Advertisement

Advertisement

Çetinkaya Türk Spor Kulübü Ve Yenicami Ağdelen Kulübü Ne Yapmalı?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/02/2012


Bülent Dizdarlı Bülent Dizdarlı


Çetinkaya ve Yenicami LefkoşA’nın güzide iki spor kulübüdür. Her ikisinin de birbirini tamamlayan önemli mazileri vardır. Çetinkaya ile Yenicami geçmişleri , bu günkü konumları ve gelecekleri içinde rakiptirler. Bu rekabeti yöneticileri dahi “ezeli rekabet ebedi dostluk” olarak etraflarına yorumlarlar. Bunda da son derece haklıdırlar. Küçük coğrafya da sahada rakip olurken ,yaşamda dost olabilmenin, dayanışmanın tadındadırlar çünkü.
Bu aralar bu iki güzide kulübümüzün de ortak tek sıkıntısı vardır. Yok. Şampiyon olmak falan değil esas dertleri. Onu nasıl olsa sahada kendileri oyunun kuralları içinde yarışarak hallederler. Kaybeden de kazananı kutlar ve bir sonraki yarışmaya rakibini geride bırakmak için hazırlanır.
Benim bahsettiğim dert , kendi başlarına başaramayacakları bir sorundur. Her iki camia da geleceklerini kurtarma derdindedirler. Bu iki spor kulübü zamanında konuçlandıkları yerler itibarıyla ve şehrin sonradan bölünmesi ile çıkmaz sokaklara hapis olmuş ,çok dar alanlara mahkum kalmışlardır. Bunu fark eden yöneticileri, şehrin değişik bölgelerine açılmak için projeler yapıp üretmiş buna karşın , mensup oldukları devletten hiçbir şekilde destek alamamışlardır.
Oysa aynı devlet, Türkiye’den gelen Galatasaray ve Beşiktaş Kulüplerine araziler vermiş, son olarak da Haspolat’ta 200 dönüm araziyi bir “hayır kurumuna” 30 yıllığına yıllığı 100 tl den kiralamış , bunun gerekçesi olarak da bu kurumun toplum yararına tesisleşme yapacağını göstermiştir. Bu örnekleri yaşayınca insanın aklına tuhaf düşünceler geliyor: “Acaba bizim bilmediğimiz bir şey mi var? Bizim kulüp yöneticileri arazileri toplum yararına değil de kendi çıkarları için mi istiyorlar” diye düşünmekten alamıyor kendini…
Yoksa Yenicami ve Çetinkaya yöneticileri başka bir topluma hizmet için mi , arazi tahsisi talebinde bulundu da ondan dolayı devlet destek vermiyor acaba?.Yoksa ille de bu topraklarda tesis yapabilmek için arazi talep etmek isterseniz kökünüz dışarıda mı olmalı? Böyle bir gelenek mi oturtuldu acaba?
Bu soruların cevabını biri verecektir elbet ama , biz gelelim yazının başlığındaki soruyu cevaplamaya:
Hakikaten de eğer bu iki camia kendini kurtarmak istiyorsa artık değişik bir yol haritası çizmelidir. Önce, her iki kulüpte gidip Ankara İstanbul , Hatay gibi bir yerde tescilleyip Türkiye Kulübü olarak geri gelip, tekrar talepte bulunmalı , ardından yine olumsuz cevap alınırsa günümüzdeki eylem modasına uyup , elde ne kaldıysa başbakanlığın önüne yığıp bağırıp çağırmalı, sonunda da Başbakanla görüşüp bir “olur” alınmalıdır. Bellidir ki oturup beklemekle olumlu yönde yol alınmasına imkan yoktur.
Her iki camia bir kez daha ezeli dostluk içinde güçlerini birleştirmeli ve taleplerini var güçleri ile arz etmelidir. Aksi halde memleket kamu ve vakıf arazilerinin golifa gibi dağıtılması sonucunda kendilerine zaten bir şey kalmayacak , ağızları açık bakakalacaklar, beş on yıl sonra da kapılarına kilit vuracaklardır. .

ANLAYAMADIKLARIM
Her gün onlarca ne olduğu belli olmayan insanın bir şekilde vatandaş olduğu ülkemizde, Üreticiler Birliği Platformu üyelerinin sadece Temel Bulut isimli iş adamının vatandaşlığının iptaline yönelik eyleminin arkasındaki niyeti anlayamadım. Var mı anlayan ? Beri gelsin…
HAKLI VE ETKİLİ EYLEM…
- Tak tak tak
- Giriniz.
- Merhaba Sayın Bakanım. Biz geldik.
- Oooo! Sendikacı arkadaşlarım hoş geldiniz. Hayırdır?
- Efendim biz eylem yapacağız da , size sormaya geldik, gerekçemiz haklı mı değil mi diye?
- Aferin sorun tabi. Nedir eylem gerekçeniz?
- Efendim bizi hep geçici çalıştırıyorsunuz. Bir türlü kadrolamıyorsunuz. Boş kadrolar vara ama sırf siyasi nedenlerden dolayı bunu yapmıyorsunuz.
- E yani bunun için eylem mi yapacaksınız ?
- E işte size soruyoruz sayın bakanım , sizce caiz midir?
- Tamam da ne eylemi yapacaksınız?
- Hiçbir evrakın işleme girmesine izin vermeyeceğiz.Bir süre işlem yapmayacağız.
- Olmaz vatandaş mağdur olur. Eylem yapacaksınız diye vatandaşı mağdur edemezsiniz.Bunu yaparsanız karşınızda beni bulursunuz.
- İyi ama efendim nasıl bir eylem yapalım? Bari bize bir akıl verin.
- Tamam ! Dua edin bende sizin gibi emek yanlısı bir bakanım.Yoksa bu aklı size vermezdim.
- Sağ olun Sayın bakanım…
- Yağcılığa gerek yok. Bakın eylem şöyle olacak : Her sabah mesaiye bir saat erken gelip bir saat geç gideceksiniz. En etkili eylem bu olur. Hem halk mağdur olmaz hem de sağlam bir eylem olur. Halk sizi destekler , hatta eminim hükümetimiz bile destekler…
- Teşekkür ederiz efendim…Allah razı olsun…
- Hadi bakayım gidin şimdi eyleme hazırlanın. Böyle demokrat bakanı bir daha nerden bulacaksınız . Hadi bakayım naş naş…

HAFTANIN FIKRASI
Yunanistan ile İspanya’nın iki taşra kasabası birbirlerini kardeş şehir ilan etmişler. Bu ilandan sonra da Yunan Başkan, İspanyol meslektaşının şehrini ziyarete gitmiş. Bir de bakmış ki ,oranın Belediye Başkanı, şehrin en güzel yerinde saray yavrusu bir binada oturuyor. Çok merak etmiş sormuş:
- Kusura bakma ama aldığımız maaş belli , sen bu evi nasıl yaptın yahu?
İspanyol olan gerinerek eliyle az ilerdeki köprüyü göstermiş:
- Oradaki köprüyü görüyor musun? Ben o köprüyü iki, şeritli yapmak için Avrupa Birliğinden Para aldım. Ama tek şeritli yaptım . İki tarafına koyduğum trafik ışıkları ile idare ediyorum. Artan para ile de bu evi yaptım.
Yunanlı dudak bükmüş ve evine dönmüş. Tam bir yıl sonra bu kez İspanyol ,yunanın şehrine gitmiş.Yunan Başkanın evi ev değil saraymış. Her yer altın gümüş eşya ile doluymuş. Mermerler en pahalısıymış. Kristal avizeler le doluymuş. İspanyol şaşkınlıkla, bu evin nasıl yapıldığını sormuş.Yumanlı eli ile işaret ederek sormuş:
- Şuradaki köprüyü görüyor musun?
- Yooooo!!!!!!

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Bülent Dizdarlı

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.