Yannakis Matsis: Kıbrıs “yozluk adası” haline geldi!

ads ads ads ads
09/03/2022

ads

Mehmet Hasgüler Mehmet Hasgüler


Kıbrıs’ın “ön” milliyetçiliği döneminde çiçeği burnunda bir mücadele adamıyken Yunanistan’la birleşme(ENOSİS) amacıyla EOKA saflarında yer almış Yannakis Matsis. 1974 sonrasında da aktif siyasetin içinde. 1990’larda merkez sağın önemli isimlerinden biri durumuna geliyor ve nihayet Kıbrıs’ın Rum yarısının AB üyeliği sürecinde 24 Nisan 2004’teki referandumda Annan Planı’nın reddedilmesi için çalışıyor ve ülkesinin bugün bulunduğu durumda kendi çapında rol oynuyor. Yani uyuşmazlığın sürmesinde karınca kararınca katkısını koyuyor!  

Kendisini 3 Mart 2022 akşamı Arif Hasan Tahsin Vakfı’ndaki konferansında dinleme fırsatı elde ettim. Sanırım konferans geniş katılımlı tutulmak istenmediğinden duyurusu da bilerek yapılmamıştı. Seçkin ve kıymetli 30’a yakın siyasetçi, milletvekili, gazeteci ve ilgili bazı yurttaşlar kendisini dikkatle dinledik. Bu tür konferansların sayısını artırmak diyalog açısından faydalı olduğunu bir kez daha gördük.

Matsis Klerides’ten sonra DISI başkanlığına seçilmiş ve 1993-1997 yılları arasında merkez sağın en büyük partisinin liderliğini yürütmüştü. 1997 yılında parti başkanlığına Nikos Anastasiadis geldi ve 2013’te cumhurbaşkanı seçilince parti başkanlığından ayrıldı. Yani Matsis ve şimdiki Kıbrıs Cumhurbaşkanı Anastasiadis arasında bir halef-selef ilişkisi vardı ve bu açıdan Matsis’in söyleyecekleri önem arz ediyordu.

Önce bu konuya ilişkin küçük ama önemli bir anekdot ve bilgi vermek istiyorum. Rum tarafında 2004 yılındaki Annan Planı referandumunda evet kampanyası yürüten yegâne parti Anastasiadis liderliğindeki DISI olmuştu. Kuzeyde ise Denktaş ve UBP ile bazı küçük çevreler hariç neredeyse herkes evet cephesindeydi. Güney Kıbrıs’taki evet kampanyasının görünen yüzü Anastasiadis, gizli aktörü ise DISI kurucusu olan asırlık çınar Glafkos Klerides’ti. Bunu şimdiki Cumhurbaşkanı Anastasiadis’in çözüm konusundaki ikircikli tutumundan ve tarihi rol oynama hususundaki isteksizliğinden anlıyoruz. Durumun böyle olduğunu bilmek, Anastasiadis’in dahil olduğu son dokuz yıllık Kıbrıs müzakerelerinin geldiği nokta bakımından da ayraç oluşturuyor. Elbette Anastasiadis’in tutum ve yaklaşımını dün olduğu gibi günümüzde de Batının içindeki bir çevreye ve güç bloğuna bağlı olmadan anlamak da yanıltıcı olabilir.  

Yannakis Matsis’in ise DISI’nın kurucusu ve kendinden önceki genel başkanı olan merkez sağın duayeni Kleridis ile ters düşüp 2004 referandumunda AKEL lideri Hristofyas ile birlikte Papadopulos’un ret cephesinde yer alması hayli tuhaf bir durumdu. Matsis 3 Mart akşamı yaptığı konuşmada plana hayır verme sebeplerini aslında açık ve dürüst biçimde federasyona karşı olmasıyla izah etmekle kalmadı, konuyu AB’nin din, dil ve ulusallık ayrımı yasağına kadar bağladı. Ayrıca iki toplumlu, iki bölgeli federal çözümün uluslararası mahkemeler tarafından kabul görmeyeceğini savundu. BM ve AB’nin resmi kararlarının federasyonu destekliyor olmasına bakmaksızın bu izahatı yapması bana ilginç geldi. Halbuki 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti anayasasındaki dil, din, ulusal sınıflandırmalar ve haklar açıkça yazılıyken, Rumlar hiçbir kritere bakılmadan 1 Mayıs 2004 tarihinde AB üyesi yapıldı. Matsis’in bir çelişkisi de şuydu; Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran uluslararası antlaşmalara aykırı biçimde AB üyesi yapılan “yarım Kıbrıs”ı kimse sorgulamazken kurulacak federasyondaki eşit hakların ayrımcılık olarak okunacağını iddia ediyordu. Kısacası bu kısımları inandırıcı ve tutarlı bulmadığım gibi hayalci gördüğümü söylemeliyim.

Konuşmasında iki önemli konuya da değindi Matsis. Birincisi, doğalgaz konusunda işbirliği yapılmasının iki toplumun doğrudan zenginleşmesini sağlayacağını altını doldurarak söylemesiydi. Bu konuyu Rusya’nın Ukrayna’yı işgal sürecinden bağımsız okumak istemediğimden başka bir yazıya konu etmek istiyorum. Konuşmasındaki diğer mühim konu ise iki taraftaki siyasi yetersizlikten ve devamında Kıbrıs’ın “yozluk-yolsuzluk” ülkesi olduğundan söz etmesiydi. Kıbrıs’ın bu alanda AB üyesi ülkeler arasında son sıralarda olduğunu da belirtti. Bu konuda kendisine katılıyorum, zira bir AB ülkesinin cumhurbaşkanı olan Anastasiadis para karşılığı pasaport sattığı skandallarıyla gündeme gelirken kuzey tarafta da “kara para”-siyaset ilişkisinin ayyuka çıktığı bir dönemden geçiyoruz. Bu sorunları kısa vadede çözmek bir yana hem kuzeyde hem de güneyde iç siyasetteki ideolojik boşluğun, ilkesizliğin ve vizyon kaybının dar sokaklarında hepimiz daha çok sıkıntı yaşayacağız. Bunu tüm Kıbrıs partilerinin eylem ve söylemlerindeki en azından son 47 yıllık süreçteki dönüşümün yönüne bakarak da anlamak mümkündür.                  

09/03/2022 08:16
Bu habere tepkiniz:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad
TAGS: mehmet hasgüler
MANŞETLER

HK Mehmet Hasgüler

© 2019 Digihaber Portal Services Ltd. Haber Kıbrıs.