Advertisement

Advertisement

SAĞLIK SORUNLARI MECİSTE ÇÖZÜLÜR MÜ?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
02/03/2016


Bülent Dizdarlı Bülent Dizdarlı


Herhalde bu sorunun cevabı bu saatten sonra “Hayır”dır. Neden mi “hayır”dır? İşte bu yazıda esasen bu sorunun cevabını arayacağız…

Geçtiğimiz hafta sağlık sektöründe, ülke gündemine bomba gibi düşen ciddi gelişmeler yaşandı. Umarım tüm yetkililer yaşanan olayların açığa çıkması için elinden geleni yapar ve kamu vicdanını rahatlatmayı başarır. Bu cümleden sonra, şimdilik o berbat konuyu, işin uzmanlarına sorumlularına bırakıyorum ve başka bir gerçeğe vurgu yapmak istiyorum. Yıllardır halkımız arasında konuşulan, gazetecilerimizin köşe yazarlarımızın makalelerinde sıklıkla yer alan “ Mecliste o kadar hekim varken sağlık sorunlarının çözülememesini anlamak zor” klişe sözleri, biliniz ki, tarihe kavuşmuştur. Bundan sonra bu cümleyi kullanmak sadece olayları takip etmeyen, cahillere özgü olacaktır.

Bu karara nereden mi vardım? Tabii ki geçtiğimiz hafta yaşananlardan… Meclis Başkanı Sibel Siber’in insiyatifi ile mecliste, sağlığa yönelik yasaları tartışıp hazırlamak, sonra da genel kurula sunmak üzere AD-HOC komite kurulması girişimi yapıldı. Bu girişim tüm siyasi partilere mensup hekim vekillerce de desteklendi. Biz tam da bu safhada “Acaba bir olacak mı?” diye umutlanmıştık ki olanlar oldu. Ne yazık ki hekim vekillerce niyetlenen bu atılımı, bu kez hekim olmayan Başbakan “Benim bu işten haberim yok” diyerek durdurdu. Maliye Bakanı da daha yasaların taslaklarını görmeden “Bunların mali boyutları da düşünülmeli” diyerek Başbakan’ın frenine destek oldu.

Oysa Sağlık Örgütleri, 26 Ekim 2015 tarihinde yaptıkları eylemle, meclis kapısına yüzlerce beyaz gömlek asarak sağlık sorunlarına çözüm istemiş, temsilcilerinin Meclis Başkanı ile yaptığı görüşmede, böyle bir komitenin
kurulmasını talep etmiş ve bunun yapılacağı konusunda Meclis Başkanından söz almıştı. Bu gelişmenin Başbakan ve Sağlık Bakanı tarafından da desteklendiği ise sonraki günlerdeki gazetelerde yer almıştı. Önceden ise, aynı yılın Haziran ayında Kıbrıs Türk Tabipleri Birliğinde hekim vekillerin katıldığı bir toplantı yapılmış, bu toplantıda Ad-Hoc komite talebi dillendirilmiş, herkesin yeni sistemi oluştururken elini taşın altına koyması istenmişti. Tabipler Birliği yöneticilerinin bu yöndeki taleplerine hekim vekilleri “olur” cevabı vermişti. Ama ne yazık ki Başbakan bunların hiç birini anımsamadı. Destek vermedi.

Başbakan’ın hafızasında bu komite kurulumu ile ilgili bir veri olmaması sonucu koyduğu tepki, Hekim Vekillerin bundan sonra sağlık sorunlarına çare üretememekle suçlandıklarında gösterecekleri adresi de belirledi. Haksız da değiller yani. Zira olaylar herkesin gözü önünde gelişti. Doktor Vekiller, bu yönde çaba harcamaya hareketlenmişken kendilerini durdurulmuş buldular. Böyle bir durumda artık kendilerine suçlama yapılması abes kaçacağını onlarda farkındadır.

Durdurma işlemi bilhassa başbakan tarafından yapılmıştır. Bu nedenle daha sonra “Ben yanlış anlaşıldım” demesi, kendini bu işin sorumluluğundan soyutlamaz. Artık bu sorumluluk tek başına Başbakan’ın boynundadır.

Derhal insiyatifi ele alarak sağlık alanında vaat edilen reformların yapılmasını bizzat kendisi sağlamalıdır. Ülke sağlık sistemi çökme aşamasını çoktan geçmiş, artık kokuşmuştur. Denetimsizlik hat safhadadır. Kamu sektöründe çalışma koşul, ortam ve saatlerinde ki yetersizlik ayyuka çıkmıştır. Denetimsizlikten dolayı özel sağlık sektörüne Mafia el atmıştır. Özel sektörde ihtiyaç duyulan yasal düzenlemeler hızla yapılmalı, denetlemelerin en gerçekçi şekilde yapılmasının yolu açılmalıdır.

Bunlar yapılırken ille de mali yükümlülüklerin hemen sağlaması şart değildir. Kaldı ki Hasta Hakları Yasası, Özel Sağlık Servisleri Yasası gibi yasaların maddi kaynağa hiç ihtiyacı yoktur. İhtiyaç duyulan diğer yasaların ise mali yükümlülüklerinin saptanması ise ancak o yasaların Meclis tartışması aşamasına gelmesi ile ortaya çıkacağı kesindir. Ve böyle bir durumda imkânsızlık varsa mali koşulların ertelenmesi sağlana bilinir.

Ne yazık ki bunların hiçbiri yapılmadı. Aksine sağlık çalışanlarının, beklenti içinde olan halkın motivasyonunu en düşük seviyeye çekecek hareket gerçekleştirildi. Başbakan ”Haberim yok” deyip, kendince Meclis Başkanı’nı zora soktu ama esasen kaybeden yine toplumumuz oldu.


Şimdi birileri bana sakın “O, Ad-Hoc komite kurulsaydı da bu vekiller anlaşamaz hiçbir şeyi tamamlayamaz yasaları yapamazdı “ demesin. Hiçbir sey denenmeden sonucu bilinemez.

Artık sorumlular ellerini kayaların altına sokmalıdır.

Çünkü;

Sağlık sektörü , hele de son yaşananlardan sonra sarı ya da kırmızı ışık sinyali dahi verir durumda değildir.

Lamba maalesef sönmüştür. Ortalık karanlıktır.



VE ŞİİR

Bu hafta da üstadımız Bülent Fevzioğlu ileyiz

GİDECEKTİR GİDENLER…

GİTSİN! ŞIMARTMAYINIZ…

[Kelebekler de Ağlar]

Her telinde saçımın Farid Farjad çalıyor

‘Dost’ dediğim nicesi çürüyüp dökülüyor…

Elbet ‘olmazsa olmaz’ değilim ben kimseye;

Lâkin şu yorgun kalbim; artık… çok da… takmıyor…

Gidenler gidecektir… göz yaşına gerek yok!

Afra…tafra ve kapris… çok yedik karnımız tok!

Kanatacaktır elbet her giden ruhumuzu

Ve mutlak köpürtecek en duru suyumuzu…

‘Hayat’ denilen zaten bir uğultu değil mi?;

Bölenler olacak hep… en güzel uykumuzu…

Gidecektir gidenler… gitsin! şımartmayınız

‘‘Kelebekler de Ağlar’’… kalanı yaşayınız…

Bilin! Hiç kimse sizden… daha ‘özel’ değildir

Kimmiş o sizi üzen? Atın!… lüzum değildir…

Önü ardı bu ömrün bir mezardır herkese;

‘Musalla’da hiç kimse… ‘kilot’ bile değildir…

ANLAYAMADIKLARIM

Çarşaf seçim sisteminin esasını sulandırmaya çalışan bazı vekillerin, seçilmeme korkusunu anlayamıyorum. Seçilmemek dünyanın sonu değil be yahu ! 

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: bülent dizdarlı
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.