Advertisement

Advertisement

PROF.DR. SAMİ ZAN’I ANMAK... DEĞİŞİK BİR 14 MART TIP BAYRAMI YAZISI

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
09/03/2016


Bülent Dizdarlı Bülent Dizdarlı


Tıp bayramı ve haftası önümüzdeki hafta kutlanacak. Kutlanacak dediğime bakmayın, aslında hepimiz biliyoruz ki gına getirir haldeki sorunları tekrarlama geleneği bu hafta içinde yoğun bir şekilde sürdürülecek. Her sene yaşanan tıp bayramı ritüelini en azından kendimce bir yazı ile farklılaştırmak istedim. Ben bu yazımla 14 Mart’ı bir öğretmenimi, Prof. Dr. Sami Zan’ı anarak her zamankinden farklı yaşayacağım.

Her dönemde fakülte yıllarının efsanevi hocaları vardır. Bizim dönemimizin İstanbul Tıp Fakültesi’nin efsanevi profesörü de Anatomi kürsüsü başkanlığını yapan Dr. Sami Zan’dı. O bu sıfatı normal ders saatlerinden bir saat önce sınıfa gelerek, özellikle yaşam deneyimi ve cinsellikle ilgili konularda verdiği bilgiler sayesinde kazanmıştı. Dersleri o kadar ilgi görüyordu ki üç yüz kişilik amfilerde oturacak yer bulunamıyordu. Zira alt –üst sınıflardan gelen öğrenciler yanı sıra, başka okullardan gelen öğrenciler amfileri hınça hınç dolduruyordu. Biz “Hocam sizi dinlemek bizim hakkımız oysa sınıfa bile giremiyoruz” dediğimizde ise , “Yavrularım. Benim anlattıklarım kitaplarda yok. Onlara kimse anlatmıyor. Ama bakınız, bizi diğer fakültelerden gelerek izlemek isteyen arkadaşlarınızın tamamına yakını yarın Anadolu’ya göreve gidecek. Onlara oralarda bunları soracaklar. Bilmezlerse, nasıl cevap versinler? Bırakın dinlesinler, onlarda öğrensin ki bu sorular karşısında mahcup kalmasınlar. Sıkışın biraz” diye cevaplardı.

Sami Hoca’mız 24 Aralık 1984 yılında vefat edene kadar temposunu hiç kaybetmeden çalıştı. Öğrencileri onu çok sevmişti. Ölümünden sonra onun ağzından çıkan birçok söz onun öğrencileri tarafından toplandı.

Katılırsınız katılmazsınız ama her biri ciddi bir yaşam deneyiminin ürünü olan bu sözlerin bir kısmını ( Çünkü bazı sözler bir yayın organında yer alamayacak kadar müstehcendir) izninizle bende sizlere aktarıyorum. Aktarması benden kıssadan hisse çıkarması sizden olsun…

İşte Dr. Sami Zan'dan inciler:

1. Yıkılmayan ağacın yeri belli olmaz!

2. Hıyara kıyasla turpa şükür!

3. Meyvesi çamura düşüyor diye ağaca mı lanet edilir?

4. Hekim hastasını nadiren tedavi, genellikle teselli eder.

5. Üniversiteye girip te çıkamayanlara profesör denir.

6. Okumak sanatı esasları hatırlamak, ayrıntıları unutmaktır.

7. Bence en acınacak insan, görevinde ücretten başka bir şey alamayandır.

8. Hayat denklemi: Çalışma (10) x Doğruluk (10) x Bilgi (10) x Güzellik (10)

x Şans (0) = 0

9. Biz sidikle pislik arasından dünyaya geldik, öğünmemiz nedendir?

11. Hayat üstü pamuklarla örtülü bir kazık tarlasıdır.

12. Hayatta bütün setler üzerinden geçilmek için yapılmıştır, önünde durulmak için değil!

13. Dilediğin gibi yaşa, nasılsa öleceksin!

14. Yükselmek için kendi ayaklarınızı kullanınız, başkalarının sırtı ve

ellerini değil!

15. İyilik belki unutulur ama ölmez. Kötülük ölür ama unutulmaz.

16. Göz medeniyetler yapar fakat medeniyetler göz yapamaz.

17. Moloz alma adam al. Adam yoksa hiç kimseyi almamak hırdavat almaktan iyidir.

18. Sevmek oturup birbirine bakmak değil, belki beraberce aynı yöne bakmaktır.

19. Söndüremeyeceğin ateşi yakma!

20. Haftada iki senede yüz dört eder. Ne sana ne bana zarar eder.

21. Gülme bunlara, doktor gülmez, tebessüm eder!

22. Yaşlılık gözlerde başlar, genital organlarda biter.

23. Herkesin ter kokusu ayrıdır, parmak izi gibidir.

24. Yüksek makamlar yalçın kayalara benzer. Oralara nadiren kartallar, çoğunlukla kertenkeleler çıkar.

25. Yolun ilerisini göremiyorsanız dönemece gelmişsiniz demektir.

26. Aşk hayatta her yaşta insana musallat olan bir hastalıktır.

27. Kader size bir limon verdiyse, ondan limonata yapacaksınız!

28. Hekim olmak, her konuya hâkim olmaktır



VE ŞİİR…

Sevgili Feriha Altıok şiir köşemizi bir kez daha onurlandırıyor.

SON TREN

Poşetlenmiş odalarda yüzlerimizi arıyoruz

girip çıkıyoruz aynalara

gecikmiş bir telâşla

hangi şiire sorsak adımızı

çocukluğunu hatırlamıyor

durup bakıyoruz öylece

alnımızda elyazması bir intihar

durup bakıyoruz ürkek ellerimizle

kolumuzu kaldırıp silesimiz yok ...

zaman yurtsuz çocuklar dökerek

geçiyor üstümüzden

bahçemiz güllerini kusuyor

yaralı kuşlar gibi vurgun düşüyor

yarınlar dünden

kimsenin mektubu gelmiyor

hayal ülkesinden

oysa herkesin fısıltısında

bir son tren. ..

son tren. ..

son bilet son gişeden

ANLAYAMADIKLARIM

LefkoşA’da Küçük kaymaklı yolunun açılması ve trafiğin bir nebze olsun rahatlatılması çok iyi oldu. Yetkili kişilerin aynı anlayışla, LefkoşA – Bellapais yolunu da açmayı düşünmeye başlamasını diliyorum. Buna karşı olmanın nedenlerini ise Anlayamıyorum …

 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.