Advertisement

Advertisement

CTP liderinden değişim çağrısı, TMK, Schengen uyarıları

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
17/01/2026


Yusuf Kanlı Yusuf Kanlı


Ankara – Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Kasım ayında parti başkanlığına seçilmesinin ardından Ankara’ya yaptığı ilk ziyarette, yalnızca bir “nezaket” temasının ötesine geçen, güçlü ve çok katmanlı bir siyasi çerçeve sundu. İncirli’nin temasları, Kıbrıs’ın kuzeyinde biriken ekonomik ve sosyal sorunlardan, mülkiyet başlığında kritik bir eşikte bulunan Taşınmaz Mal Komisyonu’na (TMK), Schengen sürecinin Yeşil Hat üzerindeki olası etkilerinden erken seçim çağrısına kadar uzanan geniş bir gündemi kapsadı. Ziyaret, CTP’nin hem Ankara ile ilişkilerde yeni bir sayfa açma iradesini hem de Kıbrıs’ta giderek güçlenen “değişim” talebini görünür kılmayı amaçladı.  

İncirli’nin Ankara programı, siyasi partiler, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarını içine alan yoğun bir temas trafiğiyle şekillendi. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel ile CHP Genel Merkezi’nde yapılan görüşme, AK Parti Başkanvekili Mustafa Elitaş ile temas, sivil toplum temsilcileri ve Gazeteciler Cemiyeti yönetimiyle buluşmalar bu çerçevenin ana durakları oldu. Akademik boyutta ise TEPAV’da verilen “Kıbrıs’ta Yeni Durum” başlıklı konferans, CTP’nin Ankara’ya taşımak istediği siyasal okumanın ana hatlarını ortaya koydu. İncirli, gezisini bir grup gazeteciyle yaptığı uzun değerlendirme toplantısıyla tamamladı.

CHP temasları: Nezaketin ötesinde ortak zemin

CHP Genel Merkezi’ndeki görüşme, bu zeminin Ankara ayağını güçlendirme arayışının bir parçasıydı. İncirli, görüşmenin bir “nezaket ziyareti” olarak planlandığını ancak masadaki başlıkların iki parti arasında somut iş birliği alanlarını da kapsadığını belirtti. Kıbrıs sorunu, mülkiyet meselesi ve özellikle TMK’nın karşı karşıya bulunduğu riskler ayrıntılı biçimde ele alındı. Sosyalist Enternasyonal üyeliği çerçevesinde daha koordineli hareket edilmesi gerektiği vurgulandı.

CTP heyetinde yer alan Dış İlişkiler Sekreteri Fikri Toros ve Eğitim Sekreteri Feriha Tel, görüşmenin teknik ve kurumsal boyutunu güçlendiren isimler oldu. CHP’nin siyaset okulu modelinin incelenmesi ise, CTP’nin kendi örgütsel kapasitesini geliştirme hedefinin somut bir yansıması olarak değerlendirildi.

Crans-Montana’dan sonra kaybedilen zemin

İncirli’nin değerlendirmelerinde özellikle altını çizdiği başlık, 2017 Crans-Montana Konferansı sonrasında yaşanan uzun durgunluk dönemi oldu. CTP lideri, bu tarihten sonra barış çabalarında Kıbrıs Türk tarafının fiilen “katılımcı” bir pozisyonda yer almamasının ağır bir faturası olduğunu vurguladı. İncirli’ye göre, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın beş yıllık görev süresi boyunca, fiilen sekiz yıla yaklaşan bu hareketsizlik, Kıbrıs Türk tarafının tarihsel avantajlarını aşındırdı.

2004 Annan Planı referandumunda Kıbrıslı Türklerin yüzde 65 “evet” oyu vermesiyle ortaya konan güçlü çözüm iradesi ve 2017’de Crans-Montana’da Türk tarafının müzakere masasında sergilediği yapıcı tutum, bu uzun sessizlik döneminde uluslararası alanda görünmez hale geldi. İncirli, “Kıbrıslı Türklerin çözüm isteyen taraf olduğu gerçeği silikleşti; buna karşılık Rum uzlaşmazlığı neredeyse görünmez kılındı” değerlendirmesinde bulundu. Bu durumun, yalnızca diplomatik algı kaybı değil, aynı zamanda somut hukuki ve siyasi riskler doğurduğunu savundu.

TMK alarmı: “Bu kaleyi kaybedemeyiz”

Ankara temaslarının en kritik başlığı ise TMK oldu. İncirli ve Toros, komisyonun yalnızca mülkiyet başvurularını ele alan teknik bir yapı olmadığını, aynı zamanda Türkiye’yi ve Kıbrıslı Türkleri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde koruyan hayati bir hukuk hattı olduğunu vurguladı.

2004 referandumunun ardından kurulan TMK’ya bugüne kadar yaklaşık 8 bin 300 başvuru yapıldı; 2 bin 300 dosya sonuçlandı. 2024 yılı içinde ödenen tazminat miktarının 120 milyon sterlini aşması, komisyonun işlevini sürdürdüğünü gösteriyor. Ancak Rum tarafının “yavaşlık” ve “kararların gecikmesi” iddialarıyla yürüttüğü lobi faaliyeti, Avrupa Konseyi Delegeler Komitesi’nde ciddi bir karşılık buldu. İki yıl önce yalnızca 8 olan destek oyunun son oylamada 21’e yükselmesi, TMK’nın “geçerli iç hukuk yolu” statüsünü kaybetme riskini somutlaştırdı.

İncirli, bu riskin doğrudan Crans-Montana sonrasında yaşanan diplomatik durgunlukla bağlantılı olduğunu savundu. “Hareketsizlik, Rum tarafına alan açtı” diyen İncirli, TMK’nın zayıflatılmasının bu alanın en somut sonucu olduğunu ifade etti. “Bu kale bizi bugüne kadar korudu; kaybedilmesi hem Kıbrıslı Türkler hem de Türkiye için ağır bir bedel anlamına gelir” dedi.

Schengen, görünürlük ve savunma başlıkları

İncirli’nin Ankara’da dile getirdiği bir diğer önemli başlık, Kıbrıslı Türklerin uluslararası alanda giderek daha fazla “yok sayılması” oldu. Güney Kıbrıs’ın AB Konseyi dönem başkanlığı sürecinde yaşanan diplomatik hareketliliğin, kuzeyi tamamen dışarıda bırakarak yürütülmesine sert tepki gösteren İncirli, “Biz artık görünür olmak istiyoruz” ifadesini kullandı.

Schengen üyeliği ihtimali de bu çerçevede gündeme geldi. Yeşil Hat üzerindeki geçişlerin zorlaşması ve hattın fiilen “sert sınır” haline gelmesi endişesini dile getiren İncirli, bu başlığın Ankara’daki muhataplara açıkça aktarıldığını söyledi. Aynı şekilde Güney Kıbrıs’ın İsrail ve ABD ile yaptığı savunma anlaşmaları ile SAFE mekanizması kapsamında artan silahlanma da eleştirildi. İncirli, Kıbrıslı Türklerin hiçbir söz hakkı olmadan yapılan bu anlaşmaların Ada’nın tamamını riske attığını savundu.

Erken seçim çağrısı ve iç tablo

Ziyaretin iç politik boyutunda ise erken genel seçim çağrısı öne çıktı. İncirli, Kıbrıs’ın kuzeyinde hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, büyüyen bütçe açığı ve kayıt dışı ekonominin toplumda ciddi bir hoşnutsuzluk yarattığını söyledi. 2026 için öngörülen 26 milyar TL’lik bütçe açığı, sağlık ve eğitimde yaşanan aksamalar ve yolsuzluk iddiaları bu çağrının temel gerekçeleri arasında yer aldı.

Merkez İhale Komisyonu Başkanı ve Başbakanlık Müsteşarı’nın yolsuzluk suçlamalarıyla tutuklanmasını “devletin en tepesinde güven krizinin göstergesi” olarak niteleyen İncirli, erken seçimin 2026’nın ilk yarısında kaçınılmaz olduğunu savundu. Ankara’daki temaslardan da bu yönde bir beklenti sezildiğini ifade etti.

Nezaketin ötesinde bir mesaj

Sıla Usar İncirli’nin Ankara ziyareti, diplomatik nezaketin sınırlarını aşan, doğrudan siyasi sonuçlar üretmeyi hedefleyen bir mesaj taşıdı. CTP, bu temaslarla hem Türkiye’deki muhataplarına Kıbrıs’taki değişim talebini aktardı hem de Crans-Montana sonrasında kaybedilen zeminin nasıl yeniden inşa edilmesi gerektiğine dair kapsamlı bir çerçeve sundu. Verilen mesaj netti: Sessizlik ve hareketsizlik artık maliyet üretiyor; bu maliyet yalnızca diplomatik değil, hukuki ve ekonomik boyutlarıyla da Kıbrıslı Türklerin aleyhine işliyor.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.