Kurşunların konuştuğu yerde devlet susamaz
26/01/2026
Hüseyin Ekmekci
U ÜLKE KORKUYLA YÖNETİLEMEZ, ÇETELERE TESLİM EDİLEMEZ. KURŞUNLARIN KONUŞTUĞU YERDE DEVLET SUSAMAZ. SİYASET SUSAMAZ. TOPLUM “ALIŞMAYACAĞIZ” DEMEK ZORUNDA. BİZ BU DÜZENİ KABUL ETMİYORUZ. BİZ ÜLKEMİZİ GERİ İSTİYORUZ
KONTROLSÜZ NÜFUS AKIŞI, SINIR KAPILARINDAKİ ZAFİYET, PERSONEL EKSİKLİĞİ, CAYDIRICILIĞI OLMAYAN CEZALAR VE “NASIL OLSA BİR ŞEY OLMAZ” DUYGUSU… CEZASIZLIK İNANCI, SUÇUN EN BÜYÜK CESARET KAYNAĞINA DÖNÜŞTÜ
Ülkenin bir köşesinde daha silah patladı. Bu kez Mağusa’da. Uzun süredir tehdit aldığı bilinen Hermes isimli oto galerinin sahibiyle bağlantılı olduğu konuşulan, yakın koruması olarak tanınan M.E., 12 el kurşunun hedefi oldu.
Olayın galeriyle doğrudan bağlantısı var mı, henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz çok daha vahim bir gerçek var: Kurşunlama, tetikçi, azmettirici gibi kavramlar bu ülkede artık “olağan” hale getirildi.
Bildiğim şu; biz ülkemizi geri istiyoruz. Kimsenin bu toprakları korku düzenine teslim etmeye hakkı yok. Ne burada çöreklenen tetikçilerin, ne onları yönlendiren yerli işbirlikçilerin, ne de yurt dışındaki bağlantıların… Bu ülke sahipsiz değil ve olmamalı.
Son aylara bakın. Galericiler hedefteydi, sonra tehdit çemberi genişledi. Döviz bürosu sahipleri, benzin istasyonu işletmecileri polise gidip “tehdit ediliyoruz” demeye başladı. Kurşunların adresi değişiyor ama yöntem aynı.
Aynı karanlık akıl, aynı korkutma dili. Ülke bir anda kurşunların gölgesinde yaşamaya başladı. Buradan salınan korkuyla da, “e ama neden hep galericiler?” gibi bir soru. Tekrar tekrar söylüyorum… Galerinin birinde kara para mı dönüyor? Cezasını devlet verecek, karanlık mafya grupları değil
Artık aynı gerekçeleri sıralamaktan yorulduk ama gerçekler değişmiyor. Kontrolsüz nüfus akışı, sınır kapılarındaki zafiyet, personel eksikliği, caydırıcılığı olmayan cezalar ve “nasıl olsa bir şey olmaz” duygusu… Cezasızlık inancı, suçun en büyük cesaret kaynağına dönüştü.
Bu tabloda Başbakan Ünal Üstel’in yaklaşımı da ne yazık ki güven vermiyor. Türkiye basınına çıkıp “silahlar Rum tarafından geliyor” demekle bu iş çözülmez. Eğer ortaya konan tek tespit buysa, bu sorun ne çözülmüştür ne de çözülür.
Evet, Türkiye’deki suç örgütlerinin güneydeki bağlantıları vardır. Ordan kaçıp oraya sığınıyorlar… Bu kadar basit… Bu doğru. Ama bu gerçeği söylemek, ülke içindeki organizasyonu, zafiyetleri ve eksikleri görmezden gelmenin bahanesi olamaz.
Mafya dediğiniz yapı çoktan sınır tanımıyor. Hayvan kaçakçıları birlikte çalışıyor, insan kaçakçıları kol kola, uyuşturucu şebekeleri dans ediyor. Tetikçi meselesinin bundan ayrı olduğunu sanan varsa, kendini kandırıyordur. Bu yapı yıllardır uzlaşmış durumda ve boşluk bulduğu her yere sızıyor.
Hakkını teslim edelim: Polis Teşkilatı’nın engellediği çok sayıda olay var. Ayrıca bugüne kadar faili meçhul kalmış bir kurşunlama ya da ciddi tehdit dosyası yok. Bu önemli. Ama bu tablo, riskin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, çemberin genişlediğini gösteriyor.
İşe acı gerçeği kabul ederek başlayalım. Artık güvende değiliz. Herkes potansiyel hedef. Bu mesele tek bir sektöre, tek bir açıklamaya, tek bir başlığa sıkıştırılamaz. Tedbirler sertleşmeli. Polis sadece sözle değil, personel, araç-gereç ve güçlü yasal düzenlemelerle desteklenmeli.
İşin bir de Türkiye boyutu var. Gerçek ve etkili bir istihbarat paylaşımı, anlık bilgi akışı ve sonuç alan bir operasyonel işbirliği olmadan bu çile bitmez. Kim tehdit ediyor, nerede, hangi yöntemle; bunların büyük kısmı zaten biliniyor. Geriye kalan tek şey hızlı, kararlı ve siyasi müdahaleden arındırılmış bir organizasyondur.
Bu ülke korkuyla yönetilemez. Kurşunların konuştuğu yerde devlet susamaz. Siyaset susamaz. Toplum “alışmayacağız” demek zorunda. Biz bu düzeni kabul etmiyoruz. Biz ülkemizi geri istiyoruz.
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































