Advertisement

Advertisement

Meclisin kadın vekilleri bu işi adamlara bırakmadan adım atmalı

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
14/09/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


“KINIYORUZ” AÇIKLAMALARI BANA ARTIK KÜFÜR GİBİ GELİYOR… HER KADIN CİNAYEYETİ ARDINDAN YA KINAMA VAR YA DA “ARTIK YETER BU SON OLSUN” FEVERANI… E TAMAM DA; NE YAPACAĞIZ?

MECLİSİN KADIN VEKİLLERİ BU İŞİ ADAMLARA BIRAKMADAN ADIM ATMALI… EV İÇİ ŞİDDET YASASI ÖNLEYİCİ BİR TEDBİRDİR… KINAMADAN DAHA FAZLA YAPILACAK İŞLER DE VARDIR…

Son bir ayda beş cinayet işlendi. Bu cinayetlerin ikisi doğrudan kadın cinayeti. Bir kadın ise cinayete teşebbüsten ağır yaralı kurtuldu. Son olarak 35 yaşındaki Rukiye Tuncer, Güzelyurt-Lefkoşa anayolunda eşi tarafından vahşice öldürüldü.

Bir ayda üç kadın ölümün kıyısına geldi. İkisini kaybettik. Birini ağır yaralı kurtarabildik. Bunlar yalnızca adli vaka değil. Bunlar yalnızca polis bültenlerine yazılacak rakamlar hiç değil.

Ortada doğrudan politik, hukuki ve yapısal bir sorun var.

Her cinayetin koşulları farklı olabilir. Her kadın cinayetini tek başına bir yasanın eksikliğine bağlamak kolaycılık olur. Ama kadınlar öldürülürken, onları koruyacak Ev İçi Şiddet Yasa Tasarısı’nın senelerdir Cumhuriyet Meclisi’nde beklemesini de tesadüf sayamayız.

Ceza Yasası kadın öldürüldükten sonra devreye giriyor. Bizim ihtiyacımız, kadın hayattayken devreye girecek bir sistem. Tehdit başladığında… Takip başladığında… İlk tokat atıldığında… Kadın “Öldürüleceğim” dediğinde Devletin o kadını duyacağı, koruyacağı ve şiddet uygulayan erkeği durduracağı bir sistem.

Hatta ihtiyacımız olan bu şiddet anlayışını küçük yaşta dönüştürecek bir sistem. Ev İçi Şiddet Yasası tam da bunun için gerekli. Acil koruma kararların daha etkin uygulanması… Şiddet uygulayan kişinin bir bütün olarak yaptıklarından sorumlu tutulması… Kadına, çocuğa onu koruyacak sisteme daha kolay erişmesinin sağlanması...

Tehdit altındaki kadın için gerçek bir risk değerlendirmesi yapılması... Kadın ve çocukların güvenliklerinin istikrarlı bir şekilde sağlanması… kadın ve çocukların ihtiyaçlarına yönelik doğru tespitlerin yapılması. Polis, savcılık, mahkeme ve Sosyal Hizmetler arasında zorunlu bir müdahale zinciri kurulması…

Bunların hiçbiri lüks değil. Hepsi yasa kapsamında ve uygulanması kolay... Bunların her biri yaşam hakkının parçası. Bu yasa bütün kadın cinayetlerini sıfırlamayabilir. Ancak bir kadına güvenli bir kapı açabilir. Bir polise zamanında müdahale yetkisi verebilir

Bir mahkemeye saldırganı uzaklaştırma ve cezalandırma imkânı sağlayabilir. Bir çocuğun annesini kaybetmesini önleyebilir. Tek bir kadının hayatını kurtaracaksa bile bu yasa daha fazla bekletilemez.

Cumhuriyet Meclisi bir an önce toplanmalı. Komite takvimi, siyasi hesaplar, nisap sorunu veya parti içi çekişmeler bahane edilmemeli. Tasarı görüşülmeli. Eksikleri giderilmeli. Bütçesi hazırlanmalı. Görevli kurumlar belirlenmeli. Uygulama takvimi açıklanmalı.

Çünkü yasayı geçirip rafta bırakmak da çözüm olmayacak. Uygulama süreci de var. Polisin yirmi dört saat risk değerlendirmesi yapacağı özel bir yapı öngörüyor yasa bu eğitimle ve zamanla olacak. Sosyal Hizmetler güçlendirilmeli. Sığınma evi gibi belediye destek hizmetleri arttırılmalı.

Savcılık yüksek risk taşıyan ve çocukları ilgilendiren dosyaları ayrı takip etmeli. Koruma kararlarının uygulanıp uygulanmadığı denetlenmeli. Uymayan da bu orantıda cezalandırılmalı. Şiddet başvurusu yapan kadın, karakoldan evine tek başına gönderilmemeli.

Hatta karakola çağrılmamalı... ona gidilmeli “Eşindir, barışırsınız” kolaycılığının bizi getirdiği nokta ortada… kadının burnundan kanı gözüyle görürken "şikayetci misiniz" zırvalıklarının sonucu ortada.

Kıbrıslı rahatlığıyla baş edeceğimiz bir sorun değil artık… kapatılan "küçük mesele"nin daha büyük bir dosya halinde polise döneceği aşikar. Sonuçları işte böyle ağır oluyor…

Çünkü kadın çoğu zaman isteyerek değil; korktuğu, özgüvenini kaybettiği, tehdit edildiği, ekonomik olarak bağımlı bırakıldığı veya onu bekleyenin daha iyi bir hayat olduğuna inanmayarak şikâyetini geri çekiyor.

Ayrılacak gücü olmadığına; çocuklarına yetecek gücü olmadığına çoktan inandırmıştır şiddet uygulayıcısı onu. En tehlikeli yer olan adamın yanı tek çare gibi geliyor ona. O çaresizlik içinde yaşamak zorunda kalıyor. Çoğu zaman da sonuç değişmiyor. Kadın cinayeti…

Kadın örgütlerine de önemli bir sorumluluk düşüyor. Elbette devletle kadın örgütlerinin sorumluluğu aynı değil. Asıl sorumluluk devlette ve siyasette. Kadın örgütleri yıllardır devletin yapmadığını yapıyor. Kadınlara kapı açıyor, ses oluyor, dosya takip ediyor.

Ancak artık birbirleriyle eylem, görünürlük veya öfke yarıştırma zamanı da değil. Tek masa kurulmalı. Tek talep ortaya konmalı. Ortak bir eylem takvimi hazırlanmalı. Meclis üzerindeki baskı sonuç alınana kadar sürmeli. Meclisteki kadın milletvekilleri seferber olmalı…

Bu ülkede devlet tarafından yalnız bırakılan, çare bulamayan ve sürekli şiddet gören kadınlar için var olan ortak mücadele hattı güçlenmeli. Hangi örgütün açıklamasının daha sert olduğu değil, kaç kadının hayatta tutulabildiği önemli.

Hangi örgütün pankartının önde durduğu değil, Meclis’in o yasayı ne zaman geçireceği önemli. Son bir ayın rakamları önümüzde. Beş cinayet… İki kadın cinayeti… Bir cinayete teşebbüs… Daha ne olması bekleniyor? Bir kadının daha öldürülmesi mi? Bir çocuğun daha annesiz kalması mı?

Cumhuriyet Meclisi hemen toplanmalı. Ev İçi Şiddet Yasası geçirilmeli. Adını mı beğenmediniz? Neyse ne… Uygulama için bütçe, personel ve denetim mekanizması oluşturulmalı. Kadın örgütleri yasanın eğitim ve denetim kısmında olmalı.

Çünkü bir sonraki kadın cinayetinden sonra hiç kimse “Bilmiyorduk” diyemez. Biliyoruz. Görüyoruz. Rakamlar önümüzde. Kadınlar yardım bekliyor. Meclis bekliyor. Devlet bekliyor. Şiddet uygulayan erkekler ise beklemiyor.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.