Ortadoğudaki savaş önce KKTC sanayisini ve turizmi vuracak
18/03/2026
Erçin Tekakpınar
Dünya ekonomisi son yıllarda pandemi, küresel tedarik zinciri krizleri ve Rusya-Ukrayna savaşı gibi üst üste gelen sarsıntılarla yeniden şekilleniyor. Bugün ise Körfez bölgesinde tırmanan yeni askeri gerilimler ve devamında başlayan savaş enerji piyasalarını ve küresel ticareti bir kez daha istikrarsızlığın eşiğine getirmiş durumda.
Enerji maliyetleri ve üretim üzerindeki baskı
İthalata bağımlı yapısı, yüksek enerji maliyetleri ve sınırlı üretim nedeniyle KKTC sanayisi, bu tür küresel krizlerin doğrudan hedefi haline geliyor. Körfez’deki bir savaşın yerel sanayiye en büyük yansıması kuşkusuz enerji fiyatları üzerinden olacaktır.
Dünya petrol üretiminin merkez üssü sayılan bu bölgedeki her gerginlik, fiyatlarda ciddi bir belirsizliğe ve artışa yol açıyor. KKTC’de elektrik üretiminin büyük oranda akaryakıta dayalı olması, petrol fiyatlarındaki her yükselişin elektrik faturalarına anında yansıması demek. Bu durum muhtemelen
- Sanayi işletmelerinin operasyonel maliyetlerini ciddi oranda artıracak,
- Yerli üretimin rekabet gücünü zayıflatacaktır.
Özellikle gıda, plastik, ambalaj, metal işleme ve inşaat malzemeleri gibi enerji yoğun sektörlerde bu baskı çok daha derinden hissedilecektir.
Lojistik ve hammadde darboğazı
Krizin etkileri sadece enerjiyle de sınırlı değil; küresel lojistik ve taşımacılık maliyetleri de bu süreçte hızla yükseliyor. Bir ada ekonomisi olan ve ithalatının neredeyse tamamını deniz yoluyla gerçekleştiren KKTC için navlun ve sigorta maliyetlerindeki artış başlı başına bir sorun teşkil ediyor. Ayrıca yükselen petrol fiyatları; plastik hammaddeleri, kimyasal ürünler ve ambalaj malzemeleri gibi sanayinin temel girdilerini de zincirleme olarak pahalılaştırıyor.
Turizm kaynaklı talep düşüşü
Bölgesel güvenlik riskleri turizm sektörünü vurduğunda, ki KITOB Başkanı Dimağ Çağıner savaşın yarattığı belirsizlik ve rezervasyon iptalleri nedeniyle 2026 turuzim sezonun kötü geçebileceği uyarısını geçtiğimiz günlerde yapmıştı sanayi sektörü de bundan dolaylı bir darbe alacaktır. Turizmdeki olası bir daralma; gıda, temizlik malzemeleri ve içecek üretimi gibi sektörlerde talep düşüşüne neden olarak sanayi çarklarını yavaşlatma potansiyeline sahip.
Sonuç: bir tercih değil, zorunluluk
Ortadoğudaki gelişmeler, mevcut üretim ve enerji politikalarımızın artık sürdürülebilir olmadığını bir kez daha kanıtlamıştır. Bu süreçte yerli sanayiyi korumak adına şu adımların atılması gerektiğine inanıyorum:
-Kısa Vadeli Destekler: Sanayiye yönelik elektrik teşvikleri, lojistik destekler ve yerli üretimi hedefleyen kamu alım politikaları hızla devreye alınmalıdır.
- Yapısal Reformlar: Orta vadede GES yatırımları hızlandırılmalı ve maliyetleri düşürecek kalıcı reformlar hayata geçirilmelidir.
Güçlü ekonomilerin en belirgin özelliği üretim kapasiteleridir. KKTC’nin krizlere karşı dirençli bir yapıya kavuşması için üretim gücünü artıracak politikaları uygulaması artık bir tercih değil, ekonomik bir zorunluluktur.
- KKTC’de Hayat Pahalılığı Ödeneğinin Ötelenmesi meselesi ve İngiltere Örneği
- İşsizlik rakamları yanıltıcı
- KKTC Ekonomisinin ''Tek Bacak'' Sendromu
- “Yeni Normal” Nedir, Ne Değildir?
- Miadını dolduran yasalar: Değişim kaçınılmaz
- "Asgari Ücret: Denge ve Adalet Arayışı"
- Asgari ücret ne kadar artar
- ‘’Tamamlayıcı sağlık sigortacılığı’’ ve ‘’Sağlık market’’ uygulamaları
- Turquality’den Northcyproquality’e
- Erçin Tekakpınar yazdı: Yürüyüş üzerine bir pazar yazısı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































