HABER KIBRIS

Çivisiz cami

ads
26/04/2018


ads

Ahmet Okan


Venedik döneminin son çeyreğinde adaya gelen bir gezgin Lefkoşa şehrinin tamamen iskan edilmediğini, birçok yerlerin bahçelik olduğunu belirtir…

Anlaşılan odur ki bahçelik alanlar yüzyıllarca Lefkoşa surlar içini süslemişti.

1800’lerin sonunda adaya gelen yazarlar da Lefkoşa’nın bahçelerini anlatmakla bitiremiyorlardı ki zaman zaman biz de bu bahçelerin listesini belirli kaynaklara atfen vermiştik…

Günümüzde tek bir bahçe kalmamıştır.

Lefkoşa surlar içi çoktan iskan edilmiş, dar sokakları ile birbirine yaslanan evler, çarşılar, kısacası plansız yerleşim bu bahçelerin yok olmasına neden olmuştur…

Bahçeler kurutulup yok edildikten sonra, sıra surlar dışındaki ekin alanlarına gelecekti.

Surlar dışının her yanı göz alabildiğine tarım arazileriydi ve ahalinin çoğu bu tarım alanlarında ekmek parası kazanmakta, hatta uzak bölgelerden “orakçılar” gelip mevsimlik olarak çalışmaktaydılar…

Lefkoşa dışa doğru gelişirken, Köşklüçiftlik gibi yerlerde yapılan evler bahçeler içindeydi.

Aynı şekilde Kumsal evleri de öyle.

Sıra çoktandır onlara da geldi.

O bahçeli evler iş yerleri haline getirilip bahçeler ortadan teker teker kalkıyor…

Venedik döneminde olduğu gibi,

1974’ten hemen sonra ada ikiye bölününce, birçok alan iskansız halde kalmıştı.

Rumlar tarafından terk edilen evlere numaralar verilmişti hatırlanacağı gibi.

Alelade bir fırça ile her evin duvarına No 69, No 24 gibi numaralar yazılmaktaydı.

Zapturapt altına alınan evler daha sonra güneyden kuzeye geçenlerin iskan edilmesinde kullanılacağı gibi,

Kırsal alanlardaki bölgelerin çoğu da Türkiye’den gelenler için kullanılacaktı…

Günümüzde yayılma hızla devam ediyor.

Öyle ki ovalara, dağlara doğru yayılma sürüyor.

Sanki bir ülke yeni baştan ama gelişigüzel iskan ediliyormuş gibi.

Fırçasız, numarasız!

Ne bir bağ ne bir bahçe kaldı…

Bağdan bahçeden de geçildi,

Eldeki kültürel değerlere ne kadar önem verildiği de meydanda.

Bazı zorlama işler olmasa o yapılanlar da oldukları gibi kalacaktı…

Bahsettiğimiz Venedik döneminde Lefkoşa’nın nüfusu bazı kaynaklara göre 6 bin küsurdu.

Daha sonra Osmanlı dönemi başladı.

Bu dönemde bazan Müslüman nüfus çoğunlukta, bazan da Hıristiyan nüfus çoğunluktaydı.

Bir kaynağa göre 1777 yılında Kıbrıs’ta 37 bin Hıristiyan, 47 bin Müslüman yaşıyordu.

1800’lerin ilk çeyreğinde yapılan sayımlarda ise Müslüman nüfusun Hıristiyan nüfus karşısında azaldığı görülür.

İki ahali de dünyadan haberdar yaşıyorlardı neredeyse!

Zaten bu talihsiz ada, denizaşırı ülkelerin sorma gir hanıydı.

Biri gidip biri geliyordu.

Her gelen eskisini yıkıyor, kendine göre bir şeyler yapıyordu.

Derken Kıbrıs böyle oldu!

Bahçeler içinde gömülü görünen şehirler betonlara gömüldü…

Bir de Avrupa birliği istenir!

Orada antik kentlere çivi çakamazsınız…

Çivi demişken,

Kastamonu’nun Kasaba Köyü’nde “Çivisiz Cami” var.

Oldukça eski olan caminin özelliği gerçekten de tek bir çivi kullanılmadan yapılmasıdır.

Lakin, cami imamı ya da cami bekçisi, ceketini bir yere asmak için ortada duran direğin üzerine bir çivi çakmış!

Nihayetinde bir kenti, bir değeri korumak kültür meselesidir.

Ne bahçesi!

Ortalık kupkuru…

Aptal demeyelim de saf insan diyelim,

Kuru yerde sele kapılır!

ads
Bu habere tepkiniz:
TAGS: Çivisiz cami, Ahmet Okan
MANŞETLER

HK Ahmet Okan

© 2018 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs. Design: LATIS Internet Media Systems