Advertisement

Advertisement

Mutfak Güncesi-15

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
28/06/2011


Fatma Zeytincioğlu Fatma Zeytincioğlu


Merhabalar Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım,
Uzun bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bu kadar ara vermemin sebebi, kendimi bu aralar bir boşlukta hissetmemdi. Hatta bu yazıya başladığımda aklıma yazacak bir şey dahi yoktu. Tamamen konusuz ve ne yazacağımı bilmeden başladım; ama yazdıkça konu kendiliğinden bana geldi.
Benim bir arkadaşım benden ceviz macunu ve incir macunu istedi. Ceviz macununu daha önceleri yaptığım için biliyordum. İncir macununu ise hiç yapmamıştım. Yapan birilerinden sorup öğrenmem gerekti. Benden bu macunu isteyen arkadaş da bu macunu yapan başka birilerinden sorup, tarifini bana vermelerini rica etti.
Ben bu yazıyı yazmaya çalışırken, birkaç kez beni çağırdı. Ben ses verdiğim halde beni duymayıp çağırmaya devam etti. Ben bazen adımı duymaktan nefret ederim. Nedeni ise beni çağıranlar bazen iyi şeyler söylerler, bazen de hiç duymak istemediğim şeyler söylerler. Bu yüzden adımı duymaktan nefret ederim dedim. Konusuz başladığım yazım nefret konusuna yöneldi. Halbuki benim aklımdan gurur duymakla alakalı bir yazı yazmak da geçiyordu. Çünkü geçen gün kızımın yazdığı ve bana okuttuğu, benim de gerçekten çok beğendiğim bir yazıyı yayınlanmış gördüm. Gazeteyi okumaya çalışırken o yazıyı gazetede görmek beni inanılmaz gururlandırdı. Gurur bir bakış açısına göre böbürlenmektir. Her şeye, herkese tepeden bakmaktır. Diğer bir bakış açısına göre ise, insanlar zaman zaman çocuklarıyla, eşleriyle, kardeşleriyle, anne ve babasıyla ya da akrabalarıyla gurur duyar. Gurur çok garip bir duygudur insanın içini okşar, tarif edilmez bir haz verir. Çoğu zamanda bu duyguyla insanın elinde olmadan gözünden birkaç damla göz yaşı süzülür, bu gözyaşlarına da sevinç gözyaşı denir. İnsanlar gurur duymak ya da kendiyle gurur duyulmasını ister. Bunun için çaba gerekir. Kendini ve karşındakini önemsemek, konuştuğun kadar dinlemesini de bilmek, özveride bulunmak, tuttuğun bir işi en iyi şekilde yapmak, yaptığın işi önce kendin beğenmek önemlidir. Her çaba bir gün muhakkak mükâfatıyla gelir. Ben de bir gün çabalarımın mükâfatını göreceğime inanarak bu inançla yola çıkarak bir şeyler başarmaya gayret gösteriyorum.
Bugün sizlere yazımın başında bahsettiğim incir macununun tarifini vermek isterdim; ama önce ben öğrenmeliyim ki bilinçli bir şekilde vereyim. Hal böyle olunca bu yazımda başka bir yemeğin tarifini vermek durumunda kaldım. Benim hep yaptığım ve de çok beğenilen bir yemeğim olan “İmambayıldı” denilen patlıcan yemeğinin tarifini vermeyi uygun gördüm.
MALZEMELER:
1 kg ince uzun mor patlıcan
1 baş kuru soğan (büyük)
1 baş sarımsak
4-5 tane kırmızı domates
1 çorba kaşığı tuz
YAPILIŞI:
Patlıcanlar ince ince soyulur ve boylamasına bir kez yarılır. İyice yıkanır ve soyulmuş sarımsaktan birer diş bu yarıklara yerleştirilir. Bir tavada kızgın yağda patlıcanlar sarımsaklarla birlikte kızartılır.
Düz bir tencereye veya tepsiye sıralanır.
Aynı yağda halkalar halinde doğranmış soğanlar kızartılır, patlıcanların üzerine yayılır ve onun üzerine de küp küp doğranmış domatesler dökülür.
Tuz ve çok az su eklenerek kısık ateşte pişirilir.
Ya da tepsiye koyup fırında da pişirebilirsiniz.
Salata ve yoğurtla servis yapılabilir.
AFİYET OLSUN......


YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Fatma Zeytincioğlu

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.