Advertisement

Advertisement

Vatandaş bile bile boş vaatlerin peşinden koşuyor…

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
08/05/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


DEVLETİN VERMESİ GEREKEN HİZMET; YETKİYİ ELİNDE TUTAN BAKAN YA DA BÜROKRATIN LÜTFU HALİNE GETİRİLDİ… VATANDAŞIN İŞİ HEP EKSİK… NEDEN? GÜNER MÜKELLEF HOCAMIN TESPİTİ MÜTHİŞ; İŞİ BİTEN VATANDAŞ SİYASETEN DE ÖZGÜRLEŞMESİN DİYE

TESPİT TAMAM AMA, VATANDAŞ DA BİLE BİLE BOŞ VAATLERİN PEŞİNDEN KOŞUYOR… GÖREVİ HİZMET OLAN SİYASETÇİ İSE KENDİNİ MEMLEKETİN SAHİBİ ZANNEDİYOR… NE AŞAĞILAYICI BİR DÜZEN…

Bu yapıda, ülke insanının hak etmediğini kamudan alma gayreti olduğu sürece, iki yakamız bir araya gelmeyecek. Dünyada kaç ülke var ki, yığınla insan, hak etmediğini, hakkı olmayanı kamudan söke söke alsın. Alınan da kamudan diyoruz ama, hepimizin geleceği, hepimizin hakkı

Seçimlerle birlikte yeni bir dönem diyoruz. İnsanlar değişince dönem de değişmiyor. Kafalar değişecek mi? Önceliklerimiz? Beklentilerimiz? Hak edenin hak ettiği gibi yaşadığı bir düzene inanacak mıyız toplum olarak? Yoksa? Peki ne kaldı çocuklarımıza bir bakar mısınız?

Ne bıraktık geleceğe? Adalet arayan yığınla mağdur... Hak ettiğini alamayan yığınla liyakat sahibi memleket sevdalısı... Sosyal adaleti de, liyakati de öldürdükten sonra ne kalır geriye? Kocaman bir enkaz... Popülizmin esir aldığı bir dönemdeyiz.

Üzülerek görmekteyim ki, en az iktidar kadar, muhalefet de popülizm batağında. "Muhalefeti ne eleştirin iktidar varken" diyorlar... E testi kırılmadan, çok geç olmadan herkesin doğru zemine gelmesi en büyük beklentim

Güner Mükellef hocam dedi ki: Bu ülkede yıllardır işleyen bir düzen var. Adına sistem diyoruz ama aslında bu düzenin temel amacı vatandaşın işini çözmek değil; işini sürekli eksik bırakmak. Çünkü işi tamamlanan insan özgürleşir. Ama işi yarım bırakılan insan bağımlı hâle gelir.

Terfisini bekleyen memur… T izni için kapı aşındıran çalışan… İstihdam umuduyla siyasetçinin peşinde dolaşan genç… Kalkınma Bankası’ndan ya da kamu bankalarından kredi almak için referans arayan esnaf… İhale bekleyen iş insanı… Üst kademe atama sırası kollayan bürokrat… Arsa tahsisi, arazi kiralaması ya da izin bekleyen vatandaş…

Harika tespitler değil mi? Ülkede kamusal alanın önemli bir kısmı, ne yazık ki liyakatla değil; ilişki ağıyla yönetiliyor. Hak edenin hakkını zamanında ve adil şekilde alabildiği bir düzen kurulmadığı için insanlar da sisteme güvenmiyor. Güvenmeyince kurala değil, bağlantıya yatırım yapıyor.

Çünkü görüyor ki çoğu zaman çalışmak yetmiyor; birilerini tanımak gerekiyor. İşte siyasetin en tehlikeli alanı tam da burada başlıyor. Siyasetçi vatandaşın hakkını teslim eden kişi olmaktan çıkıyor; vatandaşın eksik bırakılmış işini tamamlayan kişiye dönüşüyor.

Yani devletin vermesi gereken hizmet, bir siyasetçinin kişisel lütfu gibi pazarlanıyor. “Gör beni, göreyim seni” anlayışı böyle doğuyor. Vatandaş da doğal olarak kendini bir siyasi yakınlık kurmaya mecbur hissediyor. Çünkü biliyor ki görünmezse işi görülmeyecek.

Böylece ortaya eşit yurttaşlık değil, bağımlılık ilişkisi çıkıyor. Oysa sağlıklı devlet düzeninde vatandaş siyasetçiye muhtaç olmaz. Hakkını almak için telefon trafiği yürütmez. Bir partiye yakın durmak zorunda hissetmez. Bilir ki kurallar kişiye göre değil, herkese göre işler.

Bizde ise tam tersi bir yapı oluştu. İnsanların işi özellikle bitirilmiyor. Çünkü bitmeyen her iş, yeni bir siyasi bağlılık alanı yaratıyor. Ve ne acıdır ki bu düzen artık istisna değil, neredeyse sistemin kendisi hâline geldi. “Seçim bitsin da halledeceğim…” Ve ne kötü, vatandaş da bile bile boş vaadin peşinden koşuyor

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.