Daha karanlık günler yakındır

ads ads ads ads
11/06/2022

ads

Mehmet Hasgüler Mehmet Hasgüler


Daha karanlık günler yakındır

Pandemi sınavını milyonlarca kayıp verse de büyük oranda atlatan insanlık şimdi de büyük bir ekonomik ve ahlaki sınavla karşı karşıya. Zaten pandeminin vurduğu ekonomiler, Ukrayna’daki savaşın etkileriyle bir kez daha sarsıldı. Böyle bir ortamda siyasetin kendisine rota çizmesi zor olsa da gelişmiş demokrasilerin bu zorlu dönemi daha az hasarla atlatmasını normal karşılamak gerekir. Türkiye ve KKTC gibi ülkeleri ise çok ama çok daha karanlık günler bekliyor.

Ekonomik krizi en can alıcı şekilde yaşayan Türkiye tamamen seçime kilitlenmiş durumda. 2001 ekonomik krizinin yarattığı fırtına sonucu bir yıl sonra iktidar olan Ak Parti, kendince bir “ekonomik mucize” yaratmıştı ve bu sayede 20 yıldır iktidarda kaldı. Erkene alınmazsa tam bir yıl sonra yapılacak seçimlerde ise işleri zor. Ekonominin düzeleceğine dair bir işaret olmadığı gibi, farklı siyasi görüşten birçok yorumcu felaket senaryoları çiziyor. Yalnızca yoksul halk kesimi değil orta sınıf da büyük darbe yemiş durumda. Evlerde zamların konuşulmadığı tek bir gün dahi yok.

Bizim için de gelecek pek parlak değil. Adına PROTOKOL denilen ve Türkiye’yle imzalanan anlaşmaya bakmak geleceğimizin karanlık olduğunu anlamaya yeter de artar bile. Şahsen, daha girişinde “KKTC Türkiye’nin ulusal güvenlik meselesidir” gibi bir cümle bulunan anlaşmadan pek hayır beklemiyorum. Böyle özensiz yazılan ve önceliği “ulusal güvenliğe” ayıran bir anlaşmadaki ekonomik ve sosyal yönlerin ikinci planda kalması da kaçınılmaz elbette. Sonuçlarını hep birlikte göreceğiz.

Son imzalanan protokol yaşı yeten birçok kişi gibi bana da 1986-1987 yıllarındaki ekonomik önlemleri hatırlattı. Türkiye’deki 1970’li yıllardaki kamucu anlayışın etkisiyle, Kuzey Kıbrıs’ta da Rumdan kalan fabrikaların üzerine Kamu İktisadi Teşebbüsleri kurulmuştu. Bunu önerenler askeri idareyle birlikte kodese tıkıldılar. Ardından yeni partiler piyasaya sürüldü. Türkiye’de rahmetli Turgut Özal’ın radikal ekonomik yaklaşımları ve başlatmak istediği özelleştirme furyası en önemli tartışma konusuydu. Özal yeni kurulmuş KKTC’ye “Maydonoz bile ekmenize gerek yok, Mersin’den gelecek” diyor, kendi kamu karşıtı ekonomik yöntemlerini dayatıyordu. Arkasından tufan geldi, şimdi de benzerini yaşıyoruz.

İktidarımız ne yazık ki yaşananlara seyirci durumunda. Muhalefet ise günlük karşı çıkışlar dışında bir performans sergileyemiyor, umut verici bir politika üretemiyor. Ülkemizin açık gerçeklerinin ciddi bir muhasebesini yapacak, somut öneriler geliştirecek bir siyaset anlayışına ihtiyaç var.

Önceki yazılarımda değindiğim gibi siyasetimizin acıklı hali bugünün meselesi değil. Evvelden döşenen yanlış taşlarla oluşmuş bir zeminden söz ediyoruz.  Geçmişin yanlışlarının özeleştirisi yapılmadan devam edildiği için bir zaman sonra insanlara ıstırap veren bir rejimle yönetilecek duruma gelmemiz kaçınılmazdı ve nitekim öyle oldu. Ama artık bu şekilde “idare edilmemiz” mümkün görünmüyor. Siyasetin sıklet merkezinin ekonomiden dış ilişkilere, eğitimden sağlığa kadar birçok alanda daha müreffeh, mutlu ve huzurlu bir yaşam için politikalar üreten bir kimliğe kavuşması kaçınılmazdır.

Son olarak, Türkiye’de iktidarın değişme ihtimaline bel bağlayanlara da şunu söylemek isterim. Seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Türkiye-KKTC ilişkilerinde radikal bir değişiklik beklememek gerekir. Zira Türkiye muhalefetinin Kıbrıs yaklaşımı da iktidardan çok farklı değil. En önemlisi de şu, Kıbrıs konusu Türkiye’de az bilinen ama çok şey bilindiği sanılan ender meselelerden birisidir. Siyaset kademeleri de bu durumdan azade değil maalesef.

 

11/06/2022 10:21
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: Mehmet Hasgüler
MANŞETLER

HK Mehmet Hasgüler

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.