Advertisement

Advertisement

Denetim yapmayanı, yıkım kararını uygulamayanı evine gönder, bu mu adalet?

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
21/01/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


ADALET YERİNİ BULANA KADAR BU MÜCADELE BİTMEYECEK. TÜRKİYE’DE İÇ HUKUK YOLU TÜKENİR TÜKENMEZ, ADRES BELLİ: AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ… BU; ACILI AİLELERİN EN DOĞAL HAKKI

BİNANIN SAHİBİNİ AZ SÜRE DE OLSA HAPSE GÖNDEREN MAHKEME, ONA İZİN VERENİ, YETKİSİNİ KÖTÜYE KULLANANI, DENETİM YAPMAYANI, YIKIM KARARINI UYGULAMAYANI EVİNE GÖNDERİYOR. BU MU ADALET?

Adıyaman’daki mahkeme hepimiz için tam bir felaketti. Ama bu felaket sadece verilen karardan ibaret değil. Asıl yıkım, mahkeme heyetinin tavrında, duruşunda, yüzündeki soğuklukta ve adalete olan mesafesindeydi. Hukuk adına daha ağır olan da buydu. Karar kadar, kararın nasıl verildiğiydi can yakan.

Kimse yargıçlardan empati yapmalarını istemedi. Kimse gözyaşı dökmelerini beklemedi. Beklenen tek şey vardı: Haklıdan yana karar vermeleri. Ama o salonda haklıyı arayan olmadı. Adıyaman’dan ayrılırken hepimiz şunu hissettik: Adalet sadece gecikmedi, bilinçli şekilde yok sayıldı.

Peşi sıra yapılan hatalar zerre kadar önemsenmedi. Bir binayı çürük yapanlara 20 yıl ceza veren yargı, o binanın yapılmasına izin verenlere dokunulmazlık zırhı ördü. Sorumluluk zincirinin en kritik halkası bilerek koparıldı. İzin verenler aklandı, imza atanlar korundu.

“10 yıl ceza verdiler” diyorlar. Hayır, ceza falan vermediler. Suya yazı yazdılar. Hiçbir tutuklama yok. Hiçbir caydırıcılık yok. Üstelik benzer suçları işleyen üç kişi için beraat kararı çıktı. Tavır netti. Çok netti. “Adalet aramayın. Ülkenize dönün.”

Şimdi önümüzde yeni bir adalet kavgası var. Türkiye’de iç hukuk yolları bir bir tükeniyor. Hatta dramatik biçimde tükeniyor. Buna rağmen aileler hâlâ bu sistemin içinde adalet aramaya çalışıyor. Adıyaman’daki alt mahkemenin verdiği bu kararların Gaziantep’teki üst mahkemede bozulmasını bekliyoruz.

Ama bir durup düşünelim. Bu mücadeleyi veren aileler hangi güçle ayakta duruyor? Hangi motivasyonla her duruşmaya giriyorlar? Çocuklarını toprağa vermiş anneler, eşini kaybetmiş kadınlar, evladını yitirmiş babalar… Mücadeleden vazgeçmelerini mi bekliyorsunuz?

Gerçek şu ki, geriye bir tek adres kalıyor: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi. Ve bu, ailelerin en doğal hakkıdır. Buna rağmen hâlâ “Türkiye’de adalet karar verdi, bunu eleştirmek devlete saygısızlıktır” diyenler var. Buna gerçekten üzülüyorum. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi vatandaşları arasında dahi on binlerce insan AİHM’e başvurmuştur.

Adıyaman’da 35 Kıbrıslı Türk’ü kaybettik. Ve bu insanlara başka bir yol bırakılmıyor. Ya üst mahkeme bu utancı bozacak bir karar verecek, ya da iç hukuk yolu tükenir tükenmez aileler AİHM’in kapısını çalacak. Bu bir inat değil. Bu bir siyaset değil. Bu bir hesaplaşma da değil. Bu bir söz meselesidir.

Anneler, babalar, acılı eşler sürecin başından beri ne diyor? “Meleklere sözümüz var.” Şampiyon Meleklerimize verilen sözün adı bellidir: Adalet. Adaletten başka hiçbir şey bu borcu ödemez. Kayıplar geri gelmeyecek, bunu herkes biliyor. Ama adalet yerini bulmazsa bu acı da hiç dinmeyecek.

“Yanınızdayız” demek yetmiyor. Görevimiz belli: Yanlarında durmak, omuz vermek, maddi ve manevi ne gerekiyorsa yapmak. Sonuna kadar. Görünen o ki bu mücadelenin yolu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne çıkıyor. Türkiye’de iç hukuk yolu tükenir tükenmez, yeni bir sayfa açılacak. Ve biz o sayfada da ailelerin yanında olacağız.

Bunu bir kez daha, büyük puntolarla yazmak zorundayız: SONUNA KADAR BU ADALET MÜCADELESİNİN YANINDAYIZ. Çünkü meleklere verilmiş bir sözümüz var:

Adalet.

Adalet.

Adalet.

Adalet yerini bulsun, o an dünya dursun.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.