Mutfak Güncesi-6
31/03/2011
Fatma Zeytincioğlu
İyi günler Sevgili Mutfak Güncesi dostları.
Sizlerden gelen yorumlar beni çok mutlu ediyor. Bir önceki yazımda Mehmet Akbulak adındaki arkadaşa yaptığı hatırlatmadan dolayı teşekkür etmek isterim. Birbirimizden bu şekilde beslenebiliriz. Bu yüzden bütün okuyucularımdan olumlu ya da olumsuz eleştirilerini, tavsiyelerini ve sorularını bekliyorum.
Mehmet arkadaşımız bana mantarları yazmayı unuttuğumu hatırlattı.
Yazacak o kadar çeşit var ki ovalarda hepsinden bahsedeceğim sırası geldikçe. Tabi mantarlarımızı unutmak mümkün değil. Beşparmak dağlarının kırmızı mantarı, geçit köy bölgesinin gavcar mantarı, beyaz toprağın beyaz mantarı, gübre yığınlarında çıkan kültür mantarı. Hepsi çeşit çeşit, hepsinin lezzeti farklı.
Bunlar bildiğimiz yenilebilir mantarlardır. Bir de yenilemeyen zehirli mantarlar vardır. Bu konuda değinmek istediğim çok önemli bir nokta var.
Kırmızı mantarın hem yenilebilir hem yenilemeyen cinsi var.
Görünüşte birbirine çok benzeyen bu mantarın yenilebilenini yenilemeyenden ayırt etmek tecrübeye dayanıyor.
Bu farkı bilmeyenlere toplayıp tüketmemesini tavsiye ederim. Ben de mantarı çok sevdiğim halde farkını bilmiyorum.
Allahtan kültür mantarının üretimi yapılıyor da her zaman her yerde bulup alabiliyoruz. Güvenli bir şekilde tüketiyoruz.
Tabi kırmızı mantarın ve gavcar mantarının yeri ayrı.
Bu hafta Kıbrıs’ımıza özgü çiçeklerimizden bahsedeceğim.
Kırlarda yetişen çok değerli çiçeklerden. Bu çiçekler kendini bilmez kişilerce hunharca yerlerinden koparılıp köklerinden soğanlarıyla birlikte sökülüyor.
Hepimiz bu çiçekleri vazomuzda görmek, evimizi süslemek isteriz ancak bu çiçeklerin nesilleri tükenmektedir.
Ben sizlere aklıma gelen çeşitlerini yazıyorum.
Benim unuttuğum olursa siz okuyucularım bana hatırlatsın lütfen.
Orkideler, nergisler, arpa çiçekleri, laleler, bunlar korumaya alınan çiçeklerimizdir. Bunları korumak maksadı ile dernekler kuruldu. Bu dernekler hem tanıtmak hem de halkı bilinçlendirmek için her yıl festivaller düzenlemektedirler.
Geçtiğimiz hafta iki ayrı yerde lale festivali vardı. Biri Avtepe Medoş lalesi festivali biri de Tepebaşı Kıbrıs lalesi festivali. Ben ailemle yakın olan Tepebaşı Festivali’ne katıldım.

Festival büyük ilgi gördü çeşitli faaliyetler düzenlendi. Halk dansları, illüzyonlar, palyaçolar, konserler, yarışmalar ve lale tarlalarına geziler düzenlendi.
Bunların yanı sıra yine Kıbrıs kültürünü yansıtan sergiler açıldı, stantlar kuruldu.
Bu stantlarda yiyecekler, turşular, çiçekler, el işleri ve sanatsal, el becerileriyle yapılan sepetler ve benzeri eşyalar sergilendi.
Hem tanıtım hem de satışla evlere katkı yapıldı.
Herkesin bu tür etkinliklere katılmasını tavsiye ederim.
Biraz önce turşulardan bahsettim, bize özgü birçok turşu çeşidimiz var.
Ben yine aklıma gelenleri sıralamak isterim: Gaz ayağı(mangallo), biber, domates, salatalık, kireviz, sarma(lahana). Geçen hafta festivalde de gördüm ki bunlara yeni çeşitler eklendi:
Ağrelli, hostes, enginar ve deniz kenarında çıkan bir ot (girdamak).
Ben bunlara bir de bilinmeyen eklemek istiyorum, çitlemit filizi.
En bilinen turşumuz da gappardır.
Gappar bitkisinden (3) ayrı turşu yapılır. Hem filizlerinden, hem çiçek tomurcuklarından hem de tohumlarından(hıyar).
Ben sizlere bu gün gappar turşusunu tarif etmek istiyorum.
Gappar nisan, mayıs aylarında filizlenen çok yıllık bir bitkidir. Her yerde yetişir taşların arasında bile.
Dalları dikenlidir. Önce filizlenir sonra çiçeklenir sonra da tohumlanır ve kurur. Yeni sene yeni sürgünlerle yeniden yeşerir. Bu yeni sürgünler taze iken toplanır dikenleri ayıklanır ve suya konur. 8 gün boyunca suyu değiştirilir. Çünkü acıdır, ancak suyunu değiştirerek tatlandırılır.
8 günden sonra temiz suyla yıkanır ve iyice süzdürülür. Hiç suyu kalmayacak şekilde bir tepsiye yayılır ve yaklaşık bir gün bekletilir. Sonra kavanozlara basılır, kavanozun büyüklüğüne göre tuzu ayarlanır bir kaç kaşık tuz konduktan sonra çok kaliteli sirke kullanılarak bastırılır.
Gapparları örtene kadar kavanozlar sirkeyle doldurulur ve kapağı sıkıca kapatılır. Bir hafta bekletildikten sonra yemeğe hazır hale gelir.
Çiçek tomurcukları ve tohumları (hıyar)da aynı işlemden geçtikten sonra sirkeye konulur. Bu turşular kuru fasulye ve benzeri sulu ve salçalı yemeklerin yanında servis yapılır.
Afiyet olsun.














































































































































