Advertisement

Advertisement

Hükümet ne yapıp edip, gene getirecek

YAYIN TARİHİ:
Haberi dinle
Butona tıklayın: oynat / duraklat
Hazır
ads ads
27/01/2012


Hüseyin Ekmekci Hüseyin Ekmekci



1. Sosyal Güvenlik Yasası…
2. Kıb-Tek’in özelleştirilmesi…
“Özerkleştirilmesi” demiyorum…
Özelleşmesi…
Hükümet, çok gitmez her iki yasayı da gündeme getirecek…
Zira, hükümetin anlattığı başka, yaptığı başka…
Sosyal Güvenlik Yasası, emeklilik yaşının hesaplanması tablosunu 50’li yaşlardan, 30’lu yaşlara kadar aşağıya çekmiştir.
Sosyal Sigorta maaşları ödenemiyor. Bu yasa bu sorunu çözmez… Maaşlar kısa süre içinde yine ödenemeyecek.
Bu haliyle bu yasa “derde deva” değil.
Neden? Hükümet diyor ki, “Sistem çöktü”… Çöken sistemi tamir edecek olan bu yasa değil.
Göreceksiniz, “3 yıl, beş gün” bu yasa gene gündeme gelecek.
Gelelim elektriğe…
Göreceksiniz, bu krizi savuşturan hükümet, kısa sürede bu konuyu da gündeme getirecek.
Toplumun gazı alındı.
Özelleştirme Yasası Meclis’e gelecek ve yasalaşacak…
Sonrasına da hükümet karar verecek.
İstediği kurumu özelleştirebilecek hükümet…
Göreceksiniz, hep beraber yaşayacağız…
Telefonu da…
Kooperatif Merkez Bankası bünyesinde bulunan, sütü, gazı, yemi de…
Ercan’ı da…
Devletin yerine getirdiği görevlerden herhangi birini de…
Elektriği mi özerkleştirecek?
Devletin hiçbir birimi için “özerkleştirme” politikası olmayan hükümet, Elektrik Kurumu’nu mu özerkleştirecek…
Velhasıl, bu dere var ya bu dere…
Altından daha çok sular akıp gidecek.
Biz ki, her alanda reformu gündeme alıp, topyekun bir yapı için mücadele etmeyeceğiz…
Hayatın her alanını çağdaşlaştırmayacağız…
Her taraf döküm saçım kalacak.
Gücü olan kendi statükosunu koruyacak, gücü olmayan yok olup gidecek…
El- Sen gücü olduğu için Kıb-Tek aynen devam edecek hatta özerkleşecek?
Peki Ercan ne olacak?
Kimin umurunda…
Dediğim gibi işte…
Biz ülke olarak “topyekun bir çağdaşlaşma” programına sahip olmadığımız için…
Değişim istemediğimiz için…
Çözümsüzlükten de, izole edilmişlikten de rant sağlamaktan mutlu olduğumuz için…
Kendi durumumuzdan başka her şeyin değişmesine sıcak baktığımız için…
Bu ülkede hakça ve adaletin önde olduğu bir düzen istemediğimiz için…
Hayat böyle devam edecek.
Maalesef tablo budur.
Günün sonunda hükümet bugünü geçiştirecek.
UBP devam eder ya da etmez, sorunlar, benzer konular yeniden gündeme gelecek…

Salih Akdeniz…
20002-2005 yılları arasında radyo televizyon programlarımızın müdavimiydi.
Özellikle Annan Planı için “mutlaka” diyen ve bunu, “Ben Türkiye’den geldim ama durumumuzun ne olduğunu artık bilmek istiyorum” ifadesini kullanan ender isimlerdendi.
Aydınköy’de misafiri olmuş, kahvesini içmiştim…
Uzun süredir haber alamamıştım.
Dün akşam saatlerinde haber merkezimiz ismini öğrenince “acaba” dedim.
Sevgili Gürsel Karagözlü abimiz de resimlerini atınca emin oldum…
Salih abimizdi…
Meğerse bu kısacık sürede hayatı altüst olmuştu…
Evi yanmış…
Ailesinden kopmuş, burnumuzun dibinde ser sefil bir hayat yaşamaktaymış meğer…
Bu olayın içinde bir de sorumsuzluk var.
Nöbet için yapılmış bir kulübede yaşamasına izin verenler kim?
İnsanlık mı bu?
Bir vatandaşın sorunu böyle mi çözülür? Ya da bu çözüm mü olur…
Sosyal devlet olmayı başaramamış, fakirine, düşkününe sahip çıkamayan bir yapı…
Fuhuşun kol gezdiği başkent sokaklarında, nöbet kulübesi gibi küçük bir yerde…
Salih Akdeniz sessiz sedasız yaşama veda etti.
Cenazesine sahip çıkacak biri de bulunamadı…
Aile reddetti… Muhtemelen cenazesini belediye kaldıracak, bir mezar taşı da ya olacak, büyük bir ihtimalle de olmayacak…


YAYIN TARİHİ:
Habersiz kalmamak için Telegram kanalımıza katılın
ad ad
TAGS:
MANŞETLER

HK Hüseyin Ekmekci

Advertisement
© 2024 Haber Kıbrıs Medya Danışmanlık ve Matbaacılık Ltd.