Rasyonel olma zamanı gelmedi mi? Biz bu kadar mahkumu niye besliyoruz?
02/04/2026
Hüseyin Ekmekci
SİYASETEN MAHKUM SAYISINI, EKONOMİK OLARAK MAHKUMLARA HARCANAN PARAYI KONUŞUYORUZ DA; RASYONEL OLMA ZAMANI GELMEDİ Mİ? BİZ BU KADAR MAHKUMU NİYE BESLİYORUZ?
YEMEK FATURASINI MAHKUMLARA FATURA EDEN ÜLKELER DE VAR, DİREKT DEPORT UYGULAYAN DA… SUÇ İŞLEMENİN BU KADAR KOLAY OLDUĞU ÜLKEMİZDE RADİKAL ADIMLAR ATMAK ŞART OLDU… YAZIMI YAZMAYA KARAR VERDİĞİMDE 910 MAHKUM VARDI; BİTİRDİĞİMDE 918… BU SABAH ALLAH BİLİR KAÇ…
KTAMS Başkanı Güven Bengihan, maliyenin giderlerini azaltacağı olaylara örnek verirken konuyu cezaevine getirdi. Maliye Bakanlığı’nın “sorumsuzca” bir ihale yaptığını ve mahkum başına 64 bin 500 TL her ay yemek gideri olduğunu söyledi. Bu da mahkum başına her gün 2 bin 150 TL, öğün başına 715 TL demek…
Girenler, çıkanlar, nöbetteki gardiyanlar falan derken… Her ay ortalama 1000 kişi cezaevinin yemek ihalesinden faydalanıyor. Bu da her ay 64 milyon 500 bin TL demek. 64 milyon 500 bin TL… Bu ülke her ay vuran, kıran, döken, kurşun sıkan, uyuşturucu satanlara harcıyor bu parayı…
Haliyle merak ettim. Sabah saatlerinde tanıdığım bir gardiyan arkadaşa sordum. “Hali hazırda kaç mahkum var?” 910… dedi… Sonra bir başka gardiyan arkadaşla konuştum, yazıyı yazmak için. “Abi 914” dedi. Akşam saatlerinde de aradı, “Abi şimdi de 918 olduk” dedi.
Eski cezaevi… Yeni cezaevi… Kadınlar… Çocuklar… Hükümlü tutuklular… Hükümsüz tutuklular derken… Arkadaşlar farkında mısınız? Bir taraftan “kamudaki para maaşlara yetmiyor” diyoruz, diğer taraftan alınmayan tedbirler, görünmeyen alanlar derken… Hale bak…
Yazıyı kaleme aldığımda durum neydi? Toplam mahkum sayısı 914. 59’u kadın, 35’i çocuk. 181 kişi eski cezaevinde tutuluyor. 639 mahkum yeni cezaevinde erkek koğuşlarında. Devlet her bir mahkum için aylık 64 bin 500 TL yemek ücreti ödüyor.
Evet, yanlış okumadınız. Sadece yemek. Elektrik, güvenlik, personel, sağlık yok. Sadece yemek gideri. Gardiyan sayısı sürekli yetersiz ve gardiyan istihdamı talep ediliyor. Bu rakam KKTC gibi küçük bir ülke için devasa. Ve bu rakam artık sorgulanmak zorunda.
Basit bir hesap yapalım. 914 mahkum çarpı 64 bin 500 TL. Ortaya çıkan rakam: 58 milyon 953 bin TL. Yani cezaevlerine sadece yemek için. Mahkum sayısı hiç artmasa bile her ay yaklaşık 60 milyon TL ödüyoruz. Sadece yemek için.
Bir de yıllık tabloya bakalım. 58 milyon 953 bin TL çarpı 12 ay. Ortaya çıkan rakam 707 milyon 436 bin TL. Yani yıllık 707 milyon TL. Ki aylık ortalama bin kişi, 65 milyona yakın bir kaynak… 780 milyon TL, kabaca… Bu rakam küçük bir bakanlık bütçesi demek. Üstelik sadece yemek gideri.
Günlük tablo daha da çarpıcı. Öyle yapalım hesabı ki olayın dehşeti daha çok ortaya çıksın… Aylık 58 milyon 953 bin TL. Günlük yaklaşık 1 milyon 965 bin TL. Her gün neredeyse 2 milyon TL. Cezaevlerinde sadece yemek için. Bu tablo sürdürülebilir mi?
Bir mahkumun aylık maliyeti, asgari ücretle bir ay mesai gözetmeksizin çalışan asgari ücretlinin maaşından 12 bin TL fazla… Günlük yemek maliyeti yaklaşık 2 bin 150 TL. KKTC o kadar zengin bir ülke mi? Borçla maaş ödeyen bir yapı. Borçlanarak ayakta duran bir ekonomi.
Bu tablo sadece maliyet meselesi değil. Bu aynı zamanda bir yönetim meselesi. İhale sistemi mi sorgulanmalı? Yoksa neden bu kadar çok suçlu olduğu mu? Planlama yok… Denetim yok… Yargının da artık yabancı suçlularla ilgili bazı durumlarda direkt deport kararı vermesi şart.
Bu ne yahu? Yakala… Yatır… Aylarca yargılanmasını bekle… Yedir, içir, başına gardiyan dik… Sonra zaten deport… Hoş, bir o kadar da pasaportunu alıp sokağa saldığımız var. Nereden tutsak elimizde kalıyor… Radikal olmalı, bu ve benzer alanlarda daha pratik kararlar alabilmeliyiz.
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































