Advertisement

Advertisement

Mutfak Güncesi-18

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
21/07/2011


Fatma Zeytincioğlu Fatma Zeytincioğlu


Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım Merhaba,
Sizlerle bir kez daha birlikteyiz, bu hafta yazımda sizlere evlat sevgisinden bahsedeceğim. Evlatları anne ve baba için her şeydir. Bilhassa anne için. Çünkü anne evladına hem kan verir hem can verir. Üstüne bir de hayatı boyuncan onun istikbali ve mutluluğu için çabalar.
Bunu çoğu zaman fark ettirmeden ve karşılık beklemden yaparlar. Tabii ki babalar da çabalar ama annenin çabası bir başkadır. Ne demişler bir atasözünde, "Baba ölür evlat yuvada kalır, anne ölür evlat ovada kalır" diye. Bence bu söz çok doğru bir sözdür.
Anne- baba evladını en iyi şekilde yetiştirmek çabasındadır. Toplum içerisinde hatırı sayılır, sözü tutulur bireyler olmaları onları çok mutlu eder.Bu yüzdendir ki anne ve babalar evlatları üzerine titrerler. onlar için endişelenirler. Başlarına kötü bir şey gelmesin diye onları sürekli uyarırlar. Bazen de bazı yasaklar koyarlar. Ancak evlatlar bunları her zaman ters karşılarlar bazen de bu yüzden hırçınlaşırlar. Bazıları saygısından dolayı hırçınlığını pek belli etmese de, bazıları saygıyı unutup hırçınlığını en üst seviyeye çıkarırlar.
Bu, bir anne ve babanın evladından hiçbir zaman hiçbir koşulda görmek istemediği bir davranış biçimidir. Bir anne-baba her ne olursa olsun evladı için canını vermeye hazırdır ve ondan karşılığında sevgiden fazla saygı bekler. En küçük bir sözden incinirken bazen daha büyük hakaretlere maruz kalırlar. Böyle durumlarda anne babanın yüreğinde öyle derin yaralar açılır ki; bazen ömür geçse de iyileşmez. Günümüzde bunların daha yaygın olduğuna şahit oluyorum ve telafuzu imkansız şekildi üzülüyorum.
Bu üç günlük dünyada ata evlat olsak diyorum, biz onlara sevgi versek onlar da bize saygı duysa. Ah ne güzel olurdu!
Ne onların kalbi kırılsa ne de bizim yüreğimiz yara olsa. Bir bakarsınız ata evladını kaybetmiş dövünüyor; "keşke" diyor. Ama ne yazık ki son pişmanlık da fayda etmiyor. Birbirimizin kıymetini kaybetmeden bilelim.
Şimdi de bu duygu derinliğinden çıkarak bugünkü yemek tarifimize geçelim.
Bugün sizlere taze böğrülcenin tarifini vermek istedim.
Bizim burda üç çeşit böğrülce var.Bir çeşidi, çok kısa olan, çekirdekleri ise sürmeli dediğimiz böğrülce. İkinci çeşidi ise biraz daha uzun olan ama çekirdekleri beyaz olan böğrülce. Bir başka çeşit ise arşın böğrülcedir. Adından da anlaşılacağı gibi bir arşın boyunda yetişir. Bir destesinden bir yemek çıkar. Çekirdekleri ise hem zayıf hem de kahverengidir. Bu arşın böğrülcenin hem salatası olur hem de domatesli yemeği, taze fasulye gibi pişirilir. Diğer iki çeşit böğrülcenin de haşlanmış salatası yapılır ama yakışığı da bizim burda bal kabağı dediğimiz (böğrülce kabağı) yeşil taze kabakla pişirilmesidir.
Malzemeler şöyle:
Bir kilo taze böğrülce
Bir taze balkabağı
Üç adet limon
Bir çorba kaşığı tuz
Bir fincan zeytin yağı
Yapılışı:
Böğrülcelerin taze olanları parmak büyüklüğünde parçalar halinde kırılır. Yetkin olanlarının içi çıkarılır. Kabaklar da lokum büyüklüğünde parçalar halinde doğranır.
Bir tencereye yarısına kadar su doldurulur ve kaynatılır, kaynayan suya böğrülceler ve kabaklar sırasıyla atılır.
Kaynamaya bırakılır. Kaynayıp piştiğinden emin olunca suyu süzülür ve önceden sıkılmış taze limon suyu üzerine dökülür . Her tarafı limonlanacak şekilde karıştırılır.
Servis yapılırken de istenildiği kadar tuz ve zeytinyağı konulur. Yanına da soğan kesilirse yemesine doyulmaz.
Afiyet Olsun


YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Fatma Zeytincioğlu

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.