Advertisement

Advertisement

Mutfak Güncesi- 25

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
20/10/2011


Fatma Zeytincioğlu Fatma Zeytincioğlu


Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım,
Bugün sizlere tatilimi geçirmekte olduğum tatil köyünden sesleniyorum.
Bir haftalık tatilimin üçüncü günündeyim. Gerçi siz yazımı okurken ben tatilden dönmüş ve eski tempoya yeniden girmiş olacağım. Bu tatile öyle ihtiyacım vardı ki,yoğun bir çalışma temposuna bir haftalık da festival etkinliği eklenince inanılmaz yorulmuştum. Bu tatilin de hemen akabinde gelmesi çok iyi oldu.Tam istediğim gibi bir tatil yapıyorum. Ağaçlar ve çiçekler arasında küçücük bir ev. İster tv izlerim, ister kitap okurum, ister kahvemi pişirip balkonda oturup keyif yaparım ister çıkıp dolaşırım, ister resepsiyonda internete girip dünyayla bütünleşirim. İstersem havuza da girerim ama bu aralar havalar serinlediği için havuza girmeyi tercih etmiyorum. Ben bugünkü yazımda geçen gün tv de izlediğim bir programda ilgimi çeken bir şeyi sizlerle paylaşmak istedim. Bu paylaşmak istetiğim şey gübrede yoğurt yapımı. Bundan 40- 50 yıl önce çobanlar kendi yiyeceği yoğurdu bu yolla yapıyorlarmış. Topraktan yapılmış bir kavanozda önceden yapılmış yoğurdun tamamını yemeyip bir iki kaşıklık kavanozda brakırlarmış. Üzerine koyundan veya keçiden süt sağıp doldururlarmış. Kapağını iyice kapatıp bir de bezle üstten aşağı doğru sarıp gübre yığınına kazdıkları bir çukura gömerlermiş. Bu yeri kaybetmemek için de işaret koyarlarmış. Ertesi gün aynı saatte gidip bu işaretli yeri kazıp kavanozu çıkartılarmış. Mayalanmış yoğurdu afiyetle yerlermiş. Bence çok ilginç bir yöntem. Bir de o zamanlara ait bir derleme seslendirdi ki beni çocukluğuma götürdü.Bu derleme şöyleydi.
Çobanın kulübesi sazdan samandan
İçeriye girilmiyor tozdan dumandan
Çoban anan ölmüş bıraksana kavalı
Vah niçin ölmüş zavallı ben bırakmam kavalı
Çoban baban ölmüş bıraksana kavalı
Vah niçin ölmüş zavallı ben bırakmam kavalı
Çoban sürün ölmüş bıraksana kavalı
vah niçin ölmüş zavallı ben bıraktım kavalı.
Bu derleme beni çok etkiledi ve sizlerle paylaşmak istedim.
Şimdi de sizlere geçen gün festivalde yemek yarışmasında üçüncülük kazanan yemeğimizi tarif edeceğim. Bahsettiğim festival her yıl büyük coşkuyla zeytin hasadının açılışını yapan Zeytinlik Festivali'ydi. Her yıl festivalde vazgeçilmez bir tat olan zeytinyağlı yemeklerin yarışması da yapılır. Bu yıl yarışmaya katılması için kızımı da teşvik ettim. Ne pişirelim diye düşünürken, zeytinyağlı kuru bakla fikrinde karar kıldık. Kızım yaratıcı bir fikirle bana yardım etti ve "Zeytin ezmeli fava" pişirdik.
Malzemeler:
İki bardak kuru bakla
Öğütülmüş kuru nane
Bir fincan sirke
Zeytinyağı
Zeytin ezmesi

Zeytin ezmeli favanın tarifi şöyle:
İki bardak kuru baklayı yıkayıp, bir tencereyi yarısına kadar suyla doldurun. Bir çorba kaşığı silme tuz koyup baklaları da ekleyin. İyice piştikten sonra suyunu çekene kadar kaynatın. Bu arada kaynarken bir kahve fincanı dolusu sirke, iki yemek kaşığı zeytinyağı ve ezilmiş kuru nane ekleyin. Karışım piştikten ve suyunu iyice çektikten sonra, bir çatal ya da daha pürüzsüz bir ezme şeklinde tercih edenler varsa mikser yardımıyla ezin. Püre haline gelen baklayı soğumaya bırakın. Daha sonra yuvarlak ve hafif derin bir kaba bir kat karışımdan koyun hemen üzerine ince bir kat zeytin ezmesi sürün, daha sonra işlemi bir iki kat daha tekrarlayın. Bittikten sonra buzdolabında bekletin. Servis için kabı ters çevirip baklayı düz bir tabağa boşaltın. Üzerine zeytinyağı dökerek ve taze nane ekleyerek süsleyebilirsiniz.
Afiyet olsun.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Fatma Zeytincioğlu

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.