Advertisement

Advertisement

Liderlerin daha sık görüşmesi için ilkesel uzlaşı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
21/08/2026


Yusuf Kanlı Yusuf Kanlı


ki tarafın görüşmecileri liderlerin daha sık bir araya gelmesi konusunda ilke düzeyinde anlaştı. Bu henüz bir siyasi atılım değil, ama 26 Ağustos'taki liderler görüşmesi öncesinde olumlu bir işaret. Asıl sınav, yeni geçiş kapılarında, geçmiş yakınlaşmaların kayda geçirilmesinde ve yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısının önünü açacak somut ilerlemede yatıyor.

Yusuf Kanlı

26 Ağustos'taki liderler buluşmasına sayılı gün kala, görüşmeciler düzeyinde yapılan toplantıda beklenenden olumlu bir sonuç çıktı. Mehmet Dana ile Menelaos Menelaou’nun perşembe günkü toplantısında, iki liderin doğrudan temaslarını sıklaştırması konusunda ortak bir anlayış oluştu. Görüşmelerin haftalık mı yoksa başka bir düzende mi yapılacağı, liderlerin gelecek çarşamba gerçekleştireceği buluşmada netleşecek.

Bu gelişmeye ayrı bir anlam kazandıran, birkaç gün önce yaşanan diplomatik tartışma oldu. Kıbrıs Rum tarafının, Dana'nın AB ülkelerinin büyükelçilerine yönelik bilgilendirme toplantısını engellemeye çalışması diplomatik çevrelerde rahatsızlık yaratmış, girişim bazı büyükelçiliklerin tepkisiyle karşılaşmıştı. Böyle bir gerilimin hemen ardından görüşmecilerin aynı masadan, sınırlı da olsa ortak bir anlayışla kalkması, 26 Ağustos öncesinde beklenmedik denebilecek olumlu bir gelişme.

Yine de tabloyu olduğundan ileri göstermemek gerekir. Geçiş kapıları, önceki yakınlaşmaların nasıl kayda geçirileceği ve yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısına hangi koşullarda gidileceği konusunda görüş ayrılıkları sürüyor. Görüşmecilerin vardığı anlayışın değeri, bu sorunları çözmesinden değil, liderlerin daha düzenli temasla çözüm arayabileceği bir çalışma düzeninin önünü açmasından geliyor.

Kıbrıs Türk lider Tufan Erhürman daha önce liderlerin haftada bir görüşmesini önermiş, Rum lider Nikos Hristodulides'in ofisi de böyle bir takvimin sürece katkı sağlaması halinde buna hazır olduklarını açıklamıştı. Haftalık görüşmeler konusunda henüz kesinleşmiş bir karar yok; ama iki tarafın da liderler düzeyindeki temasların sıklaşmasına olumlu yaklaşması, uzun aralıklı görüşmeler yerine daha sürekli bir diyaloğa geçilebileceğini gösteriyor.

Erhürman, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in geçen ay Kıbrıs'a yaptığı ziyarette ortaya koyduğu beklentileri bir süredir "ödev" olarak tanımlıyor. Guterres, yeni bir genişletilmiş toplantının güven artırıcı önlemler, müzakere yöntemi ve görüşmelerin özü konusunda "yeterli ilerleme" sağlandıktan sonra yapılmasını istiyor. Bu nedenle liderler arasındaki temasların sıklaşması, başlı başına bir sonuç değil, bu üç alanda ilerleme sağlanmasına hizmet edecek bir araç olarak görülüyor.

Zor başlıklarda görüş ayrılıkları sürüyor

Menelaou ile Dana'nın iki saat süren görüşmesinde esas olarak 26 Ağustos toplantısının hazırlıkları ele alındı. Politis'in aktardığına göre masadaki iki ana konu, yeni geçiş kapıları ile geçmiş müzakerelerde sağlanan yakınlaşmaların BM tarafından tek bir belgede toplanmasıydı.

Her iki başlık da Guterres'in çerçevesiyle doğrudan bağlantılı. Geçiş kapıları güven artırıcı önlemlerin en somut alanlarından birini oluştururken, yakınlaşmaların kayda geçirilmesi olası yeni müzakerelerin hangi birikim üzerinden yürütüleceğini belirleyecek.

Geçiş kapılarında sorun yalnızca nerelerin açılacağından ibaret değil; taraflar bazı güzergâhların kaç ayrı geçiş noktası sayılması gerektiğinde bile farklı düşünüyor. Kıbrıs Rum tarafı, Haspolat-Mia Milia ile Athienou-Pyroi üzerinden Aglantzia'ya uzanacak hattı iki yeni geçiş olarak değerlendiriyor ve Athienou-Pyroi-Aglantzia güzergâhının tamamını tek bir geçiş sayıyor. Kıbrıs Türk tarafı ise Athienou-Pyroi ile Pyroi-Aglantzia bağlantılarını iki ayrı geçiş kabul ediyor. Bu farklılık, daha önce dört noktadan oluştuğu belirtilen paketin dengesinin nasıl korunacağı tartışmasını yeniden gündeme getiriyor ve Akıncılar-Lymbia bağlantısını da masada tutuyor.

Kıbrıs Rum tarafı, Akıncılar-Lymbia'nın pakete dönmesini Erenköy'ün gündeme alınmasıyla ilişkilendiriyor; Kıbrıs Türk tarafı ise Erenköy önerisini karşılıklılık açısından denk bir seçenek olarak görmüyor. Athienou-Pyroi-Aglantzia güzergâhı konusunda da anlaşma yok: Rum tarafı eski Lefkoşa-Larnaka yolunun ara bölgeden geçen bölümünün kullanılmasını isterken, Türk tarafı yolun ara bölgenin kuzeyinden geçirilmesini ve gerekli yeni altyapının kendi kaynaklarıyla yapılmasını öneriyor.

Teknik görünen bu ayrıntılar aslında tarafların denge ve karşılıklılık anlayışlarını doğrudan ilgilendiriyor. Bu nedenle 26 Ağustos'ta geçiş kapılarından biri veya birkaçında sağlanabilecek ilerleme, yalnızca ulaşımı kolaylaştıracak bir düzenleme değil, siyasi işbirliği açısından da somut bir gösterge olacak.

BM sonuç üreten adımlar görmek istiyor

Güven artırıcı önlemlerin yeni bir 5+1 toplantısı öncesindeki ağırlığı konusunda Kıbrıs Rum tarafı ile BM arasında belirgin bir vurgu farkı var. Kıbrıs Rum Başkanlık Ofisi Direktörü Victor Papadopoulos, güven artırıcı önlemlerin olumlu bir ortam yaratacağını ama genişletilmiş toplantının önkoşulu haline getirilmemesi gerektiğini söylemişti. BM Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín ise bu önlemlerdeki ilerlemeyi yeni bir genişletilmiş toplantı öncesinde vazgeçilmez görüyor.

Holguín açısından yeni geçiş kapıları, mayın temizliği, ara bölgede yenilenebilir enerji projeleri veya benzer ortak çalışmalar yalnızca atmosferi yumuşatan jestler değil; iki tarafın birlikte karar alma ve aldığı kararı uygulama kapasitesini sınayan pratik adımlar. BM, bütün güven artırıcı önlemlerin tamamlanmasını bekleyip ancak ondan sonra siyasi görüşmelere geçilmesini de savunmuyor. Holguín'in yaklaşımı, pratik işbirliği ile siyasi sürecin paralel ilerlemesi yönünde. Guterres'in önlemek istediği, yeterli hazırlık ve ortak zemin oluşmadan yeni bir üst düzey toplantı yapılması ve bunun sonuçsuz kalması.

Bu bakımdan liderlerin daha sık görüşmesi önem taşıyor. Düzenli temas, görüşmecilerin aşamadığı sorunların liderler tarafından doğrudan ele alınmasına ve küçük anlaşmazlıkların aylarca beklemeden çözülmesine imkân verebilir. Ama bunun gerçek bir ilerlemeye dönüşüp dönüşmeyeceğini görüşmelerin sıklığı değil, üreteceği sonuçlar gösterecek.

Yakınlaşmalar ortak bir belgede toplanıyor

26 Ağustos öncesindeki ikinci önemli çalışma, geçmiş müzakerelerde ortaya çıkan yakınlaşmaların tek bir belgede derlenmesi. BM, önceki görüşme süreçlerinde tarafların hangi konularda ortak noktaya geldiğini ve nerelerde farklılıkların sürdüğünü kayıt altına almaya çalışıyor. Politis'e göre Kanadalı BM yetkilisi John McGarry'nin yürüttüğü çalışmanın Ağustos sonu veya Eylül başında tamamlanması ve ardından taraflara sunulması bekleniyor.

Amaç, olası yeni müzakerelerde yıllardır tartışılmış her başlığın sıfırdan ele alınmasını önlemek. Bununla birlikte geçmiş yakınlaşmaların otomatik olarak nihai anlaşma hükümleri sayılması da söz konusu değil. Holguín de ANKA Review’e verdiği mülakatta "her şey üzerinde anlaşılmadan hiçbir şey üzerinde anlaşılmış sayılmaz" ilkesi nedeniyle geçmiş yakınlaşmaların tek başına bağlayıcı olmadığını vurgulamıştı. Buna karşılık, yıllar içinde oluşan müzakere birikiminin korunmasının ve aynı konuların sürekli başa dönülerek yeniden tartışılmamasının gerekli olduğunu da vurgulamıştı.

Kıbrıs Rum tarafı müzakerelerin 2017'de Crans-Montana'da kaldığı yerden devam etmesini ve mevcut yakınlaşmaların korunmasını istiyor. Erhürman da daha önce sağlanmış yakınlaşmaların korunmasından yana; ancak yeni sürecin siyasi eşitlik ve etkin katılımı güvence altına alan, süreli ve sonuç odaklı bir yöntemle yürütülmesini özellikle vurguluyor. Dolayısıyla bu başlıktaki asıl mesele, geçmiş müzakere birikiminin kabul edilip edilmemesinden çok, yeni sürece nasıl taşınacağı ve hangi yöntemle kullanılacağı olacak.

26 Ağustos'un asıl sınavı

Hristodulides ile Erhürman'ın 26 Ağustos'ta saat 16.00'da BM himayesinde yapacağı görüşmeden kapsamlı bir siyasi uzlaşı beklenmiyor. Toplantının önemi, yeni sürecin bundan sonra nasıl ilerleyeceğine dair daha belirgin bir yol açıp açamayacağında yatıyor.

Geçiş kapılarında kısmi de olsa ilerleme sağlanması, yakınlaşmalar belgesine ilişkin ortak bir yaklaşım geliştirilmesi ve liderlerin düzenli temasının bir takvime bağlanması, Guterres'in aradığı "yeterli ilerleme" açısından anlamlı göstergeler olabilir. Politis'e göre bu alanlarda ortak zemin bulunması halinde toplantının ardından ortak bir açıklama yapılması da ihtimal dahilinde. Buna karşılık, geçiş kapılarındaki anlaşmazlığın sürmesi veya yakınlaşmaların kayda geçirilmesinde yeni sorunların çıkması süreci sona erdirmez; ama yeni bir genişletilmiş 5+1 toplantısının zamanlamasını geciktirebilir.

Şimdilik en somut gelişme, tarafların iki liderin daha sık bir araya gelmesi konusunda ortak bir anlayışa yaklaşmış olması. Kıbrıs sorununun uzun geçmişi düşünüldüğünde bu, tek başına büyük bir ilerleme sayılmaz. Ancak birkaç gün önce diplomatik temasları sınırlamaya yönelik tartışmalı bir girişimin yarattığı gergin havadan, daha düzenli ve doğrudan diyaloğun konuşulduğu bir noktaya gelinmesi de göz ardı edilecek bir değişim değil. Bunun gerçekten samimi bir açılım mı, yoksa geçici bir taktik adım mı olduğunu ise zaman gösterecek.

26 Ağustos'un gerçek ölçüsü bu nedenle liderlerin bir sonraki görüşme tarihini belirlemelerinden çok, yıllardır masada duran sorunlardan herhangi birinde somut bir adım atıp atamayacakları olacak.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Yusuf Kanlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.