Güvenliğin gölgesinde gerginlik diplomasisi…
24/11/2025
Levent Kutay
Erhürman–Hristodulidis görüşmesinin ardından, Kıbrıs meselesinin ne kadar kırılgan bir zeminde durduğunu hatırladık aslında…
Özellikle Hristodulidis’in Türk askeri ve garantiler konusunda yaptığı çıkışlar, görüşmenin önüne geçti…
Çünkü bu açıklamalar, taraflar arasındaki güvenin, zaten zayıf olan damarlarına yeniden baskı yaptı.
Hristodulidis’in söylemleri yeni değil; Güney’in uzun süredir tekrarladığı çizginin devamı. Ancak zamanlama ve ton bu kez daha sert bir yankı buldu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden bu yana “yeni bir dinamizm” yaratmaya çalışan Türk tarafının, tepkisi gecikmedi…
Rum Liderin, “müzakereye hazırız” deyip, ara bölgede içilen kahvenin telvesi kurumadan, güvenlik ve garantileri kategorik biçimde reddetmesi, samimiyet tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Oysa Kıbrıslı Türkler açısından güvenlik, masada pazarlık malzemesi değil, tarihsel deneyimlerle şekillenmiş bir ihtiyaç.
Hristodulidis’in yaklaşımının, sorunu çözmeye değil, ilk etapta zaman kazanma, en kötü senaryo ile de çözümsüzlüğe hizmet ettiğini görmek gerekir.
Gerçek şu ki: Ne Türk askeri ne de garantiler, bir günde ortadan kalkabilecek sembolik unsurlar değil. Bunları yok sayarak ilerlemek mümkün değil.
Diğer yandan, Hristodulidis’e, görüşmenin hemen ertesinde bu sözleri söylettiren gerçekleri de sorgulamak gerekiyor…
Siyasi parti tabanı olmayan, kilise ve derin devlet desteği almış Hristodulidis, siyasette aynı dengeyi gözetip, aynı ekiplerin desteğini arıyor… DİKO, ELAM ve özellikle DİSİ içindeki eski EOKA’cıların desteğini kaybetmek istemiyor…
Erhürman’la sarılıp, kucaklaşmanın, çok da içerik taşımadığını, bu sözlerle dengelemek istedi anladığım…
Evet…
2017’de Türkiye askerin aşamalı çekilmesini önermiştir… Ama karşılığında, Rum Tarafı, siyasi eşitlik için “asla” diyerek masadan kalkmıştır…
Diplomasi, bazen geri adım atarak ilerlemeyi gerektirir.
İşte bu yüzden, açıklamalardan çok, bundan sonra atılacak adımlar belirleyici olacak…
- Güney Kıbrıs seçimleri… Meclis Başkanlığı DİKO’ya doğru…
- Anita artık Niko’ya rakip…
- Sadece Arda’ya değil, Kıbrıslı Türklere ayıp edilmiştir…
- “Keşke başbakan kalsaydım” sözünün arkasındaki büyük kırılma
- Paradoks… 22 yıl önce bize Hayır dediler, bugün bize inat AB Zirvesi yapıyorlar…
- Türk Devletlerine burun kıvırma lüksümüz yok
- Türkiye’nin “merkez aklına” doğrudan hitap…
- Bugün dikilen fidanlar, yarın bu ülkenin gölgesi olacak
- Neden durduk yere yeniden Erenköy’ü istiyor?
- Adalet enkazın altında kaldı
- TÜM YAZILARI için tıklayınız














































































































































