Terörle Yaşamak…
30/03/2016
Bülent Dizdarlı
Terör insanlığı fena vurdu…
Bu yazı yazılırken dahi tüm ajanslar, Lahor’da üstelik bir Luna Park’ta bombanın patlatıldığını, çoğu çocuk elliden fazla insanın öldürüldüğünü geçiyordu.
Artık sadece Pakistan, Afganistan, Irak ve Suriye ile sınırlı değil olaylar.
Paris, Ankara, İstanbul, Brüksel ve Asriye’de patlayan silah ve bombalar tüm dünyada yaşam tarzını etkiledi. Amerika zaten 12 Eylül fobisi ile yaşıyorken Avrupa da sarmala kapıldı.
Başta İstanbul olmak üzere birçok şehirde insanlar toplu ulaşım araçlarına binmiyorlar, Alış veriş merkezlerine gitmiyorlar. Eskiden en yoğun olan matine saatlerinde bile sinemalarda beş kişiden fazla insan bulunmuyor. Restorantlar da işsizlikten yakınıyor.
Turizm en sıkıntılı dönemini yaşıyor. Yalnız İstanbul’da bu yıl içinde yapılması planlanan uluslararası düzeyde, binden fazla bilimsel, mesleki, sosyal kongre ya ertelendi ya da iptal edildi.
UEFA, Haziran ayında Fransa’da yapılacak Avrupa Futbol Şampiyonasının seyircisiz oynanma ihtimali olduğunu duyuracak kadar tırsıyor. UEFA Başkan Yardımcısı İtalyan Giancarlo Abete'nin Fransız radyo kanalı Radio24'e yaptığı, "Avrupa Şampiyonası öyle arka plana atılabilecek bir organizasyon değil. Kapalı kapılar arkasında oynanması ihtimalini göz ardı edemeyiz. Aksi taktir de terör olmayacağını garanti edemeyiz" sözlerini aktaran Alman Bild Gazetesi ,"Seyircisiz Avrupa Şampiyonası mı geliyor ?" yorumunu alenen yaptı.
Avrupa ve Amerika hava alanlarında, görüntüleri insanı tedirgin eden silahlı birlikler dolanıyor. Ama çare yok bu insanlara oralarda ihtiyaç duyuluyor.
İnsanlar birbirlerine kuşku içinde bakıyor. Etrafında tanımadığı birinin dolanmasından hoşlanmıyor, rahatsız oluyor. Mağusa’da Lefkoşa’da unutulan bir paket ve çanta insanları irrite ederken diğer yandan da güvenlik güçlerini ekstra meşgul ediyor.
Bu arada işin eğlencesinde olanlar da yok değil, sahte ihbarlar yaparak kafa bulmaya çalışan ahmaklarda çıkıyor. Yani şu “ahmak” kelimesini yazıp yazmamakta çok düşündüm ama daha uygun bir terim de bulamadım.
İşin doğrusu terör belki de “Hasan Sabbah” dan beri ilk kez dünyayı bu kadar titretiyor. Bin yüzlü yılların yaşandığı dönemde İran’ın Elemüt (Alamut) bölgesinde ki kaleye yerleşip , yarattığı sahte cennete inandırdığı fedaileri ile dünyanın büyük hükümdarlarını, valilerini, komutanlarını tehdit eden, istediğini alamadığında onlara suikastler düzenleyen Hasan Sabbah’ın dahi bu kadar korku saldığını sanmıyorum doğrusu.
Bu arada çare üretilememesi ne acı !
Bütün dünya sadece konuşuyor ve bakıyor. Yapacak bir şey yokmuş gibi bakıyor. İnsanlık bu konuya çare üretmedikçe, terörün kanser gibi yayıldığı da gözleniyor. Artık Dünya’da emniyetli bir yer yok. Siz bakmayın Küba’da Rolling Stones’in yüz binlere konser verdiğine. Durdurulmazsa bu hastalık, Havana’ya kadar uzanacaktır.
Çare lâzım. Çare için işin özüne inilmesi, insanca konuşulması lazım.
Bu gördüklerimden yaşadıklarımdan sonra çare neyse hemen bulup tatbik edilmesi lazım diyorum. Âkil insanların bir araya gelerek çareyi bir an evvel bulmasını diliyorum. Kâhin değilim , standart zekâya sahip bir insanım ama aksi hâlde bana dünyayı, daha önce yaşanmamış boyutta çok büyük bir kriz bekliyor gibime geliyor.
ANLAYAMADIKLARIM
Ünlü “The Independent” gazetesi kâğıt baskı yayınını durdurmuş. Anlayamıyorum. Yoksa yeni bir devrin başlangıç haberini vermek bu şekilde “The Independent” te mi nasip oldu?
VE ŞİİR
Bülent Fevzioğlu bir kez daha konuğumuz oluyor:
YALAN...
sandım ki uçurtmaydı... ipi kopmuş... boşlukta...
dön dolaş geliverdi yırtılmış rüzgârlarda...
az biraz toparlanıp hançere döndü birden;
gitti ve kan bıraktı... kalbimin ortasında...
anladım ki büyüdüm! uçurtmalar da yalan;
avunup duruyorum yalanla oyalanan...
















































































































































