küçümserler ya da alınan hediyeyi yüze vururlar. İşte sana en pahalısını seçip aldım sen de beğenmiyorsun gibisinden halbuki o alınan hediye belki de o anneye hiç hitap etmiyor hiç kullanamayacağı bir şeydir, dolapta bir ömür duracak sonar da gene alan kişiye miras kalacak. Anne bunu dile getirmeye bile çekinecek beğenmemezlik olur diye. Bunlar bence çok hassas konulardır.
Bir başka yönü de var; bu önemli günlerin ki bazı kişilerin bu günlerde içi buruktur, kimileri evladını kaybetmiş kimileri annesini. Bu kişiler de bu önemli günlerini gözlerindeki yaşlarıyla geçirirler. Onlara dünyaları bağışlasanız da yine içleri kan ağlar. Onun için eğer anneniz hayatta ise ve siz de hala bu imkanınız varken annelerinizi üzmeyin uzaktaysa ziyaret edin, halini hatırını sorun sevincine üzüntüsüne ortak olun. Yarın çok geç olmadan.
Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım, bugün yemek konusunda da annemizin bize yaptığı en çok sevdiğimiz yemeği bir değişiklik yapıp biz ona yapalım deyip bugünkü tarifimize geçelim.
Ben bugün herkesin severek yediği asma yaprağından zeytinyağlı dolma (sarma) nın tarifini vermek isterim.
Asma yaprakları taze olanlar toplanır bir tavada haşlanır.
Malzemeler:
4 Kişilik
2 Bardak pirinç
4 Büyük domates
1 Büyük kuru soğan
1 Beste taze nane
1 Kaşık domates salçası
1/2 Bardak sıvı yağ
1 Fincan zeytin yağı
1 Çorba kaşığı silme tuz
1 Çay kaşığı karabiber
1 Taze limonun suyu
Yapılışı:
Yapraklar önceden yıkanıp haşlanır. Pirinç ayıklanıp yıkanır. Pirinç yıkandıktan sonra malzemeler sırayla eklenir. Domates yıkanır ayıklanır ve doğranır. Kuru soğan ayıklanır doğranır. Taze nane yıkanır ayıklanır ince ince doğranır. Yağ ,tuz,karabiber,salça,limon suyu ilave ediliriyice karıştırılır. Haşlanmış yapraklara ince ince sarılır bir tencereye sıralı konur. Sarma işlemi bittikten sonra üzerine yerleşecek büyüklükte düz bir tabak kapatılır ve o tabağı örtecek kadar su konulur. Ocağa konur ve kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirilir.
Yanında da taze yoğurt veya taze baş soğan iyi gider.
AFİYET OLSUN.














































































































































