Dipteyiz, farkında değiliz...
27/04/2026
Hüseyin Ekmekci
KİMSE KİMSEYİ SEVMİYOR. ÖNCELİKLERİMİZ ÜLKENİN KALKINMASI DEĞİL, STATÜKOYU KORUMA
GELECEĞİMİZİ ŞEKİLLENDİRECEK MOTİVASYONU YAKALAYAMADIK… DİPTEYİZ, FARKINDA DEĞİLİZ
Dünya aya, biz yaya… aynen de öyle. Günlerdir, uğraşmamız gereken konuların dışında, nasıl bir gündemle meşgul olduğumuzun farkında mısınız? Şu kaşık kadar adada, kimse kimseyi sevmiyor, ama ülkeyi yönetmekle görevli olanlar da memleketi sevmiyor. Yaşayarak öğreniyoruz
Kim ne derse desin, hangi siyasi görüşten olursak olalım, dayanışmamız gereken konular var. Bir birimize saygı duyup, odaklanmamız gereken değişim, gelişim, çağı yakalama, gerçekçi reformlar ve devamında toplumsal kalkınma gibi önceliklerimiz olmalı.
Toplumun dinamikleri yerinden oynuyor. Nüfus yapısı ile birlikte değer yargıları da değişiyor. Arif Hasan Tahsin, “Coğrafya tarihi yener” demişti… Oysa şimdi, coğrafyamız, tarihin dayattıkları ile, şeklen değişmese de ruhen değişiyor. “Gelen kalana benzer” demişti Arif hoca, şimdi eski nezaketimizi mumla arıyoruz
Akıl tutulması var. Bir ülke düşünün ki, nezaketi, çağdaşlığı, değişimi kovalaması, hukuk sistemi, eğitim sistemi ile bölge ülkelerin ibretle baktığı bir yerden, alt yapısı çökmüş, kamusu çökmüş, eğitim sisteminin vasıfsız gençler yetiştirdiği, nezaketini yitirmiş, kendi insanının bile koşarak kaçtığı bir coğrafyaya evrildik
Maalesef içinde bulunduğumuz durum budur. Peki ne yapacağız? İşte, kavgadan, gürültüden, birbirimizin gözünü oymadan başımızı kaldırıp, geleceği şekillendirecek bir motivasyona bir türlü ulaşamadık. Bu da bizim ayıbımız olsun. Yaşadıklarımız aslında, kendi hazırladığımız bir son
Bu son, yeni bir dünyanın başlangıcı aslında. Ya buradan, nezaketimize, gelişim- değişim, eğitim, çağdaş hukuk devletine geri döneceğiz, ya da 3-4 yıl sonra buraya dönüp baktığımızda pişman olacağız, tanımayacağız. Tercih bizim, hak ettiğimiz hayatı yaşayacağız
Dikkat edin. Bugün verdiğimiz hiçbir kavga, geleceği kurtarmak için değildir. Bunun için kavga verdiğini söyleyenler de kullandıkları argümanlarla aslında Kıbrıs Türkü’nü kaybedeceği bir kavgaya sürüklüyorlar. Bu gerçeği görmemiz ve doğru zemine evrilmemiz gerekiyor
Nedir o doğru zemin? Sayalım mı? Üreten, istihdam yaratan, vergi veren bir özel sektör. Alt yapı hizmeti gelişen, nitelikli hizmet veren bir kamu… çağdaş bir eğitim sistemi, gelişmiş bir sağlık sistemi. Mutlu insanlardan oluşan bir ülke, kavgayı bırakarak değerlerine sahip çıkan bir toplum… Aksi felaket
Sürekli olarak herkes ya küfür yeyen, ya küfür eden tarafta. Ya dayak yiyen, ya dayak atan tarafta. Ya mağdur, ya suçlu. Kavga ve savaş bu topluma atalardan yadigar. İş bir araya gelip, kollektif bir çalışma ortaya koymaya geldi mi, kimse yok, statükoyu korumaya geldi mi, bir arada…
Bu yazı da “sevelim sevilelim” yazısı değildir. Çağdaş yaşamanın, ülke olmanın, toprak parçasını vatan yapmanın gerekleri vardır. Biz o gerekleri yerine getirme seçeneğini değil, rahat yaşama seçeneğini yeğledik. Şimdi bu bozuk yapıda insanca yaşama talep ediyoruz.
Olmayacak. Bunun için bir bedel ödememiz gerek, alışkanlıklarımızdan vazgeçmek gerek, dayanışmamız gerek, üretmemiz, daha çok çalışmamız, kaynaklarımızı emen statükodan kurtulmamız gerekiyor. Buna hazır mıyız? Hazır olmadığımızı her aşamada gösteriyoruz
- Seçmenin öfkesinin arkasına saklanmak kimseye bir şey kazandırmaz
- 20 Temmuz'u doğru okumak zorundayız
- Çocukları koruyan bir sistem maalesef kurulamadı
- Çocuk İzlem Merkezi Yasası on dört yıldır rafta bekliyor
- Polise Giden Birçok Yabancı Hakkını Arayamıyor
- Suda yaptığımız hataları yapmayalım yeter
- Bu ülkede suç işlemek neden bu kadar kolay
- Küçük esnaf batarken sektörler de tehdit altında...
- Gençler adalet istiyor, fırsat eşitliği istiyorKONTROLSÜZ NÜFUS ARTIŞI… PLANSIZ VERİLEN VATANDAŞLIKLAR… ARTAN SUÇ ORANLARI… BOZULAN SOSYAL YAPI… GENÇLERİN AİDİYET DUYGUSU HER GEÇEN GÜN BİRAZ DAHA YARA ALIYOR. GENÇLER ADALET İSTİYOR. FIRSAT EŞİTLİĞİ İSTİYOR. GELECEK İSTİYOR. ŞU AN EN BÜYÜK KAYIP, GENÇLERİN BU ÜLKEDE KALIP DA ARTIK O ÜLKEYE İNANMAMASI. ÇÜNKÜ BİR ÜLKEYİ CANIN KADAR SEVMEK DE TEK BAŞINA YETMİYOR Kıbrıslı Türk genç olmak zor… Hem de çok zor. Bugünün gençleri, kendilerinin yaratmadığı sorunların bedelini ödüyor. Yılların biriktirdiği çözümsüzlük… Dünyanın uyguladığı izolasyon… Ekonomik çıkmazlar… Plansızlık… Ve en kötüsü de umutsuzluk… Hepsi bugünün gençlerinin omuzlarında. Bir tarafta enflasyon… Diğer tarafta dövizin altında ezilen hayatlar… Kira sterlin… Ev fiyatı sterlin… Eğitim pahalı… Yaşam pahalı… Gelir ise bu yarışın çok gerisinde. Ailesinden destek alamayan bir gencin bugün kendi ayakları üzerinde durması neredeyse imkânsız hale geldi. Bir ev sahibi olmak artık hayal… Kendi işini kurmak büyük cesaret… Ertelenen hayaller… “Gelmeyin bu memlekete” tavsiyeleri arasında karışan kafalar… Gelecek planı yapmak ne mümkün… Kendi ülkesinde adeta yabancı gibi yaşayan Onbinler… Üstelik mesele sadece ekonomi değil. Kıbrıslı Türk gençleri dünyadaki yaşıtları gibi özgür hareket edemiyor. Doğrudan uçuş hakkı yok. Uluslararası alanda önü kapalı. Kimi fırsatlara ulaşmak için hep daha fazla mücadele etmek zorunda. Bu sorunları bugünün gençleri yaratmadı. Ama bedelini en ağır onlar ödüyor. Kendi ülkesinde de tablo kolay değil. Kontrolsüz nüfus artışı… Plansız verilen vatandaşlıklar… Artan suç oranları Bozulan sosyal yapı… Gençlerin aidiyet duygusu her geçen gün biraz daha yara alıyor. Bir de liyakat meselesi var… Çalışmanın, üretmenin, başarının önüne parti ilişkileri geçerse; gençler bu ülkeye nasıl inanacak? “Okuyun, çalışın, kendinizi geliştirin” dediğimiz gençler, karşılarında adil bir sistem bulamazsa ne yapacak? Bugünün gençleri devraldıkları sorunları çözmeyi bırakın, o sorunların ağırlığı altında eziliyor. Devletin ise gençlere yönelik gerçekçi ve sürdürülebilir bir politikası yok. Genç istihdamını artıracak… İlk evini almasını kolaylaştıracak… Kendi köyünde tarım yapmasını, hayvancılık yapmasını, üretime katılmasını sağlayacak modeller yaratılmalıydı. Tarım Lisesi gibi, daha bilinçli, toprağıma, köyüne sahip çıkacak gençleri yetiştirmek, devamında yatırım yapmalarını teşvik edecek bir sistem için hiç kafa yorulmadı Bu ülkenin gençleri sadece iş istemiyor. Partizanlığın ve adam kayırmanın, partili olmanın en büyük istihdam kapısı olduğu bu ülkede… Adalet istiyor. Fırsat eşitliği istiyor. Gelecek istiyor. Şu an en büyük kayıp, gençlerinin kalıp da artık o ülkeye inanmamasıdır
- Konut piyasası büyüyor ama ülkenin gençleri ev alamıyor
- TÜM YAZILARI için tıklayınız












































































































































