Kıbrıs Süreci Güvensizliğin Gölgesinde Başladı
26/08/2026
Özel Haber - Yusuf Kanlı
Kıbrıs Türk lideri Tufan Erhürman ile Rum lider Nikos Hristodulides, yeni bir genişletilmiş Kıbrıs toplantısının düzenlenmesi için gereken ilerlemeyi sağlamak amacıyla her hafta bir araya gelme konusunda uzlaştı. Ancak yaklaşık üç saat süren görüşme, süreci çevreleyen güvensizliğin ne kadar derin olduğunu da ortaya koydu. Erhürman, Rum tarafının son dönemde Kıbrıs Türklerinin diplomatik, kültürel ve sportif temaslarını sınırlandırmaya yönelik girişimlerinin, Birleşmiş Milletler’in yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurguladığı güveni zedelediği uyarısında bulundu.
Kıbrıs Türkü lider Tufan Erhürman ile Rum lider Nikos Hristodulides, Birleşmiş Milletler’in Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir genişletilmiş toplantıyı düzenleyebilmek için yeterli ilerleme sağlamaya çalıştığı bir dönemde, düzenli siyasi diyalog için yeni bir kanal oluşturarak haftalık görüşmeler yapma konusunda çarşamba günü anlaştı.
İki lider, BM iyi niyet misyonunun ara bölgedeki ofislerinde yaklaşık üç saat görüştü. Görüşmenin ardından yayımlanan ortak açıklamada, liderlerin haftada bir kez, koşullar gerektirdiğinde ise daha sık bir araya gelme kararı aldıkları belirtildi. Liderler ayrıca BM Genel Sekreteri António Guterres’in kısa süre önce Ada’ya yaptığı ziyarete ve çözüm çabalarına yönelik süregelen desteğine ilişkin takdirlerini yineledi.
Anlaşma, Erhürman’ın Guterres’in ziyaretinin ardından birçok kez gündeme getirdiği önerinin kabul edilmesi anlamına geldi. Erhürman, Genel Sekreter’in birbiriyle bağlantılı üç alanda taraflara bıraktığını söylediği “ev ödevinin” tamamlanabilmesi için haftalık temasların gerekli olduğunu savunmuştu. Bu üç alan, güven yaratıcı önlemler, yeni bir sürecin metodolojisi ve Kıbrıs müzakerelerinin esasıydı.
Liderler ayrıca yeni oluşturulacak Sivil Toplum Danışma Organı’nın Yönlendirme Komitesi üyelerini perşembe günü açıklama konusunda anlaştı. Bu organın, örgütlü sivil toplumun barış sürecine daha kurumsal ve düzenli biçimde katkıda bulunmasını sağlaması amaçlanıyor.
Hristodulides, görüşmeden ayrılırken iyimser bir tutum sergiledi ve gazetecilere Guterres’in ortaya koyduğu çerçeve doğrultusunda sürecin “doğru yolda” ilerlediğini söyledi.
Erhürman ise daha sonra yaptığı açıklamada belirgin biçimde daha temkinli bir değerlendirmede bulundu. Görüşmenin “son günlerde yaşanan olumsuz gelişmelerin gölgesinde” gerçekleştiğini söyleyen Erhürman, bu olayları görüşmenin başında doğrudan Hristodulides’in dikkatine getirdiğini belirtti.
Erhürman, ortaya çıkan diyaloğu kamuoyu önünde yürütmek yerine anlaşmazlıkları doğrudan muhatabıyla ele alma niyetini ortaya koyarak, “Masa, görüşme masası ve söz göze söylenir” dedi.
Görünürlüğe karşı kampanyalar görüşmeye gölge düşürdü
Erhürman’ın sözünü ettiği gelişmeler, Rum tarafının Kıbrıs Türklerinin uluslararası temaslarına yönelik bir dizi diplomatik ve siyasi müdahalesinden oluşuyordu.
En tartışmalı olaylardan biri, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın Lefkoşa’daki yabancı diplomatik misyonları telefonla arayarak Erhürman’ın Müsteşarı Mehmet Dânâ’nın brifingine katılmamaları yönünde telkinde bulunmasıydı. Ara bölgedeki Dayanışma Evi’nde düzenlenen brifing, Guterres’in ziyaretinin ardından sürece ilişkin Kıbrıs Türk tarafının değerlendirmesini diplomatlara aktarmayı amaçlıyordu.
Erhürman, Rum müzakereci Menelaos Menelaou’nun daha önce kendi tarafının görüşlerini diplomatlara herhangi bir engellemeyle karşılaşmadan anlattığına dikkat çekti. Dânâ’nın brifingi sonuçta yapıldı ve geniş katılımla gerçekleştiği bildirildi. Ancak Erhürman, katılımı engellemeye yönelik girişimi güven yaratmak yerine güveni zedeleyen bir tutum olarak nitelendirdi. Cyprus Mail, Rum Dışişleri Bakanlığı’nın diplomatik misyonları aradığını haberleştirmiş, daha sonra da brifingin baskılara rağmen gerçekleştirildiğini doğrulamıştı.
Bu anlaşmazlığın ardından Kuzey Kıbrıs’ta düzenlenmesi planlanan kültürel ve sportif etkinliklere yönelik baskılar gündeme geldi. Rum siyasi partilerinin ve Avrupa Parlamentosu üyelerinin de katıldığı kampanya, uluslararası sanatçıların Girne’de düzenlenecek NEXUS müzik festivalinden çekilmesine ve etkinliğin iptal edilmesine katkıda bulundu.
Erhürman, bu tür müdahalelerin Kıbrıs Türkü toplumunu uluslararası alanda görünmez kılmaya yönelik daha geniş bir çabanın parçası olduğunu söyledi. Kültürel etkinliklerin, diplomatik brifinglerin, sportif temasların ve halk dansları ekiplerinin uluslararası organizasyonlara katılımının engellenmesinin, Rum tarafının çözüme elverişli koşullar yaratmak istediği yönündeki açıklamalarıyla bağdaşmadığını savundu. Erhürman’ın eleştirisi, diplomatik baskılar ile festivalin iptalini Kıbrıs Türklerinin uluslararası görünürlüğüne ilişkin daha geniş soruna bağladı.
Eylül ayında Kuzey Kıbrıs’ta düzenlenmesi planlanan ve FC Barcelona tarafından lisanslandırılan çocuk futbol kampı konusunda da yeni bir gerilim yaşandı. Kıbrıs Futbol Federasyonu Başkanı Haris Loizides, İspanyol mevkidaşı Rafael Louzán’a mektup göndererek FC Barcelona’yı kampı düzenlemekten vazgeçirmesini istedi.
Kampanya, çarşamba günkü görüşmeden birkaç saat önce Erhürman’ın sert tepki göstermesine yol açtı.
Erhürman, “Bir insan olarak, bir Kıbrıs Türkü gencin bu nedenle yaşayabileceği üzüntünün herhangi bir Kıbrıslı Rum için sevince dönüşmesini kabul edemem” dedi.
Son dönemde yaşanan bu olaylar, Rum liderliğinin Kuzey Kıbrıs’la uluslararası teması bir uzlaşma aracı olarak değil, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası alandaki münhasır temsil iddiasına yönelik bir meydan okuma olarak gördüğüne ilişkin Kıbrıs Türk tarafında uzun süredir var olan algıyı güçlendirdi.
Erhürman, bu politikanın birbiriyle bağlantılı iki gerekçeyle savunulduğunu söyledi. Bunlardan ilki, Kıbrıs Türkü toplumuna uygulanan izolasyonun hafifletilmesinin çözüm isteğini zayıflatacağı; ikincisi ise güven yaratıcı önlemlerin mevcut durumu daha konforlu hale getireceği iddiasıydı. Erhürman her iki yaklaşımı da reddederek, dayatılan izolasyonun yabancılaşmayı derinleştirdiğini ve ortak bir geleceği destekleyen siyasi zemine zarar verdiğini savundu.
Güven yaratıcı önlemler gündemdeki yerini koruyor
Çarşamba günkü görüşmenin ardından güven yaratıcı önlemler konusunda herhangi bir ilerleme açıklanmadı. Bununla birlikte Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının Guterres tarafından belirlenen çeşitli başlıklarda ilerleme sağlamaya hazır olduğunu söyledi.
Bu başlıklar arasında kalan mayınlı alanların temizlenmesi, yeni geçiş noktalarının açılması, karma evliliklerden doğan çocukların karşı karşıya bulunduğu vatandaşlık sorunlarının çözülmesi, spordaki engellerin kaldırılması ve düzensiz göç, doğal afetler ile diğer olağanüstü durumlarla mücadele için ortak mekanizmalar kurulması yer alıyordu.
Yeni geçiş noktalarının açılması, en yakın ve siyasi açıdan en hassas sınama olmayı sürdürüyor. İki taraf, önceki görüşmelerde ele alınan dört noktadan oluşan paketin bölünüp bölünemeyeceği veya bir bütün olarak uygulanmasının gerekip gerekmediği konusunda anlaşamıyor.
Rum tarafı, Türkçede Haspolat olarak bilinen Mia Milia ile Athienou yakınlarında geçiş noktalarının eş zamanlı olarak açılmasını öngören BM önerisini destekliyor. Kıbrıs Türk tarafı ise Türkçede Akıncılar olarak bilinen Louroujina ile daha önceki pakette yer alan diğer noktaları dışlayan herhangi bir formülü kabul etmiyor.
Hristodulides, görüşmenin ardından Haspolat, Pyroi-Athienou, Kokkina ve Louroujina’ya ilişkin öneriler sunduğunu söyledi. Güven yaratıcı önlemlerin esaslı müzakerelerin yerini almaması veya mevcut durumu normalleştirmeye hizmet etmemesi gerektiğini de belirtti.
Dolayısıyla görüş ayrılığı yalnızca yollar ve geçiş noktalarıyla ilgili değil. Anlaşmazlığın özünde, güven yaratıcı önlemlerin öncelikle iki toplumun günlük yaşamına sağlayacağı somut yararlar temelinde mi, yoksa tarafları kapsamlı bir çözüme yaklaştırıp yaklaştırmadığına göre mi değerlendirilmesi gerektiği sorusu bulunuyor.
Guterres’in Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Angela Holguín, güven yaratıcı önlemlerde ilerleme sağlanmasını, Kıbrıs’taki iki taraf, garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve Britanya ile Birleşmiş Milletler’in katılacağı genişletilmiş bir toplantının düzenlenmesi için “olmazsa olmaz” koşul olarak nitelendirmişti. Holguín, bu önlemlerin yalnızca iki toplum arasındaki havayı iyileştirmeye yönelik sembolik adımlar değil, gelecekteki siyasi ortaklığın işleyip işleyemeyeceğini sınayan pratik araçlar olduğunu savunmuştu.
Metodoloji anlaşmazlığının merkezinde siyasi eşitlik var
Liderler, yeniden başlatılabilecek bir müzakere sürecinin nasıl yapılandırılacağını da görüştü. Ancak Erhürman, metodolojiye ilişkin konuların siyasi eşitlikten ayrı ele alınamayacağını açıkça ortaya koydu.
Erhürman, siyasi eşitliğin Kıbrıs sorununun özünün bir parçası olduğunu ve diğer başlıklarda verilecek tavizler karşılığında pazarlık konusu yapılamayacağını söyledi. Siyasi eşitliğin içeriği açıklığa kavuşturulmadığı sürece, metodolojinin diğer unsurlarında, geçmiş yakınlaşmalarda veya esasa ilişkin müzakerelerde ilerleme sağlanamayacağını belirtti.
Bu tutum, Kıbrıs Türklerinin federal karar alma süreçlerine katılımı dahil etkili katılımı, şekillenmekte olan sürecin merkezine yerleştiriyor. Erhürman, herhangi bir müzakere sürecinin takvime bağlı olması, kabul edilmiş yakınlaşmaları temel alması ve açıkça tanımlanmış bir hedef bulunmaksızın ucu açık bir sürece geri dönülmesini önleyecek güvenceler içermesi gerektiğini defalarca dile getirdi.
Hristodulides ise özellikle 2017’de Crans-Montana konferansının sonuçsuz kalmasından önce geliştirilen geçmiş yakınlaşmaların korunması gerektiğini söyledi. Toprak ile mülkiyet, güvenlik ile yönetim başlıkları arasındaki olası bağlantıları örnek göstererek, birbiriyle ilişkili müzakere başlıklarının birlikte ele alınabileceğini belirtti.
Bu farklılık belirleyici olabilir. Rum tarafı, müzakerelerin 2017’de kesildiği yerden yeniden başlatılmasını ve bugüne kadar oluşan müzakere birikiminin korunmasını öne çıkarıyor. Kıbrıs Türk tarafı ise siyasi eşitlik ve etkili katılımın uygulamada gözetileceği önceden açıklığa kavuşturulmadan yakınlaşmaların korunmasının anlamlı olmayacağını savunuyor.
Haftalık diyalog ileriye doğru dar bir yol açıyor
Holguín’in eylül ayının ilk haftasının sonuna doğru Ada’ya dönmesi ve liderlerin önümüzdeki görüşmelerinden birine katılması bekleniyor. Ziyaret, yeni haftalık görüşme düzeninin ölçülebilir bir ilerleme sağlayıp sağlamadığının veya yalnızca yerleşik görüşlerin daha sık tekrarlanmasına mı yol açtığının değerlendirilmesi için ilk fırsatı sunacak.
Her iki liderin de eylül ayında BM Genel Kurulu’nun yüksek düzeyli haftası sırasında New York’ta Guterres ile ayrı ayrı görüşmesi bekleniyor. Hristodulides, New York temaslarını gayriresmî bir dönüm noktası olarak nitelendirdi. Bununla birlikte henüz üçlü veya genişletilmiş bir toplantı planlanmadığını söyledi.
Bu nedenle çarşamba günü varılan anlaşma siyasi bir atılımdan çok usule ilişkin bir ilerleme niteliği taşıyor. Haftalık görüşmeler, karşılıklı kamuoyu açıklamalarından kaynaklanabilecek yanlış anlamaların büyümesini önleyebilir, aşamalı uzlaşmalar için fırsat yaratabilir ve liderlerin süreç üzerindeki sahipliğini güçlendirebilir. Ancak siyasi eşitlik, geçiş noktaları, izolasyonlar veya geçmiş yakınlaşmaların statüsüne ilişkin anlaşmazlıkları tek başına çözemez.
İlk sınama, iki tarafın Holguín’in dönüşünden önce temasların sıklaştırılmasını somut sonuçlara dönüştürüp dönüştüremeyeceği olacak. Mayınların temizlenmesi, karma evliliklerden doğan çocukların vatandaşlık sorunları, afetler karşısında işbirliği veya sınırlı da olsa bir geçiş noktaları paketi konusunda ilerleme sağlanması, haftalık diyaloğun pratik bir değer taşıdığını gösterebilir.
Bu alanlarda sonuç alınamaması ise iki tarafın geçmiş girişimlerin tıkanmasına yol açan koşulları değiştirmeden bir kez daha diplomatik süreci yönetmekle yetindiği görüşünü güçlendirecektir.
Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının halkının çözüm iradesi doğrultusunda iyi niyetle çalışmayı sürdüreceğini, ancak süreci tehlikeye attığını veya karşı tarafın samimiyetini sınadığını düşündüğü girişimleri gündeme getirmeye de devam edeceğini söyledi.
Haftalık görüşmeler, Guterres’in düzenlemek istediği genişletilmiş toplantıya doğru dar bir yol açtı. Bu yolun yeni bir usul trafiğinin ötesine geçip geçmeyeceğini, liderlerin görüşme masasında söyledikleri kadar iki tarafın bir çarşambadan diğerine kadar geçen sürede yaptıkları da belirleyecek.


























































































































































































