Mağusa’da apartmandan düşen 2.5 yaşındaki Afrika kökenli Emanuel öldü…
24/03/2026
Hüseyin Ekmekci
MAĞUSA’DA APARTMANDAN DÜŞEN 2.5 YAŞINDAKİ AFRİKA KÖKENLİ EMANUEL ÖLDÜ… ANNE ADADA 7 SENEDİR KAÇAK OLDUĞU İÇİN TUTUKLU… BİR ÇOCUĞU KORUYAMADIK…
MAALESEF BU ÜLKEDE AFRİKA KÖKENLİ HERKES SUÇLU MUAMELESİ GÖRÜYOR… DERTLERİNİ DİNLEYEN YOK… BU ÇAĞDA İNSAN SÖMÜRÜSÜ DEVAM EDİYOR…
İçinde yaşadığımız coğrafyada bazı hikâyeler vardır ki, sadece bir haber değildir… Aynı zamanda bir aynadır. Bize kendimizi gösterir. Maalesef bu kez o aynada gördüğümüz tablo pek de iç açıcı değil. Mağusa’da 2 yaşındaki Emanuel… 12,5 metrelik bir yükseklikten düşerek hayatını kaybetti.
Hastaneye kaldırıldı, bir süre yaşam mücadelesi verdi ama kurtarılamadı. Bir çocuğun hayatı, birkaç cümleyle anlatılabilecek kadar “küçük” değildir aslında. Ama biz çoğu zaman böyle geçiyoruz üzerinden… Oysa bu bir sonuç. Asıl mesele, bu sonuca nasıl gelindiği.
Gazetecilik refleksiyle biraz geriye gittiğinizde tablo ağırlaşıyor. Emanuel’in annesi 2019’dan bu yana bu ülkede “kaçak” yaşıyor. Yedi yıl… Bu ülkede yaşamış, bir şekilde hayata tutunmuş, hatta bir çocuk dünyaya getirmiş.
Bu çocuk dünyaya gelirken anne ülkede en az 5 yıllık kaçak. Nerde doğurmuş, nasıl doğurmuş? Kayıt yok mu? Demek ki sistemin bir yerlerinde bu insanı görmezden gelen, yok sayan bir düzen var. Ta ki bir denetime kadar…
Anne, yaklaşık iki hafta önce yapılan kontrollerde “kaçak” olduğu gerekçesiyle tutuklanıyor ve deport edilmek üzere beklemeye alınıyor. Anne yok. Çocuk babayla kalıyor. Ve o süreçte, babanın gözetimindeyken Emanuel apartmandan düşerek hayatını kaybediyor.
Şimdi durup sormamız gereken sorular var. Bu ülkede insanlar gerçekten eşit mi? Yasalar, tüzükler herkese aynı şekilde mi uygulanıyor? Daha da önemlisi, bu ülkede yaşayan her çocuğun güvenliğinden kim sorumlu?
Çünkü mesele sadece “kaçak yaşam” meselesi değil. Evet, düzensiz yaşam bir sorundur. Ama bu sorunu yönetememek, görmezden gelmek ve sonra sadece cezalandırmak daha büyük bir sorundur. Özellikle de bunun bedelini çocuklar ödüyorsa…
Bu ülkedeki “yabancı” her vatandaşın ciddi mağduriyetleri var. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları “en azından” dilini konuşuyor, derdini anlatabiliyor, Burada bulunan Türkiye Cumhuriyeti büyükelçiliğine gidebiliyor.
En kötü durumda Afrika kökenli yabancılar. Afrika kökenli insanlar için aynı şey geçerli değil. Çoğu zaman görünmezler. Sesi duyulmayan, derdini anlatamayan bir topluluk… Emanuel’in hikâyesi de tam olarak bu görünmezliğin içinden çıkıyor.
Derdini anlatamayan, parasını kaybeden, insan kaçakçılarının, uluslararası kara para şebekelerinin eline düşen çokça Afrikalı var. Ve biz, tamamına bu ülkede, “kötü” muamele ediyoruz. Tamamına potansiyel suçlu, kaçak muamelesi yapıyoruz…
Peki Sosyal Hizmetler nerede? Böyle bir durumda devreye girmesi gerekmez mi? Anne tutuklanmış, çocuk babaya bırakılmış… Bu çocuğun yaşam koşulları, güvenliği, psikolojik durumu hiç mi sorgulanmadı?
Bu toprak parçası üzerinde yaşayan her çocuktan bu devlet sorumludur. Annesinin statüsü ne olursa olsun, babasının durumu ne olursa olsun… Çocuk korunmak zorundadır. Burada ciddi bir ihmal var, insan hakları örgütleri de derhal devrede olmalı
Anneyi tutuklamak kolay. “Kaçaksın” deyip sistem dışına itmek kolay. Ama o çocuğun ne olacağını düşünmemek… İşte asıl sorun burada başlıyor. Büyük bir ihmalin bedelini 2.5 yaşında bir çocuk canıyla ödedi. Bu da bize dert olsun
Emanuel’in ölümü bir “kaza” olarak geçiştirilemez. Bu bir ihmal zinciri. Bu bir sistem sorunu. Ve bu, bu ülkenin yüzleşmesi gereken acı bir gerçek. Belki de artık şunu sormanın zamanı geldi: Bu ülkede gerçekten herkes eşit mi, yoksa bazı hayatlar daha mı değersiz?
Öğrenci ve yabancı işçi konusunda talepkar olduğumuz kadar, insan hakları ve özgürlükler konusunda da gelişmemiz gerekiyor. Dilimizi bilmeyen, dillerinde de anlaşmak istemediğimiz o kadar çok insan mağdur ki?
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































