Advertisement

Advertisement

Mahkeme darbesi sonrasi CHP: bir parti kendi “restorasyonunu” atlatabilir mi?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
22/05/2026


Yusuf Kanlı Yusuf Kanlı


CHP’nin 2023 kurultayının iptali yalnızca parti içi bir kriz değil. Bu karar, Türkiye’nin çok partili siyasal düzenine, muhalefetin seçim geleceğine ve yeniden canlandırılmaya çalışılan Kürt barış sürecinin kırılgan siyasi atmosferine doğrudan bir darbe niteliği taşıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) 2023 kurultayını iptal eden ve Özgür Özel’i fiilen genel başkanlıktan uzaklaştıran mahkeme kararı, son yıllarda Türkiye muhalefetinin karşı karşıya kaldığı en ağır siyasi sarsıntılardan birini yarattı. Karar yalnızca CHP’ye değil, zaten kırılgan hale gelmiş demokratik düzene ve eşitsiz koşullar altında işlemeye çalışan çok partili siyasal rekabete de ağır darbe vurdu.

Eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu’nu geçici olarak yeniden göreve döndüren ve CHP’yi 2024 yerel seçimlerinde tarihi başarıya taşıyan yönetimi askıya alan karar, ana muhalefet partisinde yeni bir belirsizlik, iç hesaplaşma ve kurumsal felç döneminin kapısını açtı. Reuters ve Associated Press dahil uluslararası medya kuruluşları kararı muhalefet üzerindeki yargı baskısının dramatik biçimde derinleşmesi olarak yorumladı; Türkiye’de demokratik denge ve denetim mekanizmalarının aşındığı yönündeki kaygılar yeniden güç kazandı.

Finans piyasaları ise anında ve sert tepki verdi. Borsa İstanbul’da yaşanan sert satışlar nedeniyle devre kesiciler çalışırken, Türk Lirası ve Türkiye’nin risk göstergeleri de siyasi istikrarsızlık korkusuyla yeniden baskı altına girdi.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in sabahın erken saatlerinde üst düzey ekonomi bürokratları ve para otoriteleriyle acil toplantı yaptığı öğrenildi. Toplantının amacının piyasalardaki paniği sınırlamak, zarar kontrolü sağlamak ve dalgalanmanın döviz, tahvil ve bankacılık sektörlerine daha derin biçimde yayılmasını önlemek olduğu belirtiliyor.

Ekonomi yönetiminin odaklandığı başlıkların likidite yönetimi, kur istikrarı ve yatırımcı güvenindeki daha büyük bir erozyonun önlenmesi olduğu ifade ediliyor. Ankara kulislerinde ise kararın yalnızca bir parti içi kriz olarak kalmayıp, Türkiye’nin zaten kırılgan ekonomik yapısı üzerinde daha geniş çaplı bir siyasi güven krizine dönüşebileceği yönündeki kaygılar giderek artıyor.

CHP’nin ötesine geçen karar

Kararın rekabetçi siyasetin tam kalbine yönelmiş olduğu konusunda ciddi bir şüphe yok. CHP uzun yıllardır iç bölünmeler, hizip savaşları ve sert kurultay mücadeleleriyle anılan bir parti oldu. Ancak bu kez tablo farklı. Parti içi rekabet artık yargı eliyle yönetilen bir liderlik krizine dönüşmüş durumda. Bu da oyunun doğasını değiştiriyor.

Karar, Ekrem İmamoğlu başta olmak üzere önde gelen muhalefet figürlerine yönelik gözaltılar, davalar ve siyasi baskılarla geçen uzun bir sürecin ardından geldi. Bunun etkisi yalnızca bir siyasi partiyi zayıflatmak değil. Aynı zamanda kamuoyunun seçimlerin, kurultayların ve siyasi rekabetin yargı müdahalesi olmadan kalıcı sonuçlar üretebileceğine dair inancını da daraltıyor.

Kılıçdaroğlu nasıl dönecek?

Kılıçdaroğlu’nun dönüşü gerçekleşirse bu büyük olasılıkla siyasi bir zaferden çok hukuki ve idari bir restorasyon şeklinde başlayacak. Mahkeme kararının desteğiyle geçici genel başkan olarak koltuğa oturabilir ancak karşısında son derece gergin ve düşmanca bir parti atmosferi bulacak.

Özel ekibi, İmamoğlu çevresi, büyükşehir belediye başkanları, genç milletvekilleri ve 2024 sonrası oluşan siyasi momentumun önemli bölümü bu dönüşü sıradan bir görev devri olarak görmeyecektir.

Bu nedenle Kılıçdaroğlu önce binayı kontrol edebilir; fakat partiyi kontrol etmesi çok daha zor olabilir.

Önündeki ilk sınav uzlaşma mı yoksa tasfiye mi tercih edeceği olacak. Uzlaştırıcı bir çizgi CHP’nin hukuki bütünlüğünü koruyabilir. Rövanşist bir yaklaşım ise parçalanmayı hızlandırabilir.

CHP bölünür mü?

Artık bölünme ciddi bir ihtimal, ancak kaçınılmaz değil. CHP geçmişte birçok iç savaşı atlattı çünkü kurumsal kimliği liderlerinden daha eskiydi. Ancak bu kriz istisnai çünkü meşruiyet artık hukuk ile siyasi gerçeklik arasında bölünmüş durumda.

Kılıçdaroğlu’nun yeniden genel başkanlığa dönmesi için mahkeme yolu açılmış olabilir. Buna karşılık Özel ekibi, kurultayın demokratik meşruiyetine, 2024 yerel seçimlerinin siyasi meşruiyetine ve direnişin duygusal meşruiyetine sahip olduklarını savunabilir.

Her iki taraf da tek meşru otorite olduklarında ısrar ederse CHP önce tek hukuki kabuk içinde iki partiye, ardından fiilen iki ayrı siyasi yapıya dönüşebilir.

Özel’in ekibi yeni parti kurar mı?

Bu hâlâ “nükleer seçenek” olarak görülüyor. Şimdilik Özel ekibi yeni parti kurma ihtimaline yönelmeden önce tüm kurumsal ve siyasi yolları tüketmeye kararlı görünüyor. Buna hukuki itirazlar, parti içi direnç, olağanüstü kurultay talepleri ve hem Meclis hem taban düzeyinde daha geniş siyasi mobilizasyon girişimleri dahil olabilir.

Krizin hızla tırmandığı ortamda Ankara kulislerinde CHP’nin karara karşı Yargıtay’a temyiz başvurusu yaptığı yönündeki söylentiler de giderek güçleniyor. Amaç, liderlik değişimi tam anlamıyla kurumsallaşmadan kararın uygulanmasını durdurmak ya da tersine çevirmek olabilir.

Dolayısıyla ortaya çıkan hukuki mücadele, Türkiye’nin ana muhalefet partisinin geleceği üzerindeki savaşın bir sonraki kritik cephesi haline gelebilir.

Yeni bir parti kurmak ise son derece riskli olur. Böyle bir hamle karara öfkeli muhalif seçmeni heyecanlandırabilir ancak aynı zamanda Erdoğan karşıtı oyları bölebilir, belediye yapılarını karıştırabilir ve parlamenter koordinasyonu zayıflatabilir. Bu nedenle Özel ekibi, parti mekanizması tamamen kapanmadığı sürece CHP’yi terk etmek yerine onun içinde mücadele etmeyi tercih edebilir.

Bir sonraki kurultay ne zaman yapılır?

Bir sonraki kurultay artık belirleyici savaş alanı olacak. Karar yürürlükte kalırsa Kılıçdaroğlu üzerindeki olağanüstü kurultay baskısı çok hızlı biçimde artacaktır. Muhalifler delegelere süratle gidilmesini isteyecek, destekçileri ise önce partide düzenin yeniden kurulması gerektiğini savunarak zamana oynayabilecektir.

Bu nedenle takvim hukuki değil siyasi olacaktır. Hızlı bir kurultay liderlik tartışmasını yeniden meşrulaştırabilir. Gecikmiş bir kurultay ise kararın CHP’yi bir sonraki ulusal seçim öncesinde dondurmak amacıyla verildiği yönündeki kuşkuları derinleştirebilir.

Bahçeli ne demek istedi?

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin Özgür Özel ve Kemal Kılıçdaroğlu’na birlikte çalışma ve uzlaşma çağrısı yalnızca iyi niyet olarak okunmamalı. Bu çağrı, kaosun sistemin tamamına yayılmasını önlemeye dönük siyasi bir müdahale niteliği taşıyor.

Bahçeli’nin mesajının iki katmanı var. Birincisi, CHP krizinin sokak gerilimine dönüşmeden kontrol altında tutulmasını istiyor. İkincisi ise muhalefetin zayıflamasını ama tamamen kontrolsüz hale gelmemesini hedefliyor.

Dağılmış bir CHP, tam da Bahçeli’nin AKP’yi Kürt barış sürecinde somut adımlar atmaya zorladığı bir dönemde, öngörülemez toplumsal öfke, piyasa türbülansı ve parlamenter istikrarsızlık yaratabilir.

Uzlaşma hâlâ mümkün mü?

Teknik olarak evet. Siyasi olarak ise çok zor.

Bunun için Kılıçdaroğlu’nun yalnızca geçiş dönemi lideri gibi davranması, tasfiye girişimlerinden kaçınması, olağanüstü kurultayın önünü açması ve partinin geleceğinin 2023’ü geri alarak kurulamayacağını kabul etmesi gerekir.

Özel ekibinin de ani kopuş yerine mücadeleyi kişisel intikam değil kurumsal savunma çerçevesinde yürütmesi gerekir.

Ancak bunca iç kavga, güvensizlik ve kamuoyu önündeki ağır yıpranmanın ardından böyle bir formül son derece kırılgan olacaktır.

Barış süreci “yan hasar” olabilir

CHP kararı öncesinde Ankara’nın ana gündemi yeniden canlandırılmaya çalışılan barış süreciydi. Bahçeli uzun süredir AKP’yi söylemin ötesine geçmeye zorlarken, Kürt siyasi çevreleri devletin henüz somut adım atmadığını savunuyordu.

Şimdi ise CHP kararı bu süreci iki açıdan zedeleyebilir. Birincisi, herhangi bir barış girişiminin ihtiyaç duyduğu demokratik güven ortamını daha da aşındırıyor. İkincisi ise iktidar blokunu Kürt meselesinde riskli adımlar atmaktan çok muhalefet krizini yönetmeye yöneltebilir.

Bu ciddi bir yanlış hesap olur. Ana muhalefetin yargı yoluyla istikrarsızlaştırıldığı ve kamuoyunun parti hayatta kalma tartışmalarına kilitlendiği bir siyasi atmosferde sağlıklı bir barış sürecinin ilerlemesi son derece zorlaşır.

Yeni bir siyasi eşik

Artık hiçbir şey CHP için eskisi gibi olmayacak. Türkiye için de.

Bu karar CHP’nin kronik iç hizip savaşlarını ulusal ölçekte bir demokrasi krizine dönüştürdü. Kılıçdaroğlu hukuken geri dönmüş olabilir ancak bu, Özgür Özel’in yükselişinden, Ekrem İmamoğlu’nun etkisinden, 2024 yerel seçim depreminden ve muhalefetin iktidarın değişebileceğine dair yeniden kazandığı inançtan önceki siyasi dünyayı geri getirmiyor.

Artık temel soru yalnızca CHP’yi kimin yöneteceği değil.

Asıl soru, Türkiye’nin siyasi sisteminin muhalefet partilerine kendilerini yenileme, eşitsiz koşullar altında rekabet etme, yargı şoklarını atlatma ve demokratik değişim için hâlâ inandırıcı araçlar olarak kalabilme imkânı tanıyıp tanımadığıdır.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.