Advertisement

Advertisement

“Toparlanmak” isteyenlere

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
29/05/2012


Cenk Uzunoğlu Cenk Uzunoğlu


Geçen hafta ‘’Toparlanıyoruz ’un arkasına herkesin bakması lazım’’ başlıklı yazım içeriğinin komplo teorisi olduğu ile ilgili reaksiyon aldı.

Haksızlık yaptığım ve abarttığım iddia edildi.

Yazdığımın arkasındayım.

Bu tür hareketlerin toplumun içinde bulunduğu bıkkınlık ve ümitsizlikten dolayı hem Ankara hem de Kıbrıs'la ilgili diğer ülkelerin kendilerine göre haklı çıkarları adına manipülasyona açık olabileceğinin farkındalığına dikkat çektim.

‘’Toparlanıyoruz’’ özünde bir değişim hareketi olma iddiasında.

Değişimin basit bir mesele olmadığını iş hayatındaki tecrübe ve gözlemlerimden yaşayarak gördüm.

Bunun için değişim yolculuğunun neleri barındırdığını geçen hafta bu yeni hareketle ilgili yazdıklarımla abarttığımı düşünenler için aktarmak istiyorum.

Değişim yeni bir dernek ve parti kurmaktan,

Bir konferanstan,

Bir cümleden,

Bir kitaptan,

Bir şiirden,

Ya da bir ‘’tweetden’’ dolayı gerçekleşmez.

Değişimin doğru insanların bir araya gelmesiyle ancak gerçekleşme ihtimali doğar.
Ayni hayalleri paylaşan ‘’hayal ortaklarını’’ bir araya getirmek işin başlangıcıdır.

Değişim için cesarete ihtiyaç vardır.

Bunun için cesareti besleyecek hayal ortaklarının olması başlangıçta en fazla üzerinde durulması gereken etkendir.

Bunu da yapmak bir şeyleri değiştireceğine inanacak kadar idealist…

Hayalinin önündeki engelleri görecek kadar da gerçekçi…

Engelleri kaldırmayı deneyecek kadar cesur…

Sıra dışı hayal ortakları ile çalışabilecek kadar uyumlu olmayı gerektirir.

Değişimin güçlü ve farklı bir söylemi olması şarttır…

Karizmatik lider ve sözcülerin de faydası olur…

Ama tüm bunlar liderlik ve kadro eksikliğini ortadan kaldırmak için yeterli olsa da değişim için yeterli değildir.

Çok önemli ve bizim toplum olarak zayıf olduğumuz bir tarafı daha vardır liderliğin ve değişimin.

Vizyonun gerçekçi, planın da vizyonla uyumlu ve uygulanabilir olması lazım.

Bunlar büyük ve anlamsız laflar olabilir.

Konuyu biraz daha açalım.

Eleştirilen düzenin nasıl değiştireceğini ve örneğin nasıl kaynak yaratılacağını ortaya koyabilmek lazım.

Örneğin devletin çalışma iş süreçlerini, insanı (diğer bir deyimle seçmeni) da içine alarak nasıl değiştireceklerini anlatmaları gerekir.

Örneğin Türkiye devletini hangi alanda mali destek almak için devreye sokacağını ortaya koyması gerekir.

Vizyonun söylem açısından doğru ama planının yüzeysel olduğu bir hareket, yapılan tespitle ilgili haklı olsa da inandırıcı ve sürükleyici olmaz.

Söylenenler ‘’değişimin’’ yalnızca başka insanların görev almasından ibaret bir şey olduğunu düşündürtmeye başlar.

Bunu dile getirenlerin de kurulu düzen içerisinde, istediğini siyasi iradeden elde edemediği ve ekarte edildiği için bunu dile getirdiği düşünülmeye başlar.

Bir noktadan sonra değişime olan ihtiyaçtan ziyade bu siyasi hırs ön plana çıkar.

İçtenliği içten içe sorgulanır olur değişim ve liderlik ihtiyacının.

Bıkkınlık ve çaresizlik içerisine itilmek istenen toplum için bu daha da büyük felaketleri getirebilir.

Bugün bu harekete destek verenlerin ikide birde ‘’Ankara artık para vermeyecek’’ diyenlerle ayni olması düşündürücüdür.

Yine ayni kişilerin Türkiye’nin son 3-4 yılda diplomasi teamüllerinin ötesinde yaptığı küçük düşürücü benzetmelere hiçbir söz söylemiş ve yazmış olmamaları da düşündürücüdür.

Para verilmeyecekse o zaman daha ileriye gitmeden bu temel konuyu nasıl çözeceklerini de ortaya koymaları gerekmez mi bu harekete destek verir görünenlerin?

Bunun yapılmaması Ankara’nın ‘’siz hele yol alın bakalım biz sonra size maddi ve manevi desteği toplum üzerindeki etkinize göre düşünürüz’’ yaklaşımını gündeme getirmez mi?

Bunun geçmişteki uygulamalardan farkı nedir?
Bunların tümünü alt alta koyunca Kuzeyde birçok ekonomik kuruma yapıldığı gibi siyasi kurumlara da ‘’tesviye’’ yerine ‘’tasfiyenin’’ gerekli olduğu kararının alındığı ve uygulamaya konulmak istendiği düşünülmez mi?

Kurulu düzen içerisinde bunu yapacak güçte olmayanların yapamadığını yerine getirme süreci değil midir bu bir yerde?

Bunun için Başkanlık sistemi, yeni anayasa, devletin isminin değiştirilmesi ve yarım yamalak da olsa tanınma süreci dahil kurulu siyasi düzeni tasfiye edecek yeni bir süreç başlatılmak istenmektedir.

Tüm bunları ve adadaki ekonomik yapı ve çalışma şartlarını yeniden düzenleyerek bu topluma hazmettirmek için de içinden geçtiğimiz bu travma yolculuğunu yaşamak durumundayız.

Bunun için geçen hafta bana bu süreç ‘’Türkiye’nin 12 Eylül 1980 öncesini hatırlattı’’ diye yazdım.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Cenk Uzunoğlu
MANŞETLER

HK Cenk Uzunoğlu

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.