Ortada ne bir yakınlaşma var, ne de 5+1 konferans için zemin…
02/02/2026
Hüseyin Ekmekci
HOLGUIN’UN SÖYLEDİKLERİ SON DERECE RAHATSIZ EDİCİ, SOĞUK AMA İTİRAF ETMELİYİZ Kİ GERÇEK. ORTADA NE BİR YAKINLAŞMA VAR, NE DE 5+ 1 KONFERANS İÇİN ZEMİN… UÇURUM DEVAM EDİYOR… TEK KAVGA “KİM HAKLI?” LİDERLER SADECE TOPLUMLARINI İKNA ÇABASINDA
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÖZEL TEMSİLCİSİ MARÍA ÁNGELA HOLGUÍN, ASLINDA HERKESİN GÖRDÜĞÜ AMA KİMSENİN AÇIKÇA SÖYLEMEYE CESARET EDEMEDİĞİ TABLOYU TEK CÜMLEYLE ORTAYA KOYDU. ÖNERİLER VAR, BEKLENTİLER VAR, AÇIKLAMALAR VAR… AMA EN UFAK BİR İLERLEME YOK… O ZAMAN KONFERANS DA YOK…
Nikos Hristodulidis, Rum lider olarak, masaya koyduğu beş maddelik öneri paketini sürecin “en doğru ilerleyiş modeli” olarak sunuyor. Israrcı. Anlatıyor. Anlattıkça da bunun bir ilerleme olduğunu iddia ediyor. Hatta devamında “dört de kapı” diyor, dördünü de kendine yontarak…
Ancak o beş maddenin satır aralarına bakıldığında, Kıbrıs müzakerelerinin neden yıllardır aynı noktada döndüğü çok net görülüyor. Çünkü öneriler Crans Montana’ya kaldığı yerden devam niteliğinde ve ucu açık, süreç belirsiz, bizi yeniden bir anlaşmazlığa götüreceği de kesin
Haliyle Tufan Erhürman temkinli. “Önce siyasi eşitlik ve elbette dönüşümlü başkanlık” diyor. Ucu açık müzakere istemiyor. Olası bir başarısız müzakere sonrasında da statükoya dönülmeyeceğinin garanti altına alınmasını istiyor. Önce “usul” diyor… Sonra “öze” geçmeyi öneriyor
Birleşmiş Milletler Özel Temsilcisi María Ángela Holguín, Kıbrıs müzakere sürecine dair herkesin bildiği ama kimsenin açıkça söylemek istemediği tabloyu tek cümleyle özetledi: Öneriler var, beklentiler var ama ilerleme yok. Ne bir yakınlaşma var, ne de umut veren bir hareketlilik.
Bu tespit, liderlerin kamuoyunu ikna etmek için anlattığı başarı hikâyelerinin tamamını boşa düşürüyor. Çünkü masada konuşulanlar ile sahadaki gerçeklik arasında derin bir uçurum var. Holguin defa dafa gidip geldi, Ankara- Atina arasında da mekik dokudu ama yakınlaşma yok…
Rum lider Nikos Hristodulidis, masaya koyduğu beş maddelik öneri paketinin sürecin en doğru ilerleyişi olduğunu savunuyor ve bunda ısrar ediyor. Güven artırıcı önlemlerden, teknik komitelerden, aşamalı ilerlemeden söz ediyor. Ancak bu beş maddenin ortak özelliği çok net…
Siyasi eşitlik baştan kabul edilmiyor, müzakereler için bir zaman sınırı öngörülmüyor ve olası bir başarısızlık halinde statükonun değişeceğine dair tek bir güvence dahi bulunmuyor. Yani süreç Rum tarafı açısından risksiz, bedelsiz ve konforlu bir alanda ilerliyor.
Buna karşılık Tufan Erhürman, dört maddelik önerisiyle bu kısır döngüyü kırmayı hedefliyor. Erhürman’ın yaklaşımı açık: Siyasi eşitlik müzakerelerin sonunda değil, başında kabul edilmeli. Süreç ucu açık olmamalı, makul bir zaman sınırı bulunmalı.
Ayrıca, müzakerelerin başarısızlığa uğraması halinde otomatik olarak eski statükoya dönülmemeli ve süreci bilinçli biçimde tıkayan taraf bunun bedelini ödemeli. Aslında bu dört madde, Kıbrıs Türk tarafının yıllardır yaşadığı hayal kırıklıklarının kısa bir özetidir.
Liderler anlatıyor, açıklama yapıyor, kamuoylarına mesajlar veriyor. Ancak gerçek şu ki, iki yaklaşım arasında en ufak bir yakınlaşma yok. Metinler birbirine yaklaşmıyor, pozisyonlar yumuşamıyor, kırmızı çizgiler yerinden oynamıyor. Her lider kendi tezini anlatıyor, kendi kamuoyuna oynuyor.
Holguin’in rahatsız edici tespiti tam da bu noktada anlam kazanıyor. Duayen gazeteci, Haber Kıbrıs Yazarı Yusuf Kanlı hepimizi kıskandıracak bir görüşme gerçekleştirdi, Holguin ile. BM görevlisi aslında süreci herkesin suratına bir tokat gibi vurdu
Ortada bir yakınlaşma ya da ilerleme yok. Ve gerçek: Birleşmiş Milletler açısından ilerleme yoksa, beş artı bir konferansın da bir anlamı yok. Konferanslar, tıkanıklığı fotoğraflamak için değil; ilerlemeyi taçlandırmak için yapılır. İlerleme yoksa, konferans çağrısı da anlamsızlaşır.
Bu nedenle Holguin’in bir süre gelmemesi ihtimali de sürpriz değil. Ortada hareket yoksa, yakınlaşma yoksa, umut yoksa diplomatik trafiğin de bir karşılığı kalmıyor. Bu, taraflara verilen son derece net bir mesajdır. “Siz bir yakınlaşma sağlayın, sonrasına bakarız…”
Liderler zaten BM olmadan bir masa etrafında görüşme kararı aldılar. Eğer böyle bir ortam yaratılırsa, belki en azından BM temsilcisini adaya çağıracak bir zemin yaratabilir. Masadaki yedi öneriye bakınca, açıkçası kısa sürede böyle bir yakınlaşma beklemiyorum…
Liderler istediklerini söyleyebilir. Destekçiler alkışlayabilir. Muhalifler sert eleştiriler yapabilir. Ama masanın hakemi olan Birleşmiş Milletler’in kayda geçtiği gerçek değişmiyor: Masada en ufak bir ilerleme yok. İlerleme yoksa, uluslararası bir konferansa da gerek yok…
- Bu ülkede en büyük eksiklik yasa değil, denetimdir
- Bu ülkenin yeniden ayağa kalkabilmesi için önce karakterini toparlaması gerekiyor
- Lefkoşa'nın nefes alacağı güzelim park pisliğe teslim edildi...
- Siyaset kendi sorunlarını çözmekten aciz...
- Siyaset kurumu hiç bu kadar kötü olmamıştı
- UBP'de krizler bitmedi, vatandaşın da iki yakası bir araya gelmedi
- Vatandaş kaderine terk edildi
- Döviz aldı başını gidiyor...
- Vicdanlı, kendini düşünmeyen siyaset insanlarına ihtiyacımız var
- Hiç kimse, hukukun üstünde olmamalı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































