“YAMALI ÇARŞAF” SEÇİM SİSTEMİ…
10/02/2016
Bülent Dizdarlı
Son genel seçimden önce Meclisimizde, seçim sisteminin değişmesi gerektiği üzerinde yaygın bir görüş oluşmuştu. Meclis içindeki partiler de, dışındakiler de bu görüşü destekliyordu. Hatta “Çarşaf Liste” tanımlaması ile tüm ülkenin tek seçim bölgesi olması konusu üzerinde dahi mutabakat sağlanıyor gibiydi. İtirazlar yok değildi. Bu itirazlar dikkate alınarak , “Kısmi çarşaf, kısmi lokal seçim yapalım” görüşü de ortaya atılmıştı. Bu görüşe göre vekillerimizin yarısı tüm ülkenin, diğer yarısı ise aday oldukları ilçelerin seçmenleri tarafından seçilmesi öngörülmüştü.
.jpg)
Tartışmalar bu iki öneri üzerine yoğunlaşmıştı yoğunlaşmasına ama sonuç olarak seçim gelmiş çatmış, yeni seçim yasası yapacak zaman kalmamıştı. Bunun üzerine siyasi partilerimiz bir sonraki dönem de konuyu ele alma kararı alarak seçime gittiler. Seçimden sonra ise uzun bir süre konu rafta bekletildi. Şimdi yeniden seçim kokusu mu var bilinmez ama, seçim yasası üzerinde çalışmalar yeniden başladı.
Ne var ki tartışılan yasa taslağının eskilerden farklı, yepyeni bir düşünce ürünü olduğu da ortaya çıktı. Buna göre seçmen, “Çarşaf” tabir edilen listeye oyunu verecek. Yani Güzelyurt’ta ki bir seçmen, diğer ilçelerden aday olan adayları da oylayacak. Yine başka bir örnek vermek gerekirse, Girne’den aday olan bir aday sadece Girne bölgesinin seçmeninin oyları ile seçilmeyecek, tüm ülke seçmeninin oyuna ihtiyaç duyacak.
Aday olmak için ise belli bir ilçenin aday listesinde yer almak gerekecek. Örneğin Lefkoşa’dan “X” partisinden aday olmak istiyorsanız, o partinin 16 kişilik Lefkoşa Adayları listesine girmeniz gerekecek. Bunun için gerekli şartlar o parti tarafından listeye konulmanız ve en az o seçim bölgesinde iki sene ikamet etmiş olmanız olacak.
Bu hesaba göre bir parti Lefkoşa’dan 16, Gazi Mağusa’dan 13, Girne’den 9, Güzelyurt’tan 6, ve İskele’den 6 aday çıkarıp çarşafa yazacak ve halkın bu çarşafı oylamasını isteyecektir.
Aslında bu şekilde seçim yapmak “Çarşaf Liste” ruhuna aykırı bir durumdur. Düşünün Girne den 9 aday seçimi kazanacak ama 10. olup seçimi kazanamayacak olan aday, Lefkoşa’dan aday olup son sıradan kazanan adaydan daha çok oy almış olacak. Daha az oy almış aday vatandaşın iradesinin tecellisi için meclise girerken, fazla oy almış aday meclis dışında kalacak.
Daha açık yazmak gerekirse bir aday başka bir adaydan daha çok oy almış olmasına karşın sırf seçim bölgesi farklıdır diye seçilemeyecektir. Tüm ada halkı tarafından oylanan bir listede, meclise sırf bölgesi farklı diye daha düşük oy almış adayı vekil diye yollama olasılığının bulunduğu bir seçim sistemi baştan tartışmaya açıktır. Kabul edilmelidir ki bu hiç de adil olmaz. Bunun adına demokrasi denilmez, denilemez.
Hem toplumun çarşaf liste istemesinin esas sebebi, bölgeciliği kaldırmaktı. Seçilen kişinin kendisini o bölge vekili değil, tüm yurdun vekili hissetmesini sağlamaktı. Bu şekilde bir seçimle bu ne kadar sağlanacak? Kesinlikle tartışılır.
.jpg)
Böyle bir seçim metodu üstüne kurulan demokrasinin adı “Yamalı Çarşaf Demokrasisi” olur başka şey olmaz.
Kısacası aday listesi çarşaf olacak ama biraz “yamalı çarşaf !” olacak. Anlamak için gayret sarf ediyorum ama olmuyor. Zaten küçücük coğrafya da yaşamamıza rağmen ille bu bölgecilik zihniyeti, ısrarla en azından asgari tutulmaya çalışılıyor.
Diğer yandan da düşünüyorum. “Buna da şükür” deyim mi demiyeyim mi bilemiyorum? Tamam, mecliste bir daha seçilmeme ihtimali yüksek en az yirmi beş vekil var. Bu insanların bu ihtimalin olasılığını artıracak bir hamle yapmalarını, hele hele bunu limitsiz yapmalarını beklemek saflık olarak değerlendirilebilir. Zaten etrafımda konuştuğum birçok arkadaşım “yamalı çarşaf seçim sistemi” nin bile yapılamayacağını iddia ediyorlar. İnşallah iddialarında haklı çıkarlar. Zira yamalı çarşaf olacağına hiç olmaması benim tercihimdir.
Bekleyelim görelim.
VE ŞİİR…
Bu hafta “ve şiir.” köşemden sizlere bir Süleyman Uluçamgil şiiri ile sesleniyorum;
ÖLÜM
Alışmıştım Kasım sabahlarının rutubetine
Safahane çarşısının küflü kitaplarını
Yadırgamıyordum artık
Nerden çıkageldi bilmem
Oysa ki dökülen yapraklara şiir yazmaktı
Düşündüğüm
Durup dururken simitçi çığlığı gibi
Aklıma geldi ölüm.
Ölüm,
Daha on dokuz yaşındayım
Sıhhatim da fena değil
Ve senden yüzde doksanbeş korkmuyorum
Ama niçin düşünüyorum seni
Niçin saygı duyuyorum sana
Ey geleceğini bildiğim yaman sevgili?
Durup dururken simitçi çığlığı gibi
Aklıma geldi ölüm
Oysa ki benim Üniversite kapısında
Dökülen yapraklara şiir yazmaktı
Düşündüğüm
ANLAYAMADIKLARIM…
Hiç anlayamıyorum… Canlı bombaların bile, kamera kayıtlarına bakarak, altı saatte tespit edilip kimliklerinin açıklandığı bu çağda , Afrika Gazetesi’nin önüne ölü kopek bırakan, eşgali kameralardan net yansıyan zatın hâlâ bulunamamasını kesinlikle anlamıyorum…
















































































































































