Kalıcı barış, Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliğinden geçer
29/06/2026
Hüseyin Ekmekci
KIBRIS’TA MASADA HENÜZ PLAN YOK… AMA KAVGASI ŞİMDİDEN BAŞLADI.. AYRIŞTIRICI BİR DİLLE, DETAY BİLİNMEYEN BİR KONUDA KAMPLAŞMANIN KİMSEYE FAYDASI YOK
KALICI BARIŞ KIBRISLI TÜRKLERİN SİYASİ EŞİTLİĞİNDEN GEÇER… GARANTÖRLÜK ANLAŞMALARI TÜRKİYE VE YUNANİSTAN ARASINDA ÇÖZÜLÜR…
Rum basınında yayımlanan bir haber, henüz ortada somut bir müzakere planı bulunmamasına rağmen Kıbrıs’ta yeni bir siyasi kamplaşmanın fitilini ateşledi. Çözüm planı masaya gelmişçesine tartışma başladı. Zararı yok. Ancak bel altı ve kamplaştırıcı açıklamalar hemen ortaya saçıldı
Gerçek şu ki, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin Kıbrıs Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguín adaya gelip gitmeye devam ediyor. Ancak liderler arasında bugün itibarıyla yürüyen kapsamlı bir müzakere süreci yok. Anlıyoruz ki masadaki tek ciddi konu yeni sınır kapıları…
Bunun dışında ne toprak konuşuluyor ne yönetim modeli ne de nihai çözüm başlıkları. Buna rağmen Rum basınındaki bir köşe yazısı üzerinden Kuzey’de taraflar yeniden pozisyon almaya başladı. Çözüm isteyenlerle istemeyenler, federasyon isteyenler, istemeyenler…
Oysa ortada tartışılacak resmi bir plan bile yok. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da toplumla paylaşılacak, ciddiye alınacak bir müzakere metni bulunmadığını açıkça söylüyor. Buna rağmen daha süreç başlamadan kullanılan dil giderek sertleşiyor.
Kıbrıslı Türklerin çözüm istemesi de, çözümün ayrıntılarını sorgulaması da, Türkiye’nin garantörlüğünü savunması da aynı anda mümkündür. Bunlar birbirini dışlayan düşünceler değildir. Tartışmanın kime ne zararı var? Çağdaş
İnsanlar, birbirine sabreder, hakaret etmez
Benim açımdan Türkiye’nin garantörlüğü vazgeçilmezdir. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki güvenliği, Kıbrıs Türk halkının güvenliğiyle doğrudan bağlantılı. Bugüne kadar görev yapan bütün Kıbrıs Türk liderler de bu gerçeği farklı yöntemlerle savundu.
Ancak aynı gerçek bizi başka bir gerçekle yüzleşmekten de alıkoymamalı. Çözümsüzlük en büyük bedeli Kıbrıslı Türklere ödetiyor. Rum tarafı bugün Avrupa Birliği içinde, uluslararası alanda güçlü bir konuma ulaştı. Ekonomisini büyüttü, dünyaya entegre oldu.
Biz ise yıllardır kendi içimizde dönen bir emlak ekonomisiyle ayakta kalmaya çalışıyoruz. Ürettiğimiz değer kadar, sattığımız toprak üzerinden büyüyen bir ekonomik düzen oluşturduk. Bunun sürdürülebilir olmadığı ortada. Ayrıca hakkımız olan da bu değil, daha fazlası
Rum gazetecinin yazdığı senaryoda Maraş, Güzelyurt, toprak düzenlemeleri, dönüşümlü başkanlık, gevşek federasyon ve NATO güvenlik şemsiyesi gibi başlıklar yer alıyor. Bunların hiçbiri bugün üzerinde uzlaşılmış maddeler değil. Bir çırpıda yazılabilecek yakınlaşmalar…
Ancak bunların tamamı geçmişte farklı müzakere süreçlerinde konuşulmuş başlıklar. Yüzde 29 artı toprak düzenlemesi de, siyasi eşitlik de, güçlü kurucu devletler, zayıf merkezi yönetim modeli de yıllardır masaya gelen öneriler arasında değil mi? Denktaş’la başlayıp Akıncı ile son bulan süreçler…
Dolayısıyla bunları “ihanet planı” ya da “hazırlanmış BM paketi” gibi sunmak doğru değil. Gerçek olan şu: Kıbrıs Türk tarafının olmazsa olmazı siyasi eşitlik. Dönüşümlü başkanlık. Kıbrıslı Türklerin ortak devlet yönetiminde eşit söz hakkı olmadan hiçbir modelin kabul görmeyecek…
Bugün yapılması gereken, Rum basınındaki her haberi kesinleşmiş plan gibi sunmak da değil, daha ortada hiçbir belge yokken insanları “Rum sever” ya da “çözüm düşmanı” diye ayırmak da… Üstelik Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman da kolay bir süreç yönetmiyor.
Bir taraftan Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu tarafından federasyon tartışmaları üzerinden eleştiriliyor, diğer taraftan kendi siyasi çevresinden “yeterince cesur davranmıyor” eleştirileri alıyor. Yani iki taraftan da baskı görüyor. Sürecin lideri Erhürman
Böylesi bir dönemde ihtiyaç duyduğumuz şey sloganlar değil, aklıselimdir. Çünkü Kıbrıs meselesi sosyal medyada atılan etiketlerle, hakaretlerle ya da düşman üreterek çözülecek bir mesele değil. Henüz ortada resmi bir plan yok. Süreç, bir ayağı Ankara’da ilerliyor…
Ama görünen o ki, plan ortaya çıkmadan kavgası başlamış durumda. Bu ülkenin artık yeni kamplara değil, sağduyuya ihtiyacı var. Bu nedenle “Rumcu”, “Rumsever” ya da “beğenmeyen ülkesine gitsin” gibi ayrıştırıcı cümlelerin bu aşamada kimseye bir faydası yok. Sakin…
- “Çalışırsam ev alırım” duygusu hızla yok oluyor
- Bakan Çavuşoğlu, yüksek mahkeme kararı ile adeta "ortada kalan" gençler için bir formül arayışında olduğunu reddetmiyor
- Siyaset, kendi eliyle ve adil bir yöntemle seçmediği gençleri geçici öğretmen yapıyor
- Isıtıp Isıtıp aynı şeyler önümüze konuyor
- Zehirleniyoruz
- Güngör Katı Atık Merkezi Çöktü
- İp üstünde yürür gibi ilerliyor
- Haber Kıbrıs 16 yaşında…
- Vatandaş ülkeyi sevmesin diye; Emekliliğine iki ay kalan adam müdür yapılıyor
- Hem piyasa kaybetti; hem kamu gelirleri azaldı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız

















































































































































