Advertisement

Advertisement

Kıbrıs Türk toplumunun genetiği değişiyor

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
28/01/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


SADECE GENÇLER GÖÇ ETMİYOR BU ÜLKEDEN… AHLAK, LİYAKAT, ADALET DE BİZİ BIRAKIP GİDİYOR. ÇALIŞMANIN YERİNİ TORPİL, LİYAKATİN YERİNİ YALAKALIK ALDI… KIBRIS TÜRK TOPLUMUNUN GENETİĞİ DEĞİŞİYOR.

SAHTE DİPLOMA DAVASI, BASİT BİR DAVA DEĞİLDİR. YARGI, MEYDANI BU YALANCILARA BIRAKMAMALI. ÜLKE GENÇLİĞİNİN UMUDUNU ÇALAN BU AHLAK YOKSUNLARINA EN AĞIR CEZALAR VERİLMELİ. DÜRÜST İNSANLAR BU ÜLKEDE KENDİLERİNİ ASLA YALNIZ HİSSETMEMELİ

Sahte diploma olayının tartışmadığımız bir boyutu daha var. O da açgözlü bir şekilde kamunun tüm kaynaklarını ele geçirmek isteyenlerin yaratmış olduğu fırsat eşitsizliği. Bu ülkede herkes bir gencin üniversiteyi nasıl bitirdiğini, üniversiteyi bitirmek isterken neler çektiğini çok iyi bilir.

Bir ailenin çocuğunu üniversitede okutmak için hem maddi hem manevi neler çektiğini bu toplum yıllardır yaşayarak öğrendi. Fedakârlıkla, yoklukla, borçla okuyan binlerce genç var bu ülkede. İşte sahte diploma tam da bu emeğin karşısına dikilen büyük bir adaletsizliktir.

Düşünsenize, dondurmalı ekmek kadayıfı, okula para vermiyorsunuz. Üniversitedeki hocaların gelişimi sizi zerre kadar ilgilendirmiyor. Yapacağınız tek şey torpilli bir aracı bulmak ve onun sizi diplomaya ulaştırmasını sağlamak. Bu düzeni kurup tıkır tıkır çalıştırmışlar

Dirsek çürütmek yok, uykusuz geceler yok, sinir yok, stres yok. Arkadaşlarınızdan uzak kalmak yok, sosyal hayatınızdan vazgeçmek yok. Kısacası emek yok, bedel yok, fedakârlık yok. Geleceğinizden çalmak yok, yıllarınızı vermek yok, kendinizi tüketmek yok.

Yalnızca ne var? Siyasi bir güç, hatırlı bir aracı ve gerisi diploma. Sonra bu ülkede ya da dünyanın farklı yerlerinde dirsek çürüten gençlerle aynı noktada yarışıyorsunuz. Zaman ve emek harcayan, ailesine bir servete mal olan gençlerle aynı çizgiye geliyorsunuz.

Ve kim kazanıyor biliyor musunuz? Elbette siyasi olarak gücü olan. Bir noktadan sonra o diplomanın da bir önemi kalmıyor. Çünkü sistem, dürüst olanı değil kurnaz olanı ödüllendiriyor. Böyle bir ortam kendiliğinden oluşmadı, bilinçli olarak yaratıldı.

Açgözlüler doymadılar, makamlar yetmedi, mevkiler yetmedi. Hırslar hiçbir şeye yetmedi. Ve bu düzen adım adım çürütüldü. Düşünün ki “davarımı satar çocuğumu okuturum” anlayışıyla on yıllardır ayakta duran bir toplumdan bahsediyoruz. Nerden, nereye geldik

Bu anlayış, açgözlüler tarafından bilinçli biçimde bozuldu. Ne kaldı geriye? Üniversiteye gideceğine bir torpil bul, daha kolay işin olur mantığı kaldı.

Bu zihniyeti bu topluma kim dayattı, bunu hiç sorguluyor muyuz? Bunu hazmetmek mümkün mü gerçekten?

O ceza alsın, bu ceza alsın, o bu suçu işledi, bu şu suçu işledi. Biz bu meseleyi neredeyse bir dedikodu gibi tartışıyoruz.  Oysa asıl konuşmamız gereken yaratılan yıkımdır. Gençlerin psikolojisi üzerindeki etkidir. Umutsuzluk, öfke ve adaletsizlik duygusudur. Bunları düşünen var mı?

Bir de işin daha derin, daha tehlikeli bir boyutu var. Genetik kod olarak Kıbrıslı Türklerin yeniden ve yeniden başka bir insan topluluğuna bürünmesi.  Emek yerine kurnazlığı, ahlak yerine yalanı, liyakat yerine torpili merkeze alan bir yapıya dönüşüyoruz.

Bu bir tesadüf değil. Toplumsal çürüme böyle böyle geldi. Ve bugün geldiğimiz noktada sonuç ortada. Bugün liyakatin yerini torpil aldı. Eğitimin yerini yalan dolan ve kurnazlık aldı.  Böyle bir ortamda biz gençlere bu ülkede kalmalarını söylüyoruz.

Peki hangi adaletle, hangi vicdanla bunu söylüyoruz? Gençlere umut vermeden, düzeni düzeltmeden bu çağrı samimi olabilir mi? Bu çelişkiyle yüzleşmeden hiçbir yere varamayız.

Bu yaşananların tamamı toplumsal çürümeyi önleme adına iki kez cezalandırılmalıdır.

Hak yiyenler, başkasının hakkını yiyerek makam sahibi olanlar ağır bedel ödemelidir. Makam sahibi olduktan sonra görevini kötüye kullanarak torpili kamunun içine yerleştirenler affedilmemelidir.  Sahte diploma sahipleri kadar, buna aracılık edenler de suçludur.

İhale takipçileri bu düzenin parçasıdır. Bu zincirin hiçbir halkası masum değildir. Bu toplum çok kısa sürede çok ağır şeyler yaşadı, farkında mısınız?

Polis çalışıyor ama daha çok çalışmalı. Savcılık çalışıyor ama uyumamalı. Yargı cezalar veriyor ama bu cezalar caydırıcı olmalı.

Liyakati öldüren her karar, bu ülkenin geleceğinden bir parça daha koparır.

Gençlere “bu ülkede kalın” demeden önce, bu ülkede emeğin karşılığını verecek bir düzen kurmak zorundayız. Aksi halde giden sadece gençler olmaz. Giden bu ülkenin ahlakı, umudu ve yarını olur.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.