HABER KIBRIS

Bir bahar daha…

Güzel havalar insanı mahvedebiliyor!

ads
13/03/2018


ads

Ahmet Okan


Henüz nisan gelmedi, bazan bir şey bir anıyı hatırlatır.

Nisan yağmuru yağdığında ilk anımsadığım Lefkoşa Türk Lisesi ile Lefkoşa Kız Lisesi’nin bitiştiği o açıklık alandır.

Kız ve erkek öğrenciler okul çıkışında o alanda birbirlerine karışır birbirlerinden utangaç bakışlarla ayrılırlardı…

Kızların etekleri, erkeklerin paçaları ıpıslak olurdu…

Bu yazının konusunu Poli’ye aktaracağımızdan kısa keselim.

Ama diyeceğim, bir an, bir şey, bir başka anı anımsatabiliyor.

Bir defasında değindiğimiz gibi, ansızın kulaklarınızda bir ses uğuldar ki bir yerlerden tanıdık.

O ses “Ellerin yanacak” şeklinde Sarayönü’nde haykıran çörekçinin sesidir örneğin…

Treni hatırlayanlar, tren düdüğünü unutabilirler mi hiç?
Ya da vardiyasına kalkacak olan gardiyanın çalar saatinden çıkan o zil sesini.

Ya da Ahmet Gürses’in ezan sesini…

Diyeceğim, bazan, anıları, kokusu ve sesi ile duyumsamak mümkündür…

Belki toplumsal olaylarda da böyledir kim bilir!

İlk görüşmeler 1968 yılında başlamıştı.

O yıllar dünya bir değişim içindeydi her alanda.

Özellikle Fransa’da 68 kuşağının kalkışması dünya gençliğinde dalga dalga yayılmaktaydı.

Ama Kıbrıs gibi bir yerde bunlardan etkilenmek başka bahara kalacaktı.

Diyeceğim, günümüzde her defasında başarısızlıkla sonuçlanan görüşmeler ilk yapılan görüşmelerin başarısızlığını anımsatmaz mı?

Siz yaşamasanız da, bir gazetenin önüne gidip pencere cam indiren, bıraksalar umulmadık şeylere kalkışacak olanların eylemleri tanıdık gelir; Sivas’ta yapılan eylemelere benzetilebilir.

Televizyonlarda gördüğünüz o anlar gibi sanki…

Zihin kaydedici bir organdır; beynin kayıt teknesi.

Bir bilgi, bir kayıt, bir görüntü, bir olay, bir ses, benzerlerini çağrıştırabilir; anıları tetikleyebilir…

Şair Orhan Veli “Beni bu havalar mahvetti” dediğinde, sanırsınız ki o havaları eleştirir.

Hayır, güzel havalardan bahseder.

Güzel havalar insanı mahvedebiliyor!

Şairin dediği gibi sigara içmeye o güzel havalarda başlayabilirsiniz mesela…

Kim bilir kaç kişiyi Nisan yağmurları mahvetti!

Murat Belge dünkü “Tahliye” adlı yazısında tahliye olan gazeteciler karşısında duygularını yazar ve hukukun tahrip olması ile “sevinme duygusu” nun tahrip edilmesini çok güzel izah eder.

Der ki “Hukukun değil de sevinme duygusunun iptal edilmiş olması bana çok daha ciddi bir tahribat örneği olarak görünüyor.”

Öyle ya!

Hukuk zaten tahrip edilmiş.

Belge’n in dediği gibi “hukuk çiğnendi” diye dövünmek ne işe yarar?

Bir tahliye karşısında sevinme duygusu insanların elinden alınmışken!

Bu tahliyeler başka buruk hikayeleri anımsatır.

Eski askeri darbelerde atıfta bulunduğumuz 68 kuşağının önde gelenlerinin çoğu ya yok edilmiş ya yıllarca hapislerde çürümüşlerdi.

O dönemlerde de sevinme duygusu insanların elinden alınmıştı…

Böyle havalarda,

Yani sevinme duygusunun köreldiği havalarda Nevzat Çelik içerdeyken bir şiir yazmıştı:

bir bahar daha dönüp gidecek kapıdan
bir bahar daha sensiz yaşanacak
demek
bir bahar daha
insanlar asılacak şafakta
ben en çok şafakları ağlarım

Bu habere tepkiniz:
TAGS: ahmet okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems