Siyaset, kendi eliyle ve adil bir yöntemle seçmediği gençleri geçici öğretmen yapıyor
24/06/2026
Hüseyin Ekmekci
SİYASET, KENDİ ELİYLE VE ADİL BİR YÖNTEMLE SEÇMEDİĞİ GENÇLERİ GEÇİCİ ÖĞRETMEN YAPIYOR; SONRA O ADALETSİZ SEÇİLEN GENÇLERİ ÖĞRTMEN KADROSUNA ALMAYA ÇALIŞIYOR. GEÇİCİ ÖĞRETMEN, GEÇİCİ ÖĞRETMENDİR... ÖĞRETMENDİR, AMA GEÇİCİDİR...
BENİ LİNÇ ETSENİZ DE BU GERÇEK DEĞİŞMEZ. BU ADA, ONYILLARDIR İLKOKUL ÖĞRETMENLERİNİ ATATÜRK ÖĞRETMEN AKADEMİSİ’Nİ SINAVLA KAZANAN GENÇLERLE YETİŞTİRİYOR. ÜSTELİK ÇOK İYİ ÖĞRETMEN YETİŞTİRİYOR. SUYU MU ÇIKTI?
İLGİLİ YASA, PARTİZANCA SEÇİLEN GEÇİCİ ÖĞRETMENLERİN, BİR ŞEKİLDE AKADEMİYİ DOLANARAK, AMA AKADEMİNİN DİPLOMALARI KULLANILARAK ÖĞRETMEN YAPILMALARINI AMAÇLADI. GENÇLERİMİZ YETERSİZDİR DEMİYORUM. AMA SİSTEM DOĞRU DEĞİLDİR…
Atatürk Öğretmen Akademisi son günlerde yeniden siyasetin gündeminde. Ne yazık ki konu eğitimin kalitesini yükseltmek, öğretmen yetiştirme modelini güçlendirmek ya da çocuklarımızın geleceğini daha iyi planlamak değil
Demagoji yapmıyorum. Kıbrıs Türk toplumunun mücadele tarihinde öğretmenlerin yeri ayrıdır. Bu toplumun örgütlenmesinde, eğitim seviyesinin yükselmesinde, kültürel kimliğinin korunmasında ve geleceğe taşınmasında öğretmenlerin emeği tartışılmazdır.
Bugünkü adı Atatürk Öğretmen Akademisi olabilir. Daha önce Atatürk Öğretmen Koleji idi. Ama isimden bağımsız olarak orada oluşan bir ruh vardı. O ruh; Kıbrıs Türk toplumunun bu adadaki varlığını koruma iradesiydi
O ruh; köy köy dolaşıp eğitim veren öğretmenlerin emeği. O ruh; tiyatro kuran, spor kulübü kuran, çocukları üniversiteye hazırlayan, köylüye tarımı anlatan öğretmenlerin mirası. Ben bunu yaşayan kuşağın içinden geliyorum.
Köylerde bir odada birden fazla sınıfı aynı anda okutan öğretmenleri gördük. Ders bitince başarılı öğrencileri ayrıca çalıştırıp doktor, mühendis olmaları için teşvik eden öğretmenleri gördük. Futbol kulübünü kuran da, kültür sanat faaliyetlerini örgütleyen de öğretmendi.
Atatürk Öğretmen Akademisi'nin ruhu tam da budur. Ve ne ilginçtir ki siyaset, yıllardır bu ruhtan rahatsız olmuştur. Bugün sistem aslında son derece nettir. Gençler sınavla Akademi'ye girer. Dört yıl boyunca yoğun bir eğitim alır. Sınıf öğretmeni olmak için hazırlanır.
İngilizce ve beden eğitimi gibi alanlarda uzmanlaşanlar da aynı disiplin içerisinde yetişir. Akademi'nin eğitim kadrosuna bakın. Profesörler, doçentler, alanında uzman eğitimciler yıllardır bu yapının ayakta kalması için emek veriyor.
Peki şimdi ne yapılmak isteniyor? Akademi'nin dışındaki farklı fakültelerden mezun olanlara, belirli süre öğretmenlik yapmış olmaları halinde, seviye tespit sınavı üzerinden öğretmenlik yolunun açılması planlanıyor.
Neden? Çünkü, Yüksek Mahkeme kararı ile, geçici öğretmen olarak görev yapanların, 36 ay sonunda daimi kadroya alınmaları yönündeki uygulamayı iptal etti. Siyaset de, bu gençlerin kadroya alınmaları için yasal bir değişiklik peşinde.
Yani Akademi öğretmen yetiştiren kurum olmaktan çıkarılıp, siyasetin “sen geçici öğretmenlik yap” dediklerine, diploma veren bir kuruma dönüştürülmek isteniyor. Sorun tam da burada başlıyor. Çünkü mesele sadece diploma değildir
Geçici öğretmen bir ihtiyaç. Ama geçici öğretmen, geçici öğretmendir. Ortada bir mağduriyet varsa, bu siyasetin yarattığı beklenti nedeniyledir. Adaletsiz başlayan “sen geçici ol” sürecinin sonucudur. İçim kan ağlasa da, çok sayıda genç kendini “mağdur” olarak görse de, içimden geçen bunlar…
Bu tartışmanın arka planında başka bir gerçek daha var. Yıllardır geçici öğretmenlik sistemi üzerinden siyaset ciddi bir alan oluşturdu. Parti örgütlerinden gelen taleplerle geçici istihdamlar yapıldı. Mahkemeye taşınan süreçlerin ardından Yüksek Mahkeme çok net bir karar ortaya koydu.
Öğretmen yetiştirmenin kuralları vardır. Öğretmenliğin standartları vardır. Bu standartlar siyasi ihtiyaçlara göre değiştirilemez. İşte tam bu noktada yeni formüller üretildi. Süreler değiştirildi. Şartlar yeniden düzenlendi.
Yeni geçiş yolları oluşturuldu. Ancak bütün bu çabaların ortak sonucu aynı yere çıkıyor: Atatürk Öğretmen Akademisi'nin temel yapısının aşındırılması. Ben burada kimsenin yeterliliğini ya da yetersizliğini tartışmıyorum. Elbette 36 ay öğretmenlik yapan biri yeterlidir…
Elbette çok başarılı çocuklarımız vardır okullarda… Elbette öğretmenlik yapabilecek çok değerli gençler var. Ancak bunun yolu sistemi bozmak değil. Bunun yolu öğretmen yetiştirme standartlarını aşağı çekmek değil. Bunun yolu dört yıllık eğitimi bir kenara bırakıp kısa yollar üretmek hiç değil.
Eğer ülkede öğretmen açığı varsa planlama yapılır. Eğer branş ihtiyacı varsa Akademi güçlendirilir. Eğer çağın gerekleri değişmişse programlar güncellenir. Ama bir kurumun ruhu bozulmaz.
Bugün orta eğitimde yaşanan sorunlara bakın. Disiplin sorunları ortada. Başarı düzeyi ortada. Eğitim sisteminin yaşadığı sıkıntılar ortada. Bütün bunlar çözülmüş gibi dönüp dolaşıp Atatürk Öğretmen Akademisi'nin yapısıyla oynamanın izahı yoktur.
Kıbrıs Türk halkı yıllardır kendi öğretmenini kendi yetiştirdi. Bu model kusursuz olmayabilir. Ama bugüne kadar ayakta kalmayı başardı. Çünkü temelinde bir gelenek, bir kültür ve bir aidiyet duygusu vardı. Bozmayın… Gençleri de siyasete alet etmeyin… Adı üzerinde, “geçici öğretmen…”
Bu nedenle “cürümüm ne kadarsa” çağrım nettir. Atatürk Öğretmen Akademisi'nin ruhuna dokunmayın. Siyasi ihtiyaçlar gelip geçicidir. Partiler gelir gider. Bakanlar değişir. Hükümetler değişir. Ama akademi ve ruhu kalıcıdır...
- Isıtıp Isıtıp aynı şeyler önümüze konuyor
- Zehirleniyoruz
- Güngör Katı Atık Merkezi Çöktü
- İp üstünde yürür gibi ilerliyor
- Haber Kıbrıs 16 yaşında…
- Vatandaş ülkeyi sevmesin diye; Emekliliğine iki ay kalan adam müdür yapılıyor
- Hem piyasa kaybetti; hem kamu gelirleri azaldı
- Yetersiz kalan kamu hizmetlerinin yerine vatandaş özelden hizmet alıyor
- Siyaset eliyle komisyon işlevsiz hale getiriliyor
- Ülke ülke öğrenci kaybediyoruz, üniversiteler yalnız bırakıldı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız
















































































































































