Advertisement

Advertisement

Uçurumdan önce sandık: Kuzey Kıbrıs’ta erken seçim neden tek çıkış yolu olabilir

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
10/04/2026


Yusuf Kanlı Yusuf Kanlı


 

Derinleşen bir güven krizi, parçalanmış bir koalisyon, artan mali baskılar ve değişen diplomatik takvim tek bir noktada birleşiyor. Demokrasilerde yönetim tutarlılığını ve inandırıcılığını kaybettiğinde, sürdürülebilir tek çıkış yolu halka dönmektir.

Hayat pahalılığı ödeneği üzerinden başlayan teknik bir tartışma, bugün çok daha derin bir gerçeği açığa çıkarmış durumda: bir güven krizi, bir yönetim krizi ve giderek bir meşruiyet krizi. Kuzey Kıbrıs artık maaşları tartışmıyor. Aynı anda güven, uyum ve inandırıcılık üretmekte zorlanan bir siyasal sistemin sınırlarıyla yüzleşiyor.

Böylesi anlarda demokrasiler iyi bilinen bir çözüme başvurur. Siyasi otorite zayıfladığında ve kamu güveni aşındığında, sandık artık bir risk değil, bir zorunluluktur. Süleyman Demirel’in ifade ettiği gibi, “Demokrasilerde çare tükenmez. Umutlar tükendiğinde millete gidilir. Sandık milletin önüne gelir ve nihai kararı verir.” Üçlü koalisyonun, bugüne kadar ısrarla kaçındığı bir seçeneği artık ciddi biçimde değerlendirmesi gerekebilir: Haziran gibi erken bir tarihte seçim.

Ücret tartışmasından meşruiyet krizine

Artık mesele teorik değil. Mevcut parlamenter çerçeve içinde yönetilmesi giderek zorlaşan bir dizi baskının kesişiminde duruyoruz.

Bunların başında güven erozyonu geliyor. Hükümetin sendikaların daha önce önerdiği formülü gecikmeli biçimde benimsemesi krizi çözmedi, tersine kuşkuları derinleştirdi. Bir uzlaşı olarak sunulabilecek adım, baskı altında atılmış bir geri adım olarak algılandı. Bu fark önemlidir, çünkü tartışmayı politikadan çıkarıp güvenilirlik meselesine dönüştürür. Bu eşik aşıldığında teknik çözümler etkisini kaybeder.

Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın dahil olduğu arabuluculuk girişimlerinin dahi sonuçsuz kalması, sorunun derinliğini ortaya koyuyor. En üst düzeydeki müdahaleler bile hükümet ile örgütlü emek arasındaki uçurumu kapatamıyorsa, mesele artık müzakere değil, meşruiyettir.

Sendikaların anlaşmanın komite aşamasında güvence altına alınması yönündeki ısrarı da bu güvensizliğin doğrudan yansımasıdır. Normal şartlarda teknik görülebilecek bir prosedür, bugün varoluşsal bir mesele haline gelmiştir. Kararların nasıl alındığına güven yoksa, o kararların içeriğine de güven olmaz.

Koalisyon adı altında dağınıklık

İkinci baskı noktası siyasi parçalanmadır. Zaten kırılgan olan koalisyon artık giderek daha uyumsuz bir görüntü veriyor. Demokrat Parti’nin mesafe koyduğu açık. YDP açıkça erken seçim çağrısı yapıyor. Ana omurgayı oluşturan Ulusal Birlik Partisi içinde dahi bütünlük tartışmalı.

Bir zamanlar “sağlam” olarak sunulan Meclis aritmetiği artık işlemiyor. En basit yasayı geçirmek için gereken oy sayısına dahi ulaşmakta zorlanan bir hükümetin yönetme kapasitesinden söz etmek giderek güçleşiyor. Bu yalnızca sayı meselesi değildir. Siyasi irade ve iç uyum meselesidir. Ve bugün her ikisi de zayıflamış görünmektedir.

Ankara’da 2026 İktisadi Protokolü’nün imzalanması sırasında verilen birlik ve uyum görüntüsü ile Lefkoşa’daki gerçeklik arasındaki fark ise artık göz ardı edilemez boyuttadır. Dışarıda sergilenen birlik ne kadar vurgulanırsa, içerideki parçalanma o kadar görünür hale gelmektedir.

Ekonomik baskı ve yapısal dengesizlik

Üçüncü unsur ekonomik gerçekliktir. Türkiye ile imzalanan yaklaşık 25 milyar TL’lik 2026 İktisadi Protokolü önemli bir çerçeve sunmaktadır. Ancak mevcut mali krizi doğrudan çözmemektedir.

Kaynakların büyük bölümü güvenlik, altyapı ve uzun vadeli yatırımlara yöneliktir. Maaş ödemelerine doğrudan bir katkı yoktur.

Tablo nettir. Gelirler maaş giderlerini karşılamıyor. Açık borçlanma ile kapatılıyor. Borç büyüyor. Döngü tekrarlanıyor. Kuzey Kıbrıs, tüketimini içeriden finanse eden, yatırımlarını ise dış kaynağa bırakan bir modele sürüklenmektedir.

Böyle bir yapıda siyasi otorite daha da kritik hale gelir. Zor ekonomik kararlar güven gerektirir. Güven yoksa, en doğru adımlar bile dirençle karşılaşır. Mevcut hükümet ise bu güveni önemli ölçüde yitirmiştir.

Haziran öncesi daralan zaman

Dördüncü ve belki de en stratejik unsur zamandır. Kıbrıs meselesi yeni bir faza girme ihtimali taşımaktadır. Birleşmiş Milletler’in yürüttüğü hazırlık süreci, Haziran sonrasında daha somut müzakerelerin başlayabileceğine işaret etmektedir.

Böylesi bir döneme, kamu güvenini yitirmiş ve iç uyumu zayıf bir hükümetle girmek ciddi riskler barındırır. Bu tür müzakereler sadece siyasi yetki değil, aynı zamanda güçlü bir meşruiyet gerektirir.

Buna ek olarak bölgedeki savaşın yarattığı ekonomik ve güvenlik baskıları da artmaktadır. Enerji fiyatlarındaki dalgalanma, ticaretin kırılganlığı ve jeopolitik belirsizlikler iç dengeleri daha da zorlamaktadır.

Bu şartlarda ülkeyi yönetecek iradenin hem kararlı hem de güvenilir olması gerekir. Bugün ise bu kapasite sorgulanmaktadır.

Demokratik çıkış: Sandığa dönüş

Tüm bu unsurlar bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo nettir. Bu artık bir politika krizi değil, bir siyasi çıkmazdır.

Ve siyasi çıkmazlar demokrasilerde inatla değil, yenilenmeyle çözülür.

Erken seçim tüm sorunları çözmez. Ekonomik zorlukları ortadan kaldırmaz. Daha uyumlu bir yönetim garanti etmez. Ancak hayati bir şeyi sağlar: Karar yetkisini yeniden halka verir.

Demokrasilerde meşruiyet yalnızca sayılardan doğmaz. Güvenden doğar. Güven eridiğinde, sistem bunu yeniden üretmenin yolunu bulmak zorundadır.

Sandık demokrasinin kesintisi değil, en temel ifadesidir.

Üçlü koalisyon açısından soru artık devam edip edemeyeceği değil, devam edip etmemesi gerektiğidir. Ve devam ettikçe yönetmeye çalıştığı krizi daha da derinleştirip derinleştirmediğidir.

Haziran yaklaşıyor. Siyasi sistem ya gerçeği kendi iradesiyle karşılayacak ya da o gerçek kendini dayatacaktır.

Bir şekilde hüküm verilecektir. Demokrasilerde her zaman olduğu gibi.

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.