Advertisement

Advertisement

Lefkoşa ve belediyesi

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
16/05/2012


Bülent Dizdarlı Bülent Dizdarlı


LefkoşA’nın güneyi Avrupa kültür başkenti olmaya aday. Hem de çok güçlü bir aday…
LefkoşA’nın kuzeyi ise maalesef aynı dönemde salgın hastalığın odağı olmaya aday.
Bir yanda kültür ve turizmin verdiği nimetlerden maksimum düzeyde yararlanan insanlar, öte yanda pislik ve çöplerin arasında yaşamaya mahkum olan insanlar.
Allahtan “BES” sağduyulu davranıp , Mağusa, Girne,Güzelyurt,İskele,Gönyeli ve Alsancak belediyelerine bağlı ekiplerin , sel bölgelerinde pisliği kaldırmasını onayladı. Gerçi bu tamamen palyatif bir durum.Sorun giderilmezse kaldırılan çöp yığınlarının yerine birkaç gün içinde daha devasa yenileri oluşacaktır.
O suçlu bu suçlu. Geçin bunları. Bu insanlara yirmi birinci yüzyılda böyle bir ortam yaşatmaya kimsenin hakkı yok . Önemle ikaz edeyim ki bu pislik devam eder üstüne susuzluk da eklenirse en geç beş gün içinde salgın hastalıklar baş gösterecektir. Bu başladığında ise ekonomik zararı bir kenara bırakalım ciddi insan kayıpları yaşanacaktır.
Ne olacak o zaman ? Yukarıdakilerin koltuk kavgasının bedeli böyle mi ödenecek… Başları göğe mi erecek?
Sağlık Bakanı’nın da hafta sonu çöpleri kaldırmak için yapacağını söylediği çalışma belli ki sonuçsuz kaldı.
Sağlık Bakanlığı sadece çöpleri ilaçladı. Ama sokak hayvanlarının o çöpleri dağıtmasına engel olamadı. Üstelik ilaçla zehirlenen hayvanların çıkardıkları da yaşadığımız ortama dağılıyor. Zehirlenmiş hayvan ölüleri etrafa yayılırsa hiç şaşmayın. Sahi sonra bunları kim toplayacak?
Aramızda bir şehir söylentisi hep dolaşır: “Mecliste dünya kadar hekim var ama sağlık sorunları ile ilgilenmezler” denir hep… Oysa BRT nin haber kanalından meclisteki konuşmaları dinlerken işitiyorum Dr.Fatma Ekenoğlu ve Dr.Sibel Siber salgın uyarısı yapıyordu. Dr. Mustafa Arabacıoğlu bir adım öne çıkarak durumun vahameti karşısında “Olağan üstü hal uygulamasına geçilmesi” önerisinde bulundu. Heyhat! Onları da dinleyen de yok.
Ne olacak bu şehir ? Siyasi çekişmelere kurban mı edilecek? Peki buna LefkoşA’lı izin verecek mi ? En azından bu işten biraz sorumlu olduğunu hisseden insanlar, şehrin önünü açmak adına gerekli adımları atmayacak mı?
Son söz olarak Cemal Başkan’a sesleniyorum. Başkan, eğer televizyonda söylediklerine ve doğru yaptığına inanıyorsan, derhal bu hafta bitmeden istifa et. Et ve LefkoşA Belediye Başkanlığına ara seçimde tekrar aday ol. Bir ay sonra yapılacak ara seçimlerde tekrar kazanırsan zaten aklanmış paklanmış olursun . Yok kaybedersen de siyasetten ayrılırsın. Ama her iki durumda da kestirmeden özelde Başkentimizi, genelde ülkemizi hızla yuvarlanmakta olduğu felaketten kurtarırsın. Başka yolu yok Cemal Başkan. Hemen yap bunu. En azından seni köşeye sıkıştırdıklarını iddia ettiğin kişiler ile hesaplaşma şansın olur.



ANLAYAMADIKLARIM
Ulusal Birlik Partililer ve Demokrat Partililer , Anneler Günü dolayısıyla yaptıkları “Yılın Annesi” seçim tercihlerini , Genel Başkanlarının eş ve annesinden yana kullanmışlar. İyi güzel de ben anlamadım. Bu seçicilerin etrafında biri yok muydu çıkıp söylesin ki ; Anneler günü başka bir gündür ve nisan bir ile hiç alakası yoktur. Yok vallahi anlamadım.

HAFTANIN FIKRASI
John ve Betty altmış yıllık evli ikisi de seksen üç yaşında bir çifttir.Zengin değillerdir ama tutumlulukları sayesinde gayet rahat bir ömür sürmüşlerdir.İkisi de gayet sağlıklıdır ve bunu Betty’nin “Sağlıklı Beslenme Programına ”, özellikle günde iki defa yedikleri “Yulaf Ezmesine” borçludurlar. Ne var ki altmış altıncı mezuniyet yıldönümü buluşmasına giderlerken bir kaza geçirip birlikte ölürler.Doğal olarak kendilerini cennetin kapısına bulurlar. Orada onları St.Peter karşılar ve içeri alır. Altın ipek döşeli , mutfağı tıka basa dolu, banyosunda billur sular akan,yüzme havuzlu tenis kortlu muhteşem bir malikaneye götürür.
St Peter ikiliye dönüp, “cennete hoş geldiniz ,iyi birer insan olmanın ödülü olarak artık eviniz burası, istediğiniz kadar kalabilir istediğinizi yeyip içebilirsiniz” der.
John sofradaki yiyeceklere bakar, masada istakozlar biftekler yumurtalar sosisler tatlılar diz boyudur. Yüzünü buruşturur. “bunları yiyemeyiz biz,düşük yağlı ve az kolesterollu yiyecekler yok mu? “ diye sorar. St.Peter gülümser ve onu “İşin güzel tarafı da bu , unutmayın burası Cennet. Burada ne yerseniz yeyin size zarar vermez şişmanlatmaz”
Bu kez şaşırma sırası Betty dedir : “ Nasıl yani? Tansiyon ölçmek , şeker tahlili yapmak yok mu artık?”… “ Yok” der St. Peter ve ekler: “Burada tek yapacağınız keyfinize bakmak olacak”…
Bu sözler üzerine John Betty’e dönerek “Hay senin yulaf ezmene”der. “ o yulaf ezmesi konusunda ısrar etmesen on yıl evvel gelirdik buraya”

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: Bülent Dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.