Mutfak Güncesi-36
08/04/2012
Fatma Zeytincioğlu
Sevgili Mutfak Güncesi Dostlarım,
Uzunca bir aradan sonra yine birlikteyiz. Bu kadar ara vermemin nedeni karşınıza iyi bir konuyla gelmek istememdi. Bugünkü konum hepinizin bildiği mevlit okumak veya okutmak. Mevlit Müslümanlığın doğuşundan bu yana tüm Müslümanların bu dünyadan göçmüş yakınları veya din kardeşleri için okudukları dualar ve ilahilerle birlikte Kuran-ı Kerim'den alınan bölümlerdir.
Bu mevlid-i Şerif yakınlarımızın öldükleri günlerde veya yıldönümlerinde okutulur. Bu mevlitlerin bir de ikram bölümü var. İkram geleneği, mevlidin bir bölümünde geçen, hurilerin sunduğu bir cam dolusu şerbetten söz edilmesiyle başlıyor ve geleneği böyle gelişiyor . Bir bölümünde de çiçek suyu dağıtılıyor o, da mis gibi kokusu canlarda tüter diye geçiyor. o da oradan gelenek haline geliyor ama son zamanlarda bu ikramlar maksadını aşmış hale geldi. Artık nasıl oldu, kim başlattı bilmiyorum; ama bir partiye hazırlanır gibi mevlide hazırlanıyor insanlar.
Önceleri yedi çeşitten söz edilirdi, şimdilerde çeşit sayısı arttıkça artıyor. Bana göre bu çok lüzumsuz ve yakışıksız bir hale geldi. Tamam ölmüş yakınlarımızın sevdiği bazı yiyecekler canı için verilir de, bu başka boyutlarda. Canı için olan o kısmı da geçti gidiyor; yani anlayacağınız abartıldıkça abartıldı. Benim mevlide bakış açım şöyledir. Öncelikle mevlide giden kişiler mevlit ortamına uygun davranmalı yaslı aileye saygılı olmalı mevlit başladığında mevlidi okuyana saygılı olmalı konuşmayıp mevlidi can kulağıyla dinlemeli ve eğer okunanlara aşinalık varsa mevlidi okuyana katılmalı. Dualarda "amin" çekmeli mevlit bittikten sonra ikramlardan almalı, o ikramları atmamalı yemeli veya başka birilerine de yedirmeli. İkramları yedikten sonra Fatiha okumalı.
Benim gözlemlediğim ve yadırgadığım mevlitlere gidiliyor, ölen kişi eleştiriliyor yakınlarının yası taklit ediliyor ya da mevlit okunurken sohbetler ediliyor bazen de konu komik oluyor gülünüyor. Şimdilerde bir de cep telefonları çalıyor ve mevlidin ortasında cep telefonuyla konuşuluyor . İkramlar eleştiriliyor. Çeşit azdı ya da çoktu, kim yaptı ya da nereden alındı gibilerden alakasız bir sürü konuşma.
Bence bunların hiçbiri hoş değil her şeyin bir adabı var. Adabına uygun davranmalı. Neyse bu günlük bu kadar yeter. Yazımın sonunda yıllar önce kaybettiğimiz kardeşimin yıldönümü nedeniyle ruhu için okuttuğumuz mevlidi Allah'ın kabul etmesini dilerim.
Şimdi de yazımın maksadı olan yemek tarifine geçelim.
Bugünkü yemeğimiz şimdi bolca bulunan enginardan kolay bir yemek çeşidi. Enginar da tıpkı et gibi hangi yemekle pişirirseniz o yemeğe yakışır. Ben geçenlerde enginarlı pirinç pilavı yaptım ama bugün pilavı değil enginarlı patates kızartmasını tarif etmek isterim.
4 kişilik bir yemek için,
4 tane enginar
4 tane büyük patates
4 tane de yumurta kullanabiliriz
2 su bardağı sıvı yağ
1 çay kaşığı tuz isteğe bağlı olarak karabiber ve kimyon da kullanılabilir.
Yapılışı
Patatesler ve enginarlar ayıklanıp ayrı ayrı küp şeklinde doğranır. Önce bol yağda patatesler kızartılır. Kızartılan patatesler kevgir yardımıyla yağdan alınır. Sonra da enginarlar aynı yağda kızartılır onlar da yağdan alınır ve yağsız tavada birleştirilip biraz daha pişirilir. Tuz karabiber ve kimyon katılır. En son da yumurtalar kırılır ve yumurtalar da pişene kadar karıştırılır. Yerken de bolca limon sıkılır yanına da mevsim salatası pek yakışır şimdiden afiyet olsun .














































































































































