Advertisement

Advertisement

Siyaset, öfke boşaltma alanı değildir

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
04/02/2026


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci


KÜFÜRLE KONUŞANI CESUR, BAĞIRANI GÜÇLÜ, HAKARET EDENİ “İYİ MUHALEFET”, SALDIRANI, YUMRUK SALLAYANI GÜÇLÜ İKTİDAR ZANNEDEN BİR ANLAYIŞ OLUŞTU. TRİBÜN DİLİ TALEP GÖRDÜKÇE, ÇÖZÜM DİLİ GERİ PLANA İTİLİYOR. ALKIŞLANAN SİYASET, ZAMANLA NİTELİKSİZLEŞİYOR

SİYASET, ÖFKE BOŞALTMA ALANI DEĞİLDİR. HAKARET KOLAYDIR; ZOR OLAN İSE ÇÖZÜM ÜRETMEK. ZOR OLANI SEÇMEYENLER, GÜNÜ KURTARIR… SOSYAL MEDYA GOYGOYUNA HAPSOLAN KABA BİR DİL MECLİSİ ESİR ALDI

KKTC Meclisi’nde sinirler iyice gerildi. İktidar da muhalefet de dili sertleştirdi, üslup yer yer çirkinleşti. Kaba sözler, karşılıklı hakaretler ve bağırış çağırış artık siyasetin ana malzemesi hâline geldi. Bunun önemli bir bölümünün kamuoyuna yönelik bir gösteri olduğunu hepimiz biliyoruz.

Bu durum artık kabak tadı verdi. Muhalefet, bu dille seçmene daha kolay ulaşacağını zannediyor. Sosyal medyada alkışlayan, pohpohlayan bir kitle de var elbette. “Hırsız, yolsuz, arsız, rüşvetçi” denildi mi, “hadi be oyannı, defol be sen da” diye bağırıldı mı, bir kesim mutlu oluyor. Sanki siyaset, hakaret yarışına dönmüş gibi

Ama herkes biliyor ki, kameralar kapandığında tablo değişiyor. Az önce birbirine en ağır sözleri söyleyenler yan yana geliyor. “Kusura bakma yahu, tansiyon” deniyor, kahve içiliyor, sigara yakılıyor. Sosyal ilişkiler devam ediyor. Bunu tahmin etmiyorum; 1993’ten beri bizzat gözlemliyorum.

Peki bu dil, bu üslup topluma ne kazandırıyor? Hiçbir şey. Tam tersine, siyasete olan güveni aşındırıyor, siyasetçiye duyulan saygıyı yok ediyor. İnsanlar artık söylenene değil, kimin kime bağırdığına bakıyor. İçerik kayboluyor, çözüm konuşulmuyor.

Meclis İçtüzüğü, etik kurallar ve disiplin mekanizmaları kâğıt üzerinde vardır ama fiilen işletilmez. Hakaret eden, kişisel saldırıyı siyaset sanan, kürsüyü tehdit alanına çeviren vekile karşı uyarıdan men cezasına kadar uzanan bir irade gösterilmedikçe bu tablo değişmez. Tribünlere oynayan vekil sayısı daha da artar

Bu dili sadece siyasetçiler üretmiyor, toplumun bir bölümü de alkışlıyor. Küfürle konuşanı cesur, bağıranı güçlü, hakaret edeni “iyi muhalefet” zanneden bir anlayış oluştu. Tribün dili talep gördükçe, çözüm dili geri plana itiliyor. Alkışlanan siyaset, zamanla niteliksizleşiyor.

Bugün siyaset ve siyasetçi güven endeksinde dibe vurduysa, bunun sorumluları sadece sistem değil. Tribünlere oynayan, doğal davranmayan, hakareti siyaset sanan aktörlerin de bu tabloda büyük payı var. Siyaset bağırarak değil, inandırarak yapılır. Bunu unutanlar, önce kendilerine sonra topluma zarar veriyor.

Bugün, iktidardaki bakan ve milletvekillerine bu tondan, bu çizgiden ve bu üsluptan saldırmayı maharet sayanların, yarın iktidara geldikleri zaman karşılaşacakları tavır da bu olacak. Hiç kuşkusuz, bu söylediğimi de zaman yaşayarak öğretiyor. Bugün yediğiniz hurmalar, yarın ensenizi tırmalayacaktır.

Haliyle aynı şey bugün iktidarda olan için de geçerli. Her eleştiriye hakaretle, her çaresiz kaldığı anda voyvoda gibi kavgaya girişerek karşılık vermek de aynı kapıya çıkıyor. İçi boş, seviyesiz, doğru cümlelerle karşılık veremeyen, niteliksiz tavırlar çaresizliğin eseri.

Peki vatandaşın beklediği bu mu? Bizim kaybedecek zamanımız var mı? UBP ve CTP’nin, bugünden başlayarak Meclis’te en geniş iş birliğini göstermesi gerektiğini savunuyorum ve bunda son derece ısrarlıyım.

Zira bu siyasi ortam, tabandan siyasetin üzerine gelen baskılar, beklentiler, toplumun alıştırıldığı siyasi rüşvet çarkı, siyasetçinin “tabana rüşvet vermezsem bir daha seçilemem” çaresizliği bizi mahvediyor. Bu UBP’li vekil için de CTP’li vekil için de aynı. Siyaset yapma zemini kayboldu

Bu nedenle diyorum ki, yeni bir sayfa açmalı bu ülke. Bu pisliklerden ve pis ortamdan tamamen kurtulmak istiyorsak, bunun yolu tam demokrasidir. Bunun için de hem siyasetin hem de yargının önünü açacak yasaların bir an önce çıkması gerekiyor.

Seçim ve Halkoylaması Yasası, yargı reformunu içeren anayasal değişiklik paketi için birlikte mücadele, vergi reformu ve kamu reformunu içeren bir paketle işe başlanabilir. Zira iktidarlar değişse de bu statüko değişmiyor. Bu statüko değişmediği sürece de siyasetçinin topluma yönelik sağlıklı siyaset yapma ortamı kayboluyor.

Ben de açıkçası parlamentonun bu durumundan sıkılanlardanım. Eminim seçmenin goygoyu hoşuna giden üç-beş vekil dışında da kimse bu yaşananlardan hoşnut değil. Vakit kaybetmeden yeni bir parlamento yapısına ihtiyacımız var. Ama önce değişim kafalarda başlamalı

Ama öncesinde, “toplumsal” düşünmek UBP’nin de öncelikli görevi olmalı. Aksi takdirde, son 25 senede olduğu gibi, isimler değişir, makamlardakiler değişir, torpil yapanlarla torpilden medet umanlar değişir ama ülke kötüye, daha da kötüye gitmeye devam eder… Görev de sorumluluk da siyasetin.

YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS: hüseyin ekmekçi, siyaset, öfke, kavga
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.