Advertisement

Advertisement

BM de Artık Türk Tarafı Gibi İçi Boş Bir Dönemin Aktörü Olmak İstemiyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
07/08/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


METODOLOJİ; GEÇİŞ DÖNEMİ; ANLAMLI 5+ 1… BM DE ARTIK TÜRK TARAFI GİBİ İÇİ BOŞ BİR DÖNEMİN AKTÖRÜ OLMAK İSTEMİYOR. 9 AYDA ELDE EDİLEN EN ÖNEMLİ SONUÇ BU…

UZLAŞI YOKSA ÇATIŞMA VAR… BM GENEL SEKRETERİ GUTERRES’İN BU SAPTAMASI KIBRISLILARA SON DERECE YERİNDE BİR ÖNERİ…

Kıbrıs meselesinde yıllardır aynı cümleleri kuruyoruz. Aynı pozisyonları tekrar ediyoruz. Aynı ezberleri savunuyoruz. Ama dünya yerinde durmuyor. Doğu Akdeniz değişiyor. Enerji denklemi değişiyor. Güvenlik mimarisi değişiyor. Ticaret yolları değişiyor.

İşte tam da böyle bir dönemde Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’ın Haber Kıbrıs’ta yaptığı açıklamalar, sadece günlük siyasete ilişkin değerlendirmeler değil; Kıbrıs sorununa ilişkin yeni bir okuma. Katılırsınız ya da katılmazsınız. Erhürman’ı can kulağı ile dinledim

Erhürman’ın en dikkat çekici tespitlerinden biri Avrupa Birliği ile Kıbrıs Türk halkı arasında oluşan güven bunalımı. 2004 referandumundan sonra verilen sözlerin tutulmaması… Doğrudan Ticaret Tüzüğü’nün hayata geçmemesi… Yeşil Hat uygulamaları… AP’deki tek taraflı raporlar…

Bütün bunların Kıbrıs Türk toplumunda ciddi bir güven kaybı yarattığını söylüyor. Bu önemli bir tespit. Çünkü çözüm sadece Rum tarafının güvenlik kaygıları üzerine kurulacaksa, bize ne gerek var. Bizim de bunca yılın ardından güven duymamız gereken kurumların başında AB geliyor

Erhürman’ın söylediği bir başka gerçek var. Güney Kıbrıs AB üyesi. Veto hakkına sahip. AB’nin mutlak tarafsız davranmasını beklemek gerçekçi değil. AB’nin doğrudan müzakere masasının tarafı olmasından çok, güven artırıcı alanlarda sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savunuyor.

Erhürman: “Konuşmamak çözüm üretmez.” Son yıllarda diplomaside en büyük sorunlardan biri temasların bile eleştirilir hale gelmesi. Oysa konuşmak teslim olmak değil. Görüşmek taviz vermek değil. Diplomasi zaten konuşma- uzlaşma sanatı değil mi?

Erhürman’ın üzerinde durduğu en stratejik başlıklardan biri de Doğu Akdeniz ve olası gerginlik. BM Genel Sekreteri de ilk etapta güvenlik ve devamında refah vurgusu yapmadı mı? Durup dururken mi BM genel sekreteri de temsilcisi de buna vurgu yaptılar?

Artık mesele yalnızca Kıbrıs değil.. İsrail… Mısır Fransa… ABD… Enerji şirketleri… Askeri anlaşmalar… hepsi artık askeri

güç olarak adada… Deniz güvenliği… Elektrik bağlantıları… Doğu Akdeniz artık küresel güç mücadelesinin merkezlerinden biri.

Aslında yaklaşım gayet basit. Hele hele bizim adamız için… Bu tabloda hidrokarbonlar paylaşılırsa refah üretir. Paylaşılmazsa kriz üretir. Belki de son yılların en gerçekçi cümlesi budur. Eğer Türkiye’yi doğu Akdeniz’de yok sayan bir adım atılacaksa, bu başlı başına kriz sebebi…

Ve Kapalı Maraş… Yıllardır duygular üzerinden konuşuldu. Erhürman ise farklı bir pencere açıyor. “Maraş tek başına ele alınamaz” diyor. Çünkü mesele yalnızca mülkiyet değildir. Yönetim vardır. Uluslararası hukuk vardır. Güç paylaşımı vardır. Geçiş süreci vardır.

Maraş’ın hangi model içinde değerlendirileceği siyasi kararın parçası. Bu da üzerinde düşünülmesi gereken bir başka yaklaşım. Müzakereler devam ettiği sürece, Maraş hep bütünlüklü çözümün parçası olarak kalacak. Ama süreç koparsa? Maraş oyun kurucu pozisyonuna evrilecek.

“GEÇİŞ DÖNEMİ İLK KEZ BU KADAR AÇIK KONUŞULUYOR” Nedir bu “geçiş dönemi” Referandumdan önce birlikte çalışılacak bir süreç… Doğrudan ticaret… Doğrudan uçuş… Güven artırıcı önlemler… Ve geri döndürülemeyecek adımların referandum sonrasına bırakılması…

Aslında bu, “önce birlikte yaşayabileceğimizi gösterelim” yaklaşımı… Annan Planı’nın aksine, önce geçiş dönemi, sonra referandum… yeni dönemin, en yeni unsurlarından biri de bu. BM buna vurgu yapıyor. Erhürman’ın 9 aydaki en önemli başarılarından biri de bu…

Erhürman artan adli olaylarla ilgili de bir yol haritası önerdi. Kaç kişinin yaşadığını bilmiyorsanız… Kaç polise ihtiyaç olduğunu bilemezsiniz. Kaç hastane gerektiğin, kaç okul yapılacağını planlayamazsınız. Göç yönetimini de sağlayamazsınız.

Erhürman burada önemli bir noktanın altını çiziyor. Sorunu inkâr ederek değil… Önce kabul ederek çözebilirsiniz.

Programda konuşulanlar bir seçim bildirgesi değildi… Bir çözüm planı da değildi. Ama Kıbrıs meselesini ezberlerin dışına çıkaracak gelişmeler var. Belki katılmayacağız. Belki sert şekilde eleştireceğiz. Ama artık şunu kabul etmek zorundayız.

Doğu Akdeniz değişiyor. Enerji dengesi değişiyor. Güvenlik anlayışı değişiyor. Kıbrıs’ın etrafındaki dünya değişirken, bizim elli yıl önceki cümlelerle yetinmemiz mümkün değildir. Asıl mesele Erhürman’ın haklı ya da haksız olması değil.

Asıl mesele, bu başlıkları konuşacak cesareti gösterip göstermeyeceğimiz. Çünkü konuşulmayan hiçbir sorun çözülmez. Tartışılmayan hiçbir fikir olgunlaşmaz. Ve değişen dünyada yerinde duranlar, aslında geride kalanlar.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.