Ursula Hanım, varillerden usanmadı mı?
16/01/2026
Levent Kutay
Avrupa Birliği, kendisini uzun yıllardır “değerler birliği” olarak tanımlıyor…
İnsan hakları, eşitlik, hukukun üstünlüğü…
Ancak nedense konu Kıbrıs ve özellikle Kıbrıslı Türkler olduğunda, bu değerler çoğu zaman Berlaymont Koridorları’nda sessizliğe gömülüyor.
Ursula von der Leyen’in Avrupa Komisyonu Başkanlığı döneminde bu mesafeli duruş, yalnızca devam etmekle kalmadı, kalıcı hale geldi….
2004 Annan Planı referandumu, AB’nin Kıbrıslı Türklere verdiği ama tutmadığı sözlerin miladı olarak hafızalara kazındı.
Plana “evet” diyen Kıbrıslı Türkler, uluslararası izolasyonların hafiflemesi yönünde beklentiye sokulurken; “hayır” diyen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) AB’ye tam üye yapıldı.
Bu çelişki, AB’nin tarafsız bir arabulucu değil, fiilen tek taraflı bir aktör gibi davranacağının işaretiydi.
Von der Leyen döneminde ise bu yaklaşımın sorgulanması bir yana, adeta kurumsallaştığı görüldü.
Komisyon Başkanı olarak Von der Leyen, Kıbrıs meselesinde çoğunlukla üye devlet dayanışması söyleminin arkasına sığındı.
Ancak bu dayanışma, pratikte GKRY’nin AB içindeki veto gücünü kullanarak Kıbrıslı Türklerin görünmez kılınması anlamına geldi.
Kıbrıslı Türk Liderle görüşmekten, özellikle kaçınıldı…
Görüşme seviyesi Teknik Müdür Mario Nava ya da Sözde Temsilci Johannes Hahn seviyesine indirgendi…
Doğrudan ticaret tüzüğü yıllardır rafta…
Yeşil Hat Tüzüğü’nün kapsamı sınırlı ve sembolik. AB fonları ise çoğu zaman teknik projelerle sınırlı kalıyor…
Von der Leyen, mesafeyi daha da derinleştirdi.
Rum liderin, iç kamuoyunda, her siyasi kriz yaşadığında Ursula Hanımın, apar topar Güney Kıbrıs’ı ziyaret etmesi, trajikomik ritüele dönüşen varillerin arkasından, güya şaşırmış mimiklerle verilen fotoğraflar vermesi…
Ursula Hanım, sanırım 4 ya da 5. Kez aynı yeri ziyaret ediyor…
AB’nin bu mesafeli tutumu, Kıbrıslı Türkleri cezalandırma niyeti, sanırım daha da ileri boyuta taşınacak gibi görünüyor…
AB’nin ahlaki üstünlüğünden söz etmek giderek zorlaşıyor.
Von der Leyen dönemi AB- Kuzey Kıbrıs ilişkilerinde kayıp bir dönem olarak anılabilir.
Kıbrıslı Türklerle doğrudan ve cesur bir ilişki kurmak; yalnızca adadaki çözüme değil, AB’nin kendi değerlerine olan inancına da katkı sağlayabilirdi.
Brüksel bunu yapmadı.
Mesafe korundu, statüko kollandı.
Bedelini ise yine Kıbrıslı Türkler ödedi.
- Güney Kıbrıs seçimleri… Meclis Başkanlığı DİKO’ya doğru…
- Anita artık Niko’ya rakip…
- Sadece Arda’ya değil, Kıbrıslı Türklere ayıp edilmiştir…
- “Keşke başbakan kalsaydım” sözünün arkasındaki büyük kırılma
- Paradoks… 22 yıl önce bize Hayır dediler, bugün bize inat AB Zirvesi yapıyorlar…
- Türk Devletlerine burun kıvırma lüksümüz yok
- Türkiye’nin “merkez aklına” doğrudan hitap…
- Bugün dikilen fidanlar, yarın bu ülkenin gölgesi olacak
- Neden durduk yere yeniden Erenköy’ü istiyor?
- Adalet enkazın altında kaldı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız















































































































































