Hastaneden mahkemeye sağlık
04/11/2015
Bülent Dizdarlı
Ülkemiz de Sağlık Sistemi’nin tartışılmasına, Kıbrıs Türk Yönetimi’nin kurulması ile aynı anda başlandığını söylersek yanlış bir bilgi vermiş olmayız. Zira o dönemlerin Tabipler Birliği dergilerini alıp Başkanların yazılarını okuduğumuzda sistem üzerine öneriler yaptıklarını ve genelde ise kamuda hekimlerin çalışma koşullarını tartıştıklarını görebilmekteyiz.
Yıllar içerisinde süren tartışmalar çeşitli toplantılar,şura, masterplan ve çalıştay çalışmaları ile devam etmiş, ülkemize en uygun sistemin oluşturulması için model inşaa edilmesine çalışılmıştır.
Bana göre 20 Şubat 2007 de, Sağlık Bakanlığı, Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği, Tıp-İş, K.T.A.M.S, Kamu-Sen, Kıbrıs Türk Ebeler ve Hemşireler Sendikası Birliği ve KKTC Sağlık İşçileri Sendikası tarafından imzalanan ünlü SARAY OTEL PROTOKOLU bu yolda atılmış en önemli adımlardan biri olmuştur. Bu protokolle yıllardır KAMU sektörü içerisinde süre giden ayrılık ve huzursuzlukların giderilmesi yanı sıra, Kamu da ihtiyaç duyulan üç yasanın hızla devreye sokulması yönünde, uygulanmaya konulacağı tarih de belirlenerek bir anlaşmaya varılmıştır. Söz konusu üç yasayı hatırlamak gerekirse, bunlar:
1- Sağlık Çalışanları Yasası
2- Döner Sermaye Yasası
3- Genel Sağlık Sigortası Yasası idi…
Anlaşmaya göre bu üç yasa hazırlanıp meclisten geçirilecek ve en geç 1 Ocak 2008 tarihinde uygulamaya konulacaktı Netice olarak bu yasalardan sadece birincisi, biraz gecikme ile 2.2.2009 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Girdi girmesine ama bu kez de paylaşlardan Tıp-İş dışında kalanlardan itiraz sesleri yükselmeye başladı. İddiaları “yasa yapılırken kendilerinin devre dışı bırakıldığını ve çıkan yasanın bazı maddelerini kabul etmelerinin mümkün olmadığı” şeklindeydi.
Kısa süre sonra bu gruba Serbest Çalışan Hekimler Birliği’nin de katılması ile itirazlar büyüdü. İtirazlara rağmen Cumhurbaşkanının yasayı imzalaması sonrası olay mahkemelere intikal edildi. Serbest Çalışan Hekimler Birliği, K.T.A.M.S, Kamu-Sen, Kıbrıs Türk Ebeler ve Hemşireler Sendikası Birliği, K.K.T.C meclisini dava etti. Davacılar, Kamu sağlık çalışanları yasasının 43. maddesi ile 102. maddesinin 1 ve 2. fıkralarının, Anayasa’nın 1 ve 8.maddelerine aykırı olduğunu ileri sürerek, bu maddelerin iptalini istediler.
Daha sonra ilginç gelişmeler yaşandı. Sağlık Bakanı değişti. Hatta Meclis de seçimle büyük oranda değişti. Ancak dava sürüyordu ve Meclis ile Sağlık Bakanlığı, daha önceden tuttukları avukatlarını geri çekmiş kendilerini savunmaktan vaz geçmişti. Hatta kamuyu savunmakla yükümlü olan savcılıkta “Savunma yapamayacağını çünkü davacıların davalarında haklı olduğunu” bildirmişti. Bu durumda mahkeme de sadece Tıp-İş avukatı o da mahkemenin özel izni ile hitap etmesi dışında, savunmacı kalmamıştı.
Uzatmayalım, netice olarak mahkeme kararını verdi:
“Sonuç olarak 6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 41. Maddesinin 3. Fıkrası ile 102 maddesinin 1.fıkrasının (B) paragrafının Anayasanın 1 ve 8 maddelerine aykırı olduklarına ve iptallerine, konu yasanın 43. Maddesinin 3.fıkrası ile ilgili iptal kararının işbu kararın Resmi Gazetede yayımlandığı tarihten 60 gün sonra yürürlüğe girmesine oy birliği ile karar verildi”
Mahkeme’nin kararı tabii ki gerekçelere dayanıyordu. Bu gerekçeleri okuduğunuzda, kararın okunduğu günden günümüze, Sağlık Bakanlığının hiçbir hamle yapmadan adeta kaosa oynadığını alenen anlamak mümkündür.
Buna örnek vermek gerekirse gerekçeli kararda bir paragrafta “Kamu Sağlık Çalışanları Yasası, 43. maddesinde kamu sağlık çalışanlarına çalışma saatleri dışında başka iş yapma yasağı getirirken, kamu sağlık çalışanlarından hekimlere seçenek sunmaktadır. Sağlık hizmetlerine ilişkin döner sermaye ile ilgili mevzuat kapsamında ek ödenek almayı ve/veya hasta bakmayı tercih eden hekimler çalışma saatleri içinde veya dışında ücretli veya ücretsiz başka iş yapamayacaklar ancak sağlık hizmetlerine ilişkin döner sermaye ile ilgili mevzuat kapsamında ek ödenek almayı ve/veya özel hasta bakmayı tercih etmeyen hekimler günlük çalışma saatleri dışında özelde çalışabilecekler. Bu arada ne 6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının yürürlüğe girdiği tarihte ne de bugün sağlık hizmetlerine ilişkin döner sermaye ile ilgili bir mevzuatın bulunmadığını da belirtmek gerekir.” denilmektedir. Kısacası yasadaki eksikliklere ışık tutmaya başlamaktadır.
Mahkeme bu kadarla da kalmamış, gerekçelerinde hekimlerin diğer kamu görevlilerinden farklı bir sınıf teşkil ettiğini saptamıştır :
“Bir Anayasa ilkesi olarak eşitlik ilkesinin yasalarda eşitliği, yani yasalarla yaratılan haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde eşitliğin sağlanmasını gerektirdiği, ayrıcalık yaratılmasını yasakladığı göz önüne alındığında, sosyal ilişkilerin nitelikçe ayni veya benzer alanlarını düzenleyen kanunlarda seçilip benimsenmiş temel ilkelerden genel veya ortak esaslardan kanun koyucu ayrılacağında, kanun koyucunun sınıflandırma, ayrım yapma konusundaki takdir yetkisi ve kanuni ayrımı eşitlik ilkesini ihlal etmekten kurtaran haklı neden kavramı dar yorumlanmalı ve genellikle ayrımın işin, verilen hizmetin özelliklerinden kaynaklanan zorlayıcı gereksinimden, zorunluluktan doğması, doğruluk, hakkaniyet ve adalet ölçülerini karşılaması aranmalıdır.”
Görüldüğü gibi Anayasa Mahkemesi , diğer özel - öğretmenler, polis mahkemeler ve benzeri yasalarda da ek iş yapmanın yasaklandığını tesbit ederken ve kamu sağlık çalışanları yasasında ki “Hekimlerin mesai sonrası özel çalışma hakkını iptal ederken”, yasa da bunun hangi gerekçe ve ihtiyaçtan belirlenmemesine vurgu yapıyordu. Sanırım mahkeme heyeti bu yüzden 60 gün süre veriyor, bu sürede gerekli tadilatın yapılmasına bir yerde salık veriyordu. Ne yazık ki eğil 60 gün, 6660 gün geçse bakanlığın bu yöne gideceği de yoktu. Oysa bakanlık “ Serbest Çalışan Hekimleri” de sisteme dahil edecek yolu bulsa veya bu çok zorsa, yasa da “Özel sağlık sektörünün ülkemiz şartlarında sürdürülebilirliğinin sağlanması adına, kamuda çalışan hekimlerin %10 una farklı statü verilerek mesai sonrası özelde çalışma hakkı tanınır” diye bilse belki de Anayasa Mahkemesinin kararı çok farklı olacaktı.
Anlayacağınız hükümetler ne yaptıkları yasayı savundular ne de davayı kaybettikten sonra, yargıçların yol gösterişine değer verdiler. Aksine yasa dışılığa çanak tutup, aynı yasa dışılığı hekimin boynunda giyotin gibi tutarak onları olmayacak koşullarda çalıştırdılar.
Hekim- hekim, ve hekim hasta barışının yok olmasına neden oldular.
İradesizlikten, KAOS’a oynadılar. Sonunda Kaos’u yaratmayı başardılar.
Şimdi nerde kimle karşılaşsak soruyorlar ? “Ne olacak bu sağlığın durumu?”
Bu saatten problemin ne olduğunu anlamaya çalışmaya yönelik tek bir toplantı yapmaya gerek yoktur. Hasatlığın tahlilleri yapılmış, röntgeni çekilmiş , hatta biyopsisi bile patolojik tektikten geçirilip tanısı konulmuştur. Sıra artık tedavidedir. Tedaviyi uygulamak için SİYASİ İRADEYİ ortaya koyacak otoriteye ihtiyaç vardır. Bundan ötesi hikâyedir.
VE ŞİİR…
Bu hafta ki şairimiz Fatoş Avcısoyu Ruso… Onun “Büyü” adlı kitabından seçtiğim şiiri “Küçüğüm”. Bu şiirin bir başka özelliği ise Türkiye’de bestelendi ve güzel bir türkü haline geldi. Savaş ve Sevgi Öztürk tarafından bestelenen ve yorumlanan bu eserin 2016 yılı başlarında klip de çekilerek, sanatseverlerin beğenisine sunulması bekleniyor.
KÜÇÜĞÜM
usulca savuruyor
kokunu rüzgar
biraz kekik
biraz yaseminsin
küçüğüm
dokun
kuş tüyü ellerinle
yüreğine acının
dokun (ki)
düşe çalsın yaşamak
dalgalar seni anlatıyor
balıklara
biraz özlem
biraz özgürlüksün
küçüğüm
dokun
kuş tüyü ellerinle
yüreğine acının
dokun (ki)
oyun olsun yaşamak
ANLAYAMADIKLARIM
Başbakan ve Sağlık Bakanı “İkinci iş yapan hekimler hakkında, sistem yenilenene kadar hiçbir soruşturma yapılmayacağının garantisini verdiler.” Çok ilginç ama anlamadığım bir şey var. Yani hükümet yetkilileri bunu akıllarından geçirebilip uygulayabilirler ama bu kadar açık nasıl söylerler hiç anlamadım. Mevcut yasaya uymama ya teşvik değil midir bu? Hani yani “kaçak et getirenler hakkında gümrük mevzuatını değiştirene kadar yasal işlem yapmayacağız” diyebilirler mi? ya da “Artık vergi kaçıranın üstüne gitmeyeceğiz” diye bir açıklama yapabilirler mi? Bu nasıl bir anlayış? Anlayamadım…
















































































































































