Bakalım Üstel bu cendereden nasıl çıkacak...
22/07/2026
Hüseyin Ekmekci
UBP KENDİNE GÖRE BİR SEÇİM STRATEJİSİ BELİRLEDİ… DP VE YDP BU STRATEJİYE KURBAN EDİLİYOR… PEKİ SEÇİM VE HALKOYLAMASI YASASI MECLİSTEN NASIL GEÇECEK?
SEÇİM TARİHİ VE KARMA OYUN KALDIRILMASI NOKTASINDA UBP YALNIZ KALDI… BAKALIM ÜSTEL BU CENDEREDEN NASIL ÇIKACAK…
Başbakan Ünal Üstel, uzunca bir süredir Ulusal Birlik Partisi'nin seçim başarısına odaklandı. Bu yüzden ne iktidar ortaklarını, ne parti içi muhalefeti, ne de toplumsal muhalefeti dikkate alıyor. Ünal Üstel'e göre iki seçimin bir arada yapılması UBP ve kendisi için en doğrusu.
Ne olacak? Halk muhtar için, aza için, belediye meclis üyesi için, belediye başkanlığı için sandığa gidecek. Saptama şu; yerel seçimlere katılmak zorunda olan Ulusal Birlik Partililer, güneş amblemini gördüklerinde elbette güneşe oy verecekler
İki seçimin bir arada yapılmasının tek stratejisi bu. “UBP’ye tepki var, vatandaş sandığa gitmeyecek. Ama iki seçimi bir arada yaparsak, muhtarın hatırına, azanın hatırına, belediye başkanlığının, meclis üyesinin hatırına sandığa gidenler Ulusal Birlik Partisi'ne de oy verecek…”
Peki, Ulusal Birlik Partisi'nin iki seçimi bir arada yapacak, Seçim ve Halk Oylaması Yasası'nda değişiklik yapacak yeterli oyu var mı? Şu anda Ulusal Birlik Partisi'nin 23 oyu var ve bu 23 milletvekili içerisinde karma oyun kaldırılmasına karşı çıkan çok sayıda milletvekili var.
Oradaki strateji de şu; meclis toplantıya çağrılacak, bir deneme yapılacak, oylama nasıl olsa açık olacak. Bu açık oylamada parti MYK kararına rağmen farklı davranan bir Ulusal Birlik Partili milletvekili varsa, aday olmayacak. Neden? Disiplin suçu işlemiş olacak.
Bu da stratejinin bir parçası. Ancak hükümet ortakları Demokrat Parti ve Yeniden Doğuş Partisi bu stratejinin neresinde? UBP ile ortak bir karar birliği var mı? Bence yok. Olması da mümkün değil, zira UBP için iyi olan, YDP ve DP için hezimet demek…
Örneğin 18 belediyede de aday çıkaramayacak olan, her bölgede muhtar adayı çıkaramayacak olan, her bölgede belediye meclis üyesi adaylarını güçlü bir şekilde çıkaramayacak olan bu iki parti, yerel seçim kampanyası içerisinde genel seçim kampanyasını nasıl yapacak?
Yapamayacak. Dolayısıyla hem Demokrat Parti hem Yeniden Doğuş Partisi Ulusal Birlik Partisi'nin bu stratejisine karşı çıkıyor. Cumhuriyetçi Türk Partisi ise kerhen, şifaen karma oya karşı.
CTP içerisinde de biliyoruz ki birçok milletvekili diğer partililerine karmadan gelen oylarla fark atabiliyor. Yani parti içi oylarda seçilemeyecek birçok isim karmadan gelen oylarla Cumhuriyet Meclisi içerisinde.
Dolayısıyla Cumhuriyetçi Türk Partisi içerisinde de karma oyun kaldırılmasına parti karşı olmasa da kendi içerisinde karşı olan milletvekilleri var. Burada niyet okuyucu değilim ama kırk dervişiz birbirimizi bilmişiz. Bu saptamayı yapacak kadar siyasetçileri tanıyorum bu ülkede.
Cumhuriyetçi Türk Partisi de Seçim ve Halk Oylaması Yasası'nda hem iki seçimin bir arada yapılmasına hem karma oyun kaldırılmasına, Ulusal Birlik Partisi bunu dikte ediyor diyerek karşı.
Dolayısıyla bu noktada felsefe olarak karma oyun kaldırılmasına karşı olmayan Cumhuriyetçi Türk Partisi, Ünal Üstel kendi seçim başarısı için bize yasa dayatıyor diyerek bu değişikliğe karşı çıkıyor. Bu saptamaların tamamını yaptıktan sonra ortaya bir sonuç çıkıyor aslında.
Ulusal Birlik Partisi şu anda yalnız. Ünal Üstel yine bir elin, bir gücün dışarıdan YDP ve DP'ye baskı yaparak iki seçimin bir arada yapılması ve karma oyun kaldırılmasına yönelik yasanın meclisten geçebileceğini düşünüyor. Kendi açısından elbette hakkı ama…
Peki Yeniden Doğuş Partisi ve Demokrat Parti'nin hiç mi önemi yok? Veya Ünal Üstel ve ekibi DP'yi ve Yeniden Doğuş Partisi'ni feda ederek bir seçim başarısı elde edebileceğini düşünüyor? Açıkçası ben de bu sorunun cevabını merak ediyorum..,
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































